Emek

Published on Aralık 13th, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Flormar Direnişçisi: Başladığım Kişi Değilim Şu An

TÜRK-İŞ’e bağlı Petrol-İş Sendikasına üye oldukları için Flormar Kozmetik Firması’nda işten atılan 132 işçinin fabrika önünde başlattığı direniş 212’inci gününe sürüyor. İşçiler Valiliğin yasaklamalarına tepki göstererek bir defa da işçiden yana olun diyor.

Kocaeli Valiliği tarafından işçilerin ısınmak için ateş yakması ve ses aracından müzik çalınması yasaklanmıştı. İşçiler soğuk havaya rağmen direniş alanını terketmiyor.

Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde (GOSB) yer alan Flormar Kozmetik Firması’nda sendikalaşmak istedikleri için işten çıkarılan 132 işçinin 15 Mayıs’ta fabrika önünde başlattıkları işe sendikalı olarak geri dönme mücadelesi 212 gündür devam ediyor.

Direniş alanında görüştüğümüz tüm işçiler, fabrikaya sendikalı olarak dönecekleri güne kadar direnmeye devam etmekte kararlı olduklarını belirterek ateş yakmalarının, çadır kurmalarının ve ses araçlarının valilik tarafından yasaklanmasını eleştirerek yetkililerin işçiden yana tavır alması gerektiğini vurguladılar.

Başladığım Kişi Değilim Şu An

Şirketin büyüdüğüne ve iyi zamlar yapılacağına çalışırken ikna edildiklerini fakat hiç bir sözün yerine getirilmediğini belirten Nahide Erdoğdu, ” Bizi ikna ettiler büyük vaatlerle ama gördük ki umutlarımız istediğimiz gibi olmadı. Biz haklarımızı savunması için Petrol-İş’e üye olduk, biz üye olduktan sonra üyeliğimizi geri çekmemiz için ikna etmeye uğraştılar. Bir orta yol bulamayınca biz de arkadaşlarımıza arkadaşlarımıza destek verdiğimiz için kapının önüne koyulduk. ” dedi.

Direnişin ilk günü ile bugün arasındaki farkı sorduğumuz Erdoğdu, ” Başladığım kişi değilim şu an, o zamanlar biz bu direnişi ve dışarıdaki insanların birbirine bağlılığını bilmiyorduk. Mesela dışarıdan böyle örgütlenmiş ve direnişte olan insanları gördüğümüz zaman aman deyip geçebiliyorduk. Ama şu anda biz onlarla aynı durumdayız. Ben burada öğrendim ki gerçekten sadece canı yanan, canı yanana destek veriyor. Eğer canın yanmıyorsa bana ne deyip geçebiliyorsun.

Direnişteki kadınlardan Merve Atmaca ise, ” Biz çalışma ücretlerimizin daha iyi olmasını istedik, sosyal haklarımız olsun istedik, örgütlenelim, bizi savunacak bir sendikamız olsun istedik. Çünkü her zaman patrona, müdüre, yöneticiye bizim ulaşmamız çok kolay olmuyor. İnsanlar bilinçlendikçe burada kalmalarının gereğini daha çok anladılar ve burada olmayı artık daha çok istiyorlar. Başlarda küçük bahanelerle gelmediğimiz zamanlar oluyordu ama artık burada durmamızın faydası olduğunu biliyor ve onun için burada durmaya çalışıyoruz. Soğuğa, yağmura, her şeye burada direniyoruz çünkü biz burada olursak ancak hakkımızı alabileceğimizin farkındayız. Biz yanyana olduğumuz zaman anladık ki burada olmamız birilerini rahatsız ediyor.  Demek ki gerçekten onlara bir korku verdik ki bu şekilde çözüleceğine inandıkları için bizi buradan göndermeye çalışıyorlar. Onun için de biz de daha çok birbirimizin yanında olup, burada olmaya çalışıyoruz” dedi.

Isınmak En İnsani İhtiyaç Ama Onu Bile Engelliyorlar

Atmaca ayrıca yetkililerin yasaklamalarına tepki göstererek “Isınmak en insani ihtiyaç ama onu bile engellemeye çalışıyorlar. Düzgün bir çadır kurma hakkımız bile yok, sadece brandalarla üzerimizi örtebiliyoruz, yağmurdan korunabiliyoruz soğuktan korunamıyoruz maalesef.  Bunu neden engellediklerini de anlayamıyoruz. Doğalgazdır şudur budur bir şeyler bahane ediliyor ama biz gerçekten burada bir tehlike olduğu için engellendiğini düşünmüyoruz. Daha çok buradan bizi kırma amaçlı yapıldığını düşünüyoruz, onun için de şu an ısınamasak bile burada durmaya çalışıyoruz. ” dedi.

Ne Zamana Kadar?

Direnişte bir kadın iradesi ve inanmışlık olduğunu belirten Şivan Kırmızıçiçek ise ” Burada bir kadın iradesi var, gerçekten güzel bir birliktelik var, bir inanmışlık var. Sonuçta buradaki insanlar haklı olduklarını biliyorlar. Devletin onlara verdiği anayasal haklarını kullanıp sendikaya üye oldular. Bunun ötesinde bir durum söz konusu değil ama bunun karşılığında başlarına gelmeyen kalmadı. Devlet yetkilileri diyor ya iki sendikaya bile üye olabilirsiniz, arkadaşlarımız bir sendikaya üye oldular, işlerinden ekmeklerinden oldular ve tazminatsız bir şekilde işten atıldılar”dedi.

Ne zamana kadar sorusunu sorduğumuz Kırmızıçiçek, “Bütün arkadaşlarımız sendikalı bir şekilde fabrikaya girene kadar direnişimiz sürecek. Hiç kimsenin bir an evvel direnişin bitmesi gibi bir yılgınlığı söz konusu değil tam tersine burada herkes zafere odaklanmış durumda. Bizler bu fabrikanın kapısından sendikalı bir şekilde içeri girinceye kadar, asla burayı terk etmeyeceğiz, bütün arkadaşlarımızın da söylemleri bu yönde” dedi.

Direniş Bize Bir Okul Oldu

Direnişin hayatında ne gibi değişiklikleri yaptığını sorduğumuz kadın direnişçi ise Ayşe Öztürk ise, ” Benim hayatımda aslında çok şey değişti, yani birçok farklı insanlar tanıdım. Daha önce acaba diyorduk böyle bir şey olsa, böyle bir bilince insanlar varır mıydı dayanışma amaçlı? insanlar gerçekten çok büyük ilgi gösteriyorlar, hani diyoruz ya 900. sokakta biz direniyoruz ama bakıyoruz ki milyonlarca kişi bizi izliyor ve bizi takip ediyor. Örnek alınıyoruz, bu güzel bir şey. İkincisi, direniş bize bir okul oldu, ben hayatımda hiç örgü bilmiyordum mesela, örgüyü öğrendim. Sonra cümle kurmayı öğreniyorsunuz. Bizim çalışırken arkadaşlarla sadece bir merhabamız vardı, şimdi birbirimizin özeline kadar her şeyi biliyoruz, çoğu arkadaşımız için geçerli bu. Biz dayanışmamızı ve direnişimizi büyütmeye çalışıyoruz. İnsanlar bir flormar, ivrose mağazasının önünden geçerken şuranın halini düşünsünler. Sonuçta sosyal medyada insanlar talip ediyorlar. Şurda insanların neler yaşadıklarını hangi şartlar altında baskılara nasıl boyun eğmeden direndiklerini bir gözlerinin önünde getirsinler, ona göre flormar’dan alışveriş yapsınlar. Bu sadede maddiyat veya bütçe olayı değil, Onu aşıyor dayanışma ve bilinç olayına giriyor.

Flormar Sermayesi Kör İnadından Vazgeçmeli

Direniş alanında işçilerle birlikte olan Petrol-İş Sendikası Genel Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri Mustafa Mesut Tekik, Flormar sermayesinin kör inadından vazgeçmesi gerektiğini belirterek, ” 212 gündür örgütlenmek isteyen, sendikalı olmak isteyen 132 işçi arkadaşımızı işten attılar ve 212 gündür burada direniyoruz.  Bu direniş Türkiye’deki örgütlenmenin dibe vurduğu bir dönemde tüm işçi sınıfına örgütlenme açısından bir milat ve örnek tekil ediyor. BU örgütlenme Türkiye’deki tüm sendikalar, sivil toplum örgütleri ve tüm emekçiler tarafından kabul görmüş, destek verilen ve çok yakinen takip edilen bir örgütlenme. Bugüne kadar bu mücadelede gerek ülke içerisinde gerekse ülke  dışında bu direnişe destek veren sahiplenen, maddi manevi desteklerini bizden esirgemeyen tüm emekçilere, emek dostlarına ve sendikalara teşekkür ediyoruz. Bu direnişte işveren zaten buradaki çalışanlara karşı düşmanca bir tavır içerisinde olduğu gibi ülkeyi yönetenlerin, siyasi iktidarlarında bu konuda vurdum duymazlığından biz şikayetçiyiz. Buradaki direnen arkadaşların tek bir isteği var, işlerine örgütlü, sendikalı olarak dönmek istiyorlar ve bu anayasal bir hak. Anayasal bir kurum olan sendikayı düşman kurum olarak görmemeliler. İnsani ve kişilik haklarımız söz konusu olduğunda da emeğin sınıfsal çıkarlarını kimseye değişmeyiz. Biz Petrol-İş Sendikası olarak  yazın sıcağında da kışın soğuğunda da arkadaşlarımızla beraber olmaya ve bu direnişi dediğim gibi zaferle sonuçlanana, taçlanana kadar sürdürmeye kararlıyız” dedi.

Petrol-İş Sendikası Genel Sekreteri Ahmet Kabaca ise direnişle dayanışma gösterenlere teşekkür ederek, ” Mülki amirlere talimat verilerek bunlar bizzat  gözlemleniyor. Zaman zaman Valiler, Kaymakamlar aracılığıyla emniyete talimat verilerek buradaki direnişin kırılması hedefleniyor. Bu direniş burada devam ederken biz çok büyük zorluklarla karşılaştık. Karda olsa kışta olsa, onlar gelip bizim çadırımızı da sökse biz ertesi gün gelip burada çadırımızı kurup direnişe devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Başımızdakiler Şu İnsanları Bir Görsünler

Direnişteki kadın işçilerden Sultan Kılıç ” Keşke görsünler burayı, başımızdakiler şurayı bir dinlesinler, şu insanları bir görsünler ne istiyorlar. Bu insanların istediği çok şey yok, sadece haklarını istiyorlar. Soba kuruyorduk, o sobayı bir telefonla yasakladılar. Görsünler burayı bu insanlar üşüyorlar. Bir gün gelip de onlar dursun bizim yerimize de görsünler insanlar neler yaşıyor neler çekiyor.”

Haber / Foto: Gazete Fersude

 

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑