Halklar ve İnançlar

Published on Temmuz 2nd, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

FEDA: 2 Temmuz Sivas ve tüm katliamların hesabı sorulacak

FEDA: Biz Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) olarak; Sivas katliamı başta olmak üzere Alevilere ve ilericilere, aydın ve sanatçılara karşı işlenen tüm katliamların sorumlularının bulunup mutlaka yargılanarak hesap vermesi gerektiğini bir kez daha belirtiyor, bu hesabın sorulması için var gücümüzle mücadele edeceğimizi bir kez daha deklare ediyoruz.

AF (Paris)

Biz Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından yayınlanan açıklamanın tam metni şöyle:

FEDA’dan Sivas Katliamı Açıklaması
BASINA VE KAMUOYUNA
Değerli Canlar,
Bundan 25 yıl önce Sivas’ta 33 Aydın, sanatçı, halk ozanı, folklorcu, yaşlı genç canımız diri diri yakıldı. Yakılan canlarımızın katillerinden hesap sorma ve adalet arayışı hala sürüyor.
Üzerinden 25 yıl geçen 2 Temmuz 1993 Sivas olayları, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazındı. O gün, Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ü, kaldıkları otelin yakılması sonucu hayatını kaybetmişti. Olayda iki otel görevlisi de yaşamını yitirmiş, iki saldırgan da ölmüştü.
Aydınlar, sanatçılar ve şairler dört günlük şenlik programına katılmak, söyleşilere katılmak, kitaplarını imzalamak, şarkılarını söylemek için gitmişti Sivas’a.
2 Temmuz 1993 günü; Muaviye-Yezit anlayışını savunanlar Hüseyin’in direniş geleneğinin savunucusu Pir Sultan’ın diyarında, bir kez daha canlarımızı ateşlere attılar. Onlar, karanlığın temsilcileri bilmiyorlardı ki, biz ateşe semah duranların evlatlarıyız. “Bir ölür bin diriliriz”. Sivas’ta da Ateşe Semah Durdu bu 33 canımız.
Biz FEDA olarak diyoruz ki; Pir Sultanca yürüyüşümüz sürüyor hala. Pirimizin dediği gibi “Bu kaçıncı ölmem hain, Pir Sultan Ölür dirilir.” Bilinmelidir ki, Ölümün olmadığını söyleyen biz Rea Heq Alevi inancı mensuplarını ölümle korkutmak büyük bir gaflettir.
Aralarında Aziz Nesin, Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci ve daha pek çok şair, yazar, sanatçı, düşünür şenlikler için kente gelmişti.
33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya’ydı. Onları da yaktı Yezid’in torunları.
2 Temmuz olayları sadece 33 kişinin ölümüne yol açan bir olay değildir. Aynı zamanda planlı programlı bir şekilde birçok Alevi kentinde hayata geçirilen bir soykırım hareketinin, korkutarak göç ettirme, asimilasyona uğratma planlarının da devamıdır.
Yakın tarihimize kadar Alevilerin çoğunluk olarak bulunduğu kentler olan Maraş, Malatya, Çorum, Adıyaman, Erzincan, Tokat, Dersim Alevi şehirleri; başta Dersim katliamı olmak üzere gerçekleşen her Alevi katliamı sonrası Türkiye’nin metropollerine ve yurt dışına yoğun göçler yaşandığından şehirlerin demografik yapıları değişmiş, geçmişte ilericilerin, devrimcilerin ve elbette Alevilerin kalesi olan bu kentlerimiz gericilerin, faşistlerin kalesi haline getirilmiştir.
Türkiye topraklarında yaşanan tüm katliamlar gibi, 28 Mayıs ve 4 Temmuz 1980’de çorumda iki defa Alevilere saldırı gerçekleştirildi. Çorum Katliamı da bir devlet politikası olarak ortaya çıktı. Öncülü örnekleri Malatya’da, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta görülmüştür. Özellikle son 40 yıldır da Kürt illerinin her bir köşesinde saymakla bitmeyecek yoğunlukta yüzlerce katliama tanık olmaktayız. Katliamcılar tarafından ‘Bin operasyon yaptık’ diye itiraflarda bulunulmuştur. Ve bugün de katliam politikaları devam etmektedir.
Bundan 38 yıl önce gerçekleşen Çorum Katliamı, 57 yurttaşın hayatını kaybettiği, 200’ün üstünde yaralı; 300’e yakın ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılması; binlerce ailenin göçüyle tarihin en karanlık sayfaları arasında yerini aldı. Katliamın belgeleri ‘kozmik odaların’ raflarından indirilerek hesaplaşılmayı bekliyor.
Bugün tek Alevi kenti olarak kalan Dersim ise büyük göç yaşayarak adeta bir küçük kasabaya dönüşmüştür. Bu göç ettirme politikasının en son uygulaması ise Pazarcık Terolar kasabasına hayata geçirilmiş ve 5-6 bin Alevi köylüsünün yaşadığı bölgeye 27.000 kişilik çadır kent kurulmuş ve bu çadırlara Suriye’den gelen Daiş sempatizanları yerleştirilmiştir.
Sivas’ta 33 canımız diri diri yakılırken devlet olaylara seyirci kalmıştır. Dönemin başbakanı Çiller’in Madımak Oteli’nde yaşananların ardından söylediği sözler ise siyasi tarihin hafızasına yazıldı: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.”
Sivas’ta yakılanların adalet önünde faillerden ve teşvikçilerden hesap sorulması için çeşitli davalar açıldı. Uzun süren hukuk süreci 2001 yılında sonuçlandı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin onadığı karar uyarınca, Cumhuriyete karşı örgütlü kalkışma girişiminde bulunan sanıklardan 33’ü ölüm cezası aldı; dördü 20 yıl, biri 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Süren davalar, temyizler, müdahil avukatların talepleri yıllarca devam etti. Sivas Katliamı davası 20 yılın ardından zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı.
Aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve partiler “insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını” talep etti ancak talepleri bir karşılık bulmadı.
Mahkeme Başkanı, “İnsanlık suçunda zamanaşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” dedi.
Karar üzerine dönemin başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaşlar, içlerinde kaçak olanlar da vardı” dedi.
Sivas katliamının bir amacı Alevileri göç ettirmek iken, bir amacı da Kürt Özgürlük Hareketinin Alevilerle buluşmasını önlemek ve Alevilere ve Türkiyeli, Kürdistanlı aydınlara gözdağı vererek demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü savunan güçlerin bir araya gelmesini önlemeyi amaçlayan bir Alevi ve ilerici kırımıdır aynı zamanda.
Bir yandan toplum kırım politikası ile yurtlarından göç ettirilen Aleviler; bir yandan da izlenen eğitim politikası ile de büyük bir asimilasyonla karşı karşıya bırakılmışlardır. Özellikle 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesi sonrası zorunlu hale gelen din dersleri aracılığıyla Alevi çocukları kendi inançlarından koparılarak Müslümanlaştırılmıştır. Bu kültürel soykırım ile karşı karşıya gelen Aleviler zorunlu din derslerinin kaldırılması için birçok dava açmış, davayı AHİM’e kadar taşımış ve kazanmış olmasına karşın TC devleti bu kararlara da uymayarak zorunlu din dersleri uygulamasını hala sürdürmektedir.
Biz Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) olarak; Sivas katliamı başta olmak üzere Alevilere ve ilericilere, aydın ve sanatçılara karşı işlenen tüm katliamların sorumlularının bulunup mutlaka yargılanarak hesap vermesi gerektiğini bir kez daha belirtiyor, bu hesabın sorulması için var gücümüzle mücadele edeceğimizi bir kez daha deklare ediyoruz.
Yine FEDA olarak tüm Avrupa ülkelerini de insanlığa karşı suç işleyen veya suça teşvik eden TC devlet yetkililerine karşı tutum almaya çağırıyoruz.
Yine bilinmelidir ki; FEDA olarak Sivas katliamcıları başta olmak üzere, Alevilere karşı insanlık suçu işleyen tüm katillerin ve teşvikçilerinin adalet önünde hesap vermesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)
2 Temmuz 2018

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑