Kadın

Published on Eylül 7th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Feminist teorisyen/aktivist Kate Millett yaşamını yitirdi

Kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin kaynağına ve eşitsizliği bitirmenin yollarına yoğunlaşan ikinci dalga feminizmin önemli teorisyen ve aktivistlerinden Kate Millett, 83 yaşında hayata veda etti.

1970’de yazdığı “Cinsel Politika” kitabı ile kadın özgürleşme hareketinin öncülerinden biri olarak kabul edilen Millett, Çarşamba günü Paris’te hayatını kaybetti.

Irk Eşitliği Kongresi ve Ulusal Kadın Örgütüne katıldığı için Barnard Collegeden atılınca Columbia Üniversitesinde doktora tezi olarak Cinsel Politika’yı yazdı ve ikinci dalga feminizminin en önemli isimlerinden biri haline geldi. Yapıtta kadınlara yönelik baskıların, ataerkil düzenin kadına yakıştırdığı ikincil konumun edebiyat ve felsefedeki örneklerini inceledi. Yazdığı kitaplar nedeniyle pek çok saldırıya uğradı. İlk yaşam öyküsünü Uçmak adlı yapıtında anlattı. İkinci yaşam öyküsü ise bir Hintli kadına aşkını dile getirdiği, lezbiyen yönünü açığa vurduğu Sita idi.

AKIL HASTANESİNDEN KADIN SANATÇILAR KOLONİSİ’NE

Kadınlar için verdiği mücadeleyi İran’a kadar taşıdı Millett. İran’dan Humeyni yanlılarınca kovulduktan sonra bu ülkedeki kadın hakları mücadelesini de İran’a Gitmek adlı yapıtında kaleme aldı. Mücadeleci, aykırı yaşamının karşılığını iki kez akıl hastanesine kapatılarak aldı. Tımarhane Yolculuğu’nu yazarak ‘normallik’ ve ‘delilik’ kavramlarını irdeledi.
1994’te yayımlanan Zulüm Politikaları’nda da ilk elden tanıklıklara dayanarak dünya üzerindeki zulüm politikalarını, işkenceyi paylaştı okurlarıyla.
Poughkeepie’de bir çiftlik açarak Kadın Sanatçılar Kolonisi kurdu. Her sanat dalından konukları ağırlayan çiftliğin masrafları yetiştirilen noel ağaçlarından sağlanıyordu. Konuklar sabahtan ağaç dikiyor, ağaçların bakımıyla ilgileniyor. Hep birlikte yenen akşam ve öğle yemekleri arasında herkes kendi sanatıyla uğraşıyordu.
Kate Millett’ı bir sözüyle analım:

Kadınlarda azınlık grubu özellikleri vardır. kendilerinden nefret etmeleri, kendilerini reddetmeleri, kendilerine ve gruptaki diğerlerine karşı belirli bir küçümsemeyi, aşağılamayı duymaları bu özelliklerdendir. kadınlarda görülen bu özellikler, açık seçik olmasa da sürekli aşağı durumda oluşunun yinelenmesi sonucu, kadının bunu bir gerçek olarak benimsemesidir.azınlık grubu durumunu belirleyen bir diğer gerçek de kadınlara da, öteki azınlık gruplarına olduğu gibi son derece kesin yargıların yöneltilmesidir. suç işlediğinde daha fazla ceza alır, cinsel yaşamı gözler önüne serilir. ne var ki kadının ataerkil düzendeki pasifliğe koşullanması öylesine etken biçimde başarılmıştır ki, kadının suç işleyecek oranda düzenin koşullarını yıkması ve dışa dönük davranışa geçmesi pek enderdir. azınlık gruplarının, içlerinden birinin aşırı davranışlardaki kişiyi kendilerinin suçlayıp mahkum etmesi gibi kadınlar da bir başka kadının aşırılıklarına karşı amansız, gaddar ve ürkek bir tavır alırlar.

Kate Millett hakkında

14 Eylül 1934’de ABD’nin Minnesota eyaletindeki Saint Paul şehrinde doğan Katherine Murray Millett, 1956’da Minnesota Üniversitesinde İngiliz Edebiyatı Bölümüne başladı.

İrlanda göçmeni Katolik bir ailenin üç kızından biri olarak dünyaya gelen Millett 1956’da Minnesota Üniversitesi’ni, 1958’de Oxford Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Kısa bir süre İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra sanatçı olarak kariyerini sürdürmek için New York’a taşındı.

1961’de Tokyo’ya taşınan Millett, Waseda Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği yaparken, bir taraftan da heykeltıraşlık bölümünde eğitim aldı. Japonyalı heykeltıraş Fumio Yoshimura ile 1965’de evlenen Millett evliliğe dair geleneksel birçok fikri reddetti ve en sonunda eşcinsel olduğunu açıkladı.

New York’a geri dönen Millett, Barnard Üniversite’sinde İngilizce ve felsefe dersleri verdi

Millett, Barnard Üniversitesi’nde İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı sırada yurttaşlık hakları konusuyla ilgilenmeye başladı.

Irk Eşitliği Kongresine ve Ulusal Kadın Örgütüne katıldığı için işten çıkarılınca Columbia Üniversitesi’nde doktora çalışmasına başladı. Kadınlara yönelik baskıların, ataerkil düzenin kadına yakıştırdığı ikincil konumun edebiyat ve felsefedeki örneklerini irdelediği doktora tezi 1970’de Cinsel Politika adıyla yayımlandı.

Cinsiyetlerarası ilişkinin politik olduğu temeline dayanan kitap, feminist hareketin amaç ve stratejilerini tanımlayan kitap hızlıca geniş kitlelere yayılarak ikinci dalga feminizmin temel kaynaklarından biri haline geldi. Millett bu kitapta “Eğer bir grup diğerini yönetiyorsa ikisi arasındaki ilişki politiktir” diyordu.

Sahip olduğu ünün hayatı üzerindeki negatif etkisinden 1974’de yazdığı Uçmak (Flying) kitabında bahseden Millett, görüşlerinden ve açık eşcinsel bir kadın olmasından dolayı maruz kaldığı baskıları kaleme aldı. Uçmak ile beraber yazmış olduğu bir diğer otobiyografik eser olan Sita’da (1977) ise cinsel kimliğini inceledi ve eşcinsel olduğunu açıkladı.

Millett’ın 1979’da yazdığı Bodrum (Basement) kitabı koruyucusu olarak atanmış bir kadının görevlendirdiği bir grup genç tarafından taciz edilip tecavüze uğrayan ve öldürülen bir kadının gerçek hikayesini anlattı.

Ardından İran’a Gitmek (Going to Iran, 1982) kitabında Humeyni’nin ardından İran’da artan politik baskıyı ele aldı. 1990’da yayınlanan Tımarhane Yolculuğu (The Loony Bin Trip) kitabı ise Millett’in akıl hastanesindeki kişisel tecrübelerine dayanıyor. Zalimliğin Politikası (The Politics of Cruelty, 1994) kitabında zalimlik konusunu genel bir açıdan işledi ve 2001’de yazdığı Anne Millett (Mother Millett) yaşlanmakta olan annesiyle arasındaki ilişkiyi yazdı.

Tags: , , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑