Röportajlar

Published on Temmuz 22nd, 2017 | by Avrupa Forum 7

0

Fabrika işçileri yanıtlıyor: Eğer kapitalizm çökerse ne yaparız?

Öncelikle, kimse patron değil. Hiyerarşi yok, herkes aynı maaşı alıyor.

Eğer popülizm oynayan liseli çocuklar olmaktan yorulduysanız gelin ve gerçek demokrasinin bizzat insanların kendileri tarafından doğrudan uygulandığı hali görün. Vio.Me’a gelin.

Onlara Vio.Me fabrikasındaki kadın ve erkekler diyebilirsiniz, fakat bu tanım onları anlatmaya yetmez. Onun yerine şöyle diyelim: Hayatımda tanıdığım en cesur insanlar. Ya da: Modern Avrupa’da gerçekleşen en şaşırtıcı sosyal deneyleri organize edenler. Ve: Yunanistan’dan Britanya’nın ‘Brexit’ine nasıl çalıştığımızda ve nasıl politika yaptığımızla ilgili günlük bir ders.

2011’de Yunanistan’da kriz başgösterirken, Vio.Me’da çalışanlar varolan sallantıya karşı koymak için işe başladı. Yunanistan’daki ikinci büyük şehir olan Selanik’e bağlı oldukları ana firmanın sahipleri iflas etti ve tesisi terk etti. Buradan itibaren senaryoları kendi kendisini yazsaydı, yapı kimyasalları üreten tesisleri kapanabilirdi, mecburi işten çıkarmalar olabilirdi ve onlarca aile kıtlığa sürüklenebilirdi. Avrupa Birliği’nde şu ana kadar görülen en büyük ekonomik krizin ortasındaki Yunanistan için tekrar iş bulma umudu ise sıfıra yakın olurdu.

Dolayısıyla kendi tesislerini işgal etme kararı verdiler. Sadece bu da değil, tesisi tersine çevirdiler. Birkaç hafta önce Vice News için haber yaparken orada birkaç gün geçirdim, şu anda sıradan bir fabrika gibi işliyor. Görünen cephesinin arkasında ise fabrika Tardis’in siyasi muadili haline geldi: Ne kadar bakarsanız, o kadar büyük anlamlar çıkarıyorsunuz.

Öncelikle, kimse patron değil. Hiyerarşi yok, herkes aynı maaşı alıyor. Fabrikalar genelde her kişinin her gün bir ya da iki dakikalık görevleri tekrarlaması yöntemine dayanan üretim merkezi modeline uygun olarak çalışır: Sen ekranı yerleştir, ben koruyucuyu takayım, biri iPhone’u kutulasın. Burada, herkes sabah 7’de bir Yunan kahvesi içmek için toplanıp neler yapılması gerektiğini konuşuyor, ondan sonra günlük görevler bölüşülüyor. Ve evet, tuvaleti temizlemek için de her gün bir başkası görev alıyor.

Bunu hazmetmeye çalışalım. Bütün kariyerlerini onlara ne yapmaları ve ne zaman yapmaları gerektiği hakkında bağıran, kendi işyerlerine ve onların iş yaşamına sahip olan işverenler üzerine harcamış  birkaç orta yaşlı kadın ve erkek. Şimdi kendi patronları oldular ve mümkün olan en saf eşitlik prensipleri ile işlerini örüyorlar.

“Önceleri, sadece bir şey yapıyordum ve başkalarının ne yaptığı hakkında hiçbir fikrim yoktu” diyor fabrikaya ilk girdiği 2004’ü anımsayarak Dimitris Koumatsioulis. Şimdi ise “Hepimiz birlik halindeyiz. ‘Ben’ konseptini unuttuk ve kolektif bir ‘biz’ olarak işliyoruz” diyor.

Başka bir büyük değişiklik ise fabrika ve komşuları arasında. İşçiler fabrikayı ‘geri kazandığında’ ancak Selanik’teki diğer insanların yardımı ile ayakta kalabilirdi. Eski fabrika sahiplerinin temsilcileri mahkemenin verdiği karar uyarınca fabrikada kalan ekipmanları istemek için geldiğinde, yüzlerce bölge sakini tesisin önünde bir insan zinciri oluşturdu.

İşçiler bölge sakinlerine ne üreterek başlamaları gerektiği hakkında danışınca sakinlerden kimyasal üretmeyi bırakmaları isteği geldi. Şimdi çoğunlukla sabun ve ekoloji dostu deterjanlar üretiyorlar: Daha temiz, daha yeşil ve komşuların burunları için daha katlanılır.

İşçiler binayı mülteciler için bir meclis olarak kullanıyor ve ben ofislerin bölge sakinleri ve işçiler için ücretsiz haftalık kliniklere çevrildiğini gördüm. Yunan sağlık hizmetleri kesilen bütçelerle parçalandı, özellikle mültecilerin olanakları gaddarca belirlenmiş. Bu iki sorun karşısında da Vio.Me işçileri ellerinden gelenin en iyisini sunuyor.

Devlet çöktüğünde, pazar çok küçüldü ve patron sınıfı ülkeden kaçtı, bu 26 işçi boşlukları doldurmaya çalışıyor. Bu insanlar kaptalizm tarafından başarısız olmasına sebebiyet verilen insanlar, şimdi kapitalizmin kendisini bir başarısızlık olarak görüp reddediyorlar.

İlüstrasyon: Andrzej Krauze

Başka bir eski çalışan olan Makis Anagnostou, nasıl kendi fabrikalarının ‘alternatif bir ekonominin uygulanabilir’ olduğuna kanıt olduğunu söylüyor. Bunu bizim normalde iş hakkında düşündüklerimizle karşılaştırın. Her büyük şirkette güvenlik elemanları dışarıdaki dünyayı duvarın arkasında tutar. Kapıda politikanı bir kontrol edersin ve bölüm müdürünü dinlersin. Hatta eğer farklı kutuplarda iseniz iş hayatı dengesi olarak düşünürsün. Vio.Me’da, bunlar birleşik. Deneyimin en önemli sonuçlarından biri de işçiler ve oluşturdukları topluluk arasındaki sadakat.

Vardığım akşam insanlar bağış toplamak için toplandı. Deponun ortasında plastik sandalyelere oturdular ve ulusal bir tiyatro topluluğu tarafından canlandırılan Dario Fo’nun bir oyununu izlediler. Başrol oyuncusu bazı sözleri değiştirdi ve mekana ve yaptıkları işe uygun hale getirdi: Sabunlarını her yerde satıyorlar. Ve herkes alıyor! İzleyiciler arasında birkaç hararetli bakışın yanında büyük alkış koptu.

Vio.Me deneyimi değerli. Ayrıca riskli. Binanın çatısından baktığınızda ana firmanın sahibi olduğu kocaman tesisi görebiliyorsunuz. Zamanında 350 insanın çalıştığı yerin küçük bir köşesinde şimdi 26 insan çalışıyor.

Eğer işsizlik maaşı alsalar alacakları para kadar kazanıyorlar. Gece çöktüğünde bir işçi eski sahiplerin gelmesi riskine karşılık nöbet tutuyor. Gün içinde bir sıra fıçı barikat görevi görüyor.

Bütün risklerine rağmen Viome, onu ziyaret eden Britanyalılar için bir ders sunuyor. Avrupa Birliği referandumundan bu yana geçen yılda Britanyalılar zırva bir egemenlik çağına girdi. Koltuk sahibi siyasetçiler ‘halletiklerini’ iddia etti. Dinler gibi yaptılar, sadece istedikleri cevapları duydular. Muhalifler ‘Britanya’yı geri çekmek’le suçlandı. Demokraside gerçekleşecek bir salgın, örneğin İşçi Partisi üyelerinin temsilcileri üzerinden daha çok söz hakkı talep etmesi, avam takımının hücumu olarak nitelendirildi.

Bu sırada Britanya’da siyaset, alfa Tory’nin (muhazafakar) başka bir Tory’ye şampanya içtikleri bir resepsiyonda söylediklerinden ibaret bir hal aldı.

Thessaloniki’de bunların hepsinin yalan olduğunu görüyorsunuz. Kontrolü geri almak? Sadece Alexander Boris de Pfeffel Johnson’a prime timeda zırvalaması için zaman verin. Referandumlar? Yalan ve tehditlerle dolu. Eğer popülizm oynayan liseli çocuklar olmaktan yorulduysanız gelin ve gerçek demokrasinin bizzat insanların kendileri tarafından doğrudan uygulandığı hali görün. Vio.Me’a gelin.

 

 

Kaynak: gazetekarinca


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑