LGBTİ

Published on Mart 10th, 2017 | by Avrupa Forum 2

0

‘Eşcinsellik, Alevi, Kürt ve Ermeni sorunu gibi bir sorun’

Robin Aram eşcinsel, biseksüel, trans (EBT) olmanın Türkiye’de Kürt, Alevi, Ermeni olmanın sorun olmasından farklı olmadığını düşünüyor. Aram eşcinsel, biseksüel, trans bireylerin sistem eleştirisi yapan Kürtlerle, Alevilerle, Ermenilerle yani egemen sistemin yok saydıklarıyla dayanışan, radikal olan ve radikal eylemlilikler örgütleyen, kapitalist hiç bir kurumdan finansal destek almayan bir EBT örgütlenmesine ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Aram ayrıca Türkiyede’ki EBT hareketi gibi Avrupa EBT haraketinin de radikal devrimci ve cüretkar fikir ve eylemlere ihtiyacı olduğunu ifade ediyor.

Söyleşi: Elif SONZAMANCI (PİRHA)

Eşcinselliğe dünyanın bir çok yerinde hala önyargılı yaklaşılıyor. Hele Türkiye’de ’eşcinselim’ demek nefrete, şiddete maruz kalmak anlamına geliyor. Zira eşcinsellik toplumda hala bir hastalık olarak algılanıyor. Doğduğu bedendeki cinsiyete kendini yabancı hisseden transseksüeller ise çok daha ağır muamelerle karşı karşıya kalıyor.

Onlar sadece aşırı davranışları ve makyajlı halleri ile etiketlenenler… Oysa anormal etiketinden sıyrılıp normal bir hayat yaşamak istiyorlar. Biz de PİRHA olarak eşcinsel, biseksüel, trans sorunlarını Robin Aram ile konuştuk.

Elif SONZAMANCI

Türkiye’de sorunlu kimliklerden biri de eşcinsel kimliği. Toplumda hala eşcinsellik hastalık olarak görülüyor. Siz eşcinsel olduğunuzu farkettiğinizde hangi sorunlarla karşı karşıya kaldınız?

 Bu soruyu aslında sadece eşcinsel kimlik olarak cevap vermeyeyim, çünkü biseksüel ve trans olma  hali de eşcinsel olmaktan farklı bir  hayatı size getirmiyor. Cinsel yönelim sözkonusu olduğunda kimlikler hep aynı geminin yolcuları. Hepimiz aynı berbat hayatı yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Bu yüzden eşcinseller, biseksüeller ve translar birbirlerinden ayrılmaz dert ve mücadele yoldaşlarıdır. Hele bir de Türkiye gibi  dinin, muhafazakârlığın egemen olduğu, politik  binlerce sorunu olan, demokrasinin arada bir, kısa dönemli işlediği bir ülkede doğmuş olma şansızlığı da eklenince, hayatlarımız kelimenin tam anlamıyla sıfır abartılı dayanılmaz hale geliyor. Tabi ki bu şöyle anlaşılmasın ‘EBT olmak bazı ülkelerde hiç sorun değil.’ Bu bir yalan, EBT  olmak ( eşcinsel, biseksüel, trans) tüm dünyada hala ciddi bir  sorun. Yani  EBTlerin en rahat olduğu ileri kapitalist ülkelerde bile  kendini bir ömür saklayan, heteroseküel evlilik yapmak zorunda kalan, tacize, şiddete alabildiğince uğrayan, yaşamak zorunda bırakıldığı hayatı daha fazla kaldıramayıp intihar eden binlerce EBT var. Yani mücadele bizim için  Türkiye ile sınırlı  değil. Biz Türkiyeli ve Kürdistanlı EBT’lerin  yapacakları tabiki ileri Kapitalist ülkelerin EBT’lerinden çok daha fazla ve daha zor ama imkansız değil. EBT mücadelesinin bizde ve dünyada  EBT’lerin hayatlarına yaptığı katkılar bunun en iyi ispatları.

EBT olmanın toplumda  ciddi bir sorun olduğu tabi ki doğru. Bu ama Türkiye’de Kürt olmanın ciddi bir sorun olmasından farklı değil. Hala Kürtlerden, Alevilerden, Ermenilerden derin nefret eden ve öldürülmeleri gerektiğini düşünen milyonlar var. Cizre’de, Sur’da ya da Sivas’ta bunu yaşadık. Biz EBT’lerin bu konudaki dezavantajı müttefiklerimizin belki Kürtler ya da Aleviler kadar çok olmayışı. Yani Kürtler ve Aleviler yıllardır süre gelen mücadele ile demokrasi ve mücadele cephesinde bir sürü yoldaş edindiler. Ama bu  EBT’ler için aynı hızda ilerlemedi, bunun sayfalar sürecek kadar uzun bir sürü politik/seksüel nedeni var ve gelinen noktada bizden hala nefret eden yada rahatsız olan  muhalif cephesinde yer alan bir sürü ‘demokrat ‘ var. Kendini toplumun ilericisi olarak tarif edenlerin bile bize karşı tutumu buyken toplumun geri kalanını değiştirmek tabi ki daha zor.

EBT lerin yaşadıkları, genel hatları aynı olsa da sahip oldukları eğilimlere paralel olarak  tabi ki farklılaşıyor ama değişmeyen tek şey yaşadıkları travmatik geçmişlerdir. Bu nedenle tüm ötekiler gibi biz EBT’lerde birbirimizi yaralarımızdan tanırız. Kimi doğduğundan beri bedeni ile kavgalıdır, hiç sevmez sahip olduğu vücudu ve hep hapiste gibi yaşar. Onların yaşamak zorunda olduklarını tariflemek çok zordur, yaşaması ondan daha da zor.  Bu anlamda ben kendimi  şanslı olanlardan sayıyorum. Hep bilsem de bişeylerin aslında farklı olduğunu, bundan hep kaçtığım için yüzleşmem çok sonraları oldu. Bu nedenle sıradan, epeyde renksiz ama az travmatik bir çocukluğum ve  ergenlik dönemim var. Tabii kendi kendime kaldığımda, çocukken kurduğum hayallerde ve oynadığım oyunlar hep vardı eşcinsel olma hali. Kimsenin bilmediği, kendime bile itiraf edemediğim  ilk platonik aşkımda eşcinsel aşktı mesela. Bunu bile çok sonraları farkettim. Derslerimde hep iyi olmam, mahallede çocuklar arasında baskın olmam, lafımın geçiyor olması belki kendimle yüzleşmemi geçiktirdi. Ama Ergenlik sonunda bişeylerden emin olmak istiyor insan. Politikte biriydim. Yani genel kabulleri  sorgulayan, aileyle-toplumla gerekirse çatışan bir yapım da vardı ve o yıllar internetin ilk  yıllarıydı. İnternette   bir siteye girmiştim ve tek olmadığımı ilk orada görmüştüm. Belki şimdilerde çok küçük sayılacak bir adım o zaman benim için bambaşka bir hayatın başladığı andı. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Politik çevremde  açık kimlikleriyle eşcinsel ve trans olanlar yer almaya başlamasıyla kendi yolculuğumu tamamlamıştım. Artık  ben de bir eşcinseldim.

Evet örgütlenme zemininde de eşcinsel, biseksüel, trans bireylerin sorunlar yaşadığını biliyoruz. Türkiye’de bu kimliklerin örgütlenmesi nasıl bir süreç izledi? 

Türkiye’de  EBT haraketinin ilk  eylemlilikleri 80’li yıllara  dayanıyor. 12 Eylül darbesiyle nefes alamayan sol kendini toparlamaya çalıştığı yıllar ama solumuz ne yazık  ki  ileri olmaktan çok uzak bir tablo çiziyor ve kendi yapılarında EBT’leri hiç bir şekilde barındırmıyor. Dayakla zorla örgütlerden atılan EBT bireyler bile var. 80 darbesinde EBT’ler tıpkı solcular gibi toplu gözaltına alınıp işkenceden geçiriliyor, trans kadınların zorla saçları kazınıp çırılcıplak şehrin dışına atılıyor. Bu haldeyken bile ne yazık ki solumuz EBT’lere sahip çıkmıyor.

EBT’ler ilk olarak bir grup lezbiyen ve gay olarak İzmir’de  Çevre ve Sağlık Derneği’nde bir araya geliyorlar ama 12 Eylül darbesiyle tüm dernekler kapatılıyor. O grupta yer olan İbrahim Eren de yurt dışına çıkıyor ve 1985 geri dönüyor. Dönüşünden sonra ateistler, antimilitaristler, çevreciler, feministler gibi politik öznelerin oluşturduğu Radikal Sol Yeşil Parti Girişimi EBT’lere yer açıyor ve otonomi olarak içlerinde yer almalarına izin veriyor. Gerçi  Parti kurulamıyor ve bir girişim  olarak kalıyor ve yoluna Yeşil Barış Dergisi olarak devam ediyor.  Politik aktif olan bu  EBT grubu hatta Kürtçe serbest bırakılsın diye bile kampanya yapıyor ama Kürt hareketi tıpkı solun geri kalanı gibi EBT’leri görmüyor.

80’lerin ortasına gelindiğinde EBT’ lere baskılar inanılmaz artıyor. Sürekli gözaltına alma günlerce gözaltında tutma, kediyle aynı çuvala sokma, saç kazıma, ev mühürleme, günlerce zührevi hastalıklar hastanesinde tutma gibi işkence yöntemleri uygulanıyor.

O dönemim İHD’si de EBT’ lere ne yazık ki kapılarını açmıyor, yapılan basın açıklamaları hiç bir yerde yer almıyor. Bunun üzerine EBT’ler açlık grevi kararı alıyor ve  o zaman ki adıyla Ali Kemal Yılmaz, şimdiki adıyla Sevda Yılmaz  açlık grevinin başını çekiyor. Greve 4 kişi katılıyor ve grev Gezi parkında oluyor. 27 Nisan 1987 tarihinde eylem başlıyor ve 10 gün sürüyor. Eylem yurt dışında çok ses getiriyor. Eylemin duyulmasıyla geyler ve translar akın akın Gezi Parkı’na gelmeye başlıyorlar. Polis eyleme tabi ki müdahale ediyor ve eylem  eylemcilerin birinin evinde devam ediyor. Tabiki EBT’ lerin akın akın desteği de.

Bu, Türkiye EBT’lerin ilk eylemi olarak tarihe geçiyor. Bu eylem medyada çok yer bulamıyor ne yazik ki ve hatta acı olan Cumhuriyet gazetesi  eylem ve eylemcilerle dalga geçiyor. Tabi destek olan bir sürü kurum ve insan da var,  Anarşistlerin Kara Dergisi, Senarist Barış Pirhasan, Rıfat Ilgaz ( hasta olmasına rağmen binanın en üst katında devam eden açlık grevine destek için oraya kadar geliyor ), Türkan Şoray, Hale Soygazi gibi  isimler destek oluyor.

Eylem kısmen başarılı oluyor ve baskı ciddi oranda azalıyor.  O dönem bu grubun başını çeken İbrahim Eren sürekli polis baskısına uğruyor, gözaltına alınıyor, cezaevinde adli tutukluların kovuşuna atılıp dövdürülüyor, kaburgaları kırılıyor, fişleniyor. Yani bir sürü baskıya uğruyor.

90’lara gelince Hortum Süleyman ve Ülker Sokak tecrübelerini EBT haraketi yaşamak zorunda kalıyor. Sonrasında 93’de Onur Yürüyüşü yapılmak isteniyor, medyanın kara propagandasıyla polis eylemi yasaklıyor. Eylem için izin başvuruşu yapan 7 kişi eylemden bir gün önce ev baskınlarıyla gözaltına alınıyor, hatta eylem günü yolda EBT olabilecek şüphesiyle herkes gözaltına alınıyor.

Sonraları Ankarada Kaos GL ve İstanbulda Lambdaistanbul kuruluyor.  Aralıklı toplantılar, AİDS temalı etkinlikler ve başka buluşmalar organize ediliyor ve 2001 e gelince Kaosgl  ilk olarak Ankara’da 1 Mayıs’a katılıyor. Bu büyük ses getiriyor. Sonrasında İstanbul’da EBT’ ler 1 Mayıs’a katılıyorlar ve 2003’de ilk Onur Yürüyüşü 30 kişiyle Taksim’de gerçekleşiyor.  2007’ den sonra ise Onur Haftası şeklini alıyor ve sadece bir yürüyüş değilde, bir sürü etkinliğin yapıldığı bir haftaya dönüşüyor.

Sonrasında kurulan bir çok EBT örgütüyle  EBT’lerin politik alanları ve hareketleri gittikçe gelişiyor. Gezi direnişinde aktif yer almaları onların aslında solla rüştünü ispatlamak olarak görülebilir. Bu eylem ve politik ilişkilerin artmasını sağlıyor ve 2013 Onur Yürüyüşü Gezi’nin etkisiyle 100 bin kişiyle yapılıyor. Yani 4 kişiyle başlayan açlık grevi ve 30 kişilik yürüyüşle devam eden Türkiye EBT Haraketi 100 bin kişilik eylemliliklere doğru büyümüş oluyor.

Şimdilerde EBT’ler üniversite grupları ve onlarca şehirdeki örgütleriyle Türkiye ve Kürdista’nın politik hareketinde güvenle yer alıyorlar.

Peki siz saydığınız örgütlenme basamağının neresinde yer aldınız? 

Ben yaşım ve kendi kişisel gelişimin gereği 2000’lerde EBT hareketiyle tanıştım, ilk yıllarda politik ve yöntemsel olarak  farklı düşündüğüm için sadece yaptıkları etkinliklere katılmak ile yetindim. İçinde yer aldığım, örgütlü olduğum politik grup zaten EBT mücadelesinin de yürütülebileceği bir alan sahibi olduğu için ilk yıllarda  sadece EBT temalı yani kimlik siyaseti yapan bir grupta yer olma ihtiyacı hissetmedim ama  zaman geçtikçe EBT kimlik siyasetinin aslında daha radikal  ve daha talepkar bir harakete ihtiyacı olduğu fikri şekillendi ve bunun üzerinden tıpkı sosyalist kadın örgütlenmeleri gibi  sosyalist EBT örgütlenmesinin gerekliliğine ikna oldum ve bunun üzerine bir süre sosyalist EBT haraketinde yer aldım. Ama sonrasında yaşadığım tartışmalı süreçle bu yapıdan ayrıldım.

Eşcinsel örgütlenme anlayışı nasıl olmalı sizce?

Kendimi Marksist, Leninist ve Troçkist olarak tarifliyorum. Yapılması gerekenin sınıf perspektifli örgütlenmek  ve mücadele etmek olduğuna uzun süredir zaten iknayım. Ama EBT’lerin sorunlarının, çoğu durumda partilerin ve örgütlerin ilk derdi olmadıklarını çok sefer ne yazik ki gördüm. Bunun da nedenlerini politik olarak tartışmak lazım. Örneğin Kürtler için, kadınlar için, Filistinliler için ya da katledilen bir solcu için gösterilen hassasiyet ve bazen yaşanan sürekli  eylem halini hiç bizim için yani EBT’ler için yaşandığını gördünüz mü ? Görmediniz…Çünkü olmadı böyle toplu bir sol refleks. Bu nedenle  EBT‘lerin sorunları benim açımdan öncelikli sorunlar haline geldi. Sistem eleştirisi yapan Kürtlerle-Alevilerle-Ermenilerle yani egemen sistemin yok saydıklarıyla dayanışan, radikal olan ve radikal eylemlilikler örgütleyen, profesyonel kadro anlayışının dışında kitlesel olmayı hedefleyen, kapitalist hiç bir kurumdan finansal destek almayan bir EBT örgütlenmesine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Eşcinsel, biseksüel, trans hareketlerinin Avrupa’daki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz peki?

EBT haraketi  Avrupa’da kitlesellikten çok uzak ve politik olarak da çok zayıf. Onur Günü yürüyüşleri kalabalık oluyor ama bu sadece bir eğlence ve seks vaad ettiği için böyle, tıpkı Rio Karnavalı ya da Tekno festivali gibi.  Politik olarak bir yaptırımı olabilecek,  EBT sorunlarını çözecek durumdan çok uzaklar. Düşünebiliyor musunuz Almanya gibi Avrupa’nın motor gücü olan ve en zengin ülkesinde EBT’ler hala heteroseksüeller gibi evlenemiyor. Sadece partnerlik anlaşması yapabiliyor ve heteroların  evlilikle sahip olduğu vergi indirimi, oturum alma hakkı ve evlat edinme hakkı gibi bir sürü avantajı kullanamıyor ve bunun için Onur Festivali’nde Berlin’de ya da Köln’de bir araya gelen 1 milyon  EBT hiç sokağa çıkmıyor ya da bunun için sokağa çıkacak bir çağrı yapılmıyor. Bu durum tüm Avrupa’da böyle. EBT’lerin sahip olduğu hakların solun yükseldiği dönemlere ait yani var olan kısıtlı haklarla yetinme hali var. Sürekli başka bir sorunun bizim sorunlarımızın önüne geçme hali var sürekli erteleme hali var. Afganistan’ı ya da Uganda’yı görüp şükretme hali var. Bu pencereden bakınca Türkiye’deki EBT hareketi ciddi anlamda dünyanın en politik hareketlerinden ve bence en umut vaad edenlerden. Ama kitleleri radikalleştiren fikirlerdir, yani devrimci fikirlerdir. Bu nedenle tıpkı  Türkiyede’ki EBT hareketi gibi Avrupa EBT hareketinin de radikal devrimci ve cüretkar fikir ve eylemlere ihtiyacı var. Rahat yaşamak için gettolara ve izole alanlara değil, adil yasalara ve adalete ihtiyacımız var. Bu da ancak devrimci fikirlerle örgütlenmekle mümkün. Avrupa’da yükselecek radikal güçler bir EBT hareketi sadece burayı değil, Avrupa politikalarıyla EBT ‘lerin yok sayıldığı Türkiye’yi, Rusya’yı ya da EBT’leri katleden Ortadoğu ülkelerini de değiştirecek bir dalgayı yaratacaktır.

Eşcinsel, biseksüel, trans bireyleri de içine alan bir yapıda aktif misiniz ? Orada olma nedeninizi nasıl açıklarsınız?

Politik olarak canı sıkılan daha doğrusu canı yanan her EBT gibi benim de derdim benimle aynı hayatı ve zorlukları paylaşan EBT’lerin hayatlarını normalleştirmek. Bunun için oturup şikayet etmeninin bir şey getirmeyeceğini çok iyi bilenlerdenim. Yapılacak olan çok net ve açık: Mücadele etmek. Bahsettiğim EBT gündemli, radikal, sürekli ve kitlesel mücadele. Bu da ancak bizim gibi olan ötekilerle yanyana durmakla olacak. Türkiye tecrübesinde gördüğümüz  ve öğrendiğimiz üzere HDK  umut vadeden, tüm ötekiler için bir mücadele cephesi ve bu cephede EBT’ lere sonsuz yer var. Bu nedenle politika yaptığım yer HDK- Avrupa. EBT’ ler HDK saflarında yer almalı ve bir sürü grubun, örgütün, kurumun,derneğin ve bağımsız bireyin olduğu bu yapıya omuz verip yoldaş ilişkisi geliştirmelidir. HDK  30 yılı deviren Kürt mücadelesi demektir, HDK kafasını kaldıran hesap soran Aleviler, HDK korkmayan  küfür olmayan Ermeni , HDK köyüne geri dönen Süryani, IŞİD’ den kaçan Ezidi kadın, HDK artık saklanmayan eşcinsel ve gündüz sokağa çıkan trans demektir. HDK ne olduğu ve ne olacağı ancak bizim emeğimizle şekillenecek. Bu nedenle radikal EBT politikası yapmak isteyen ben gibilerin HDK’de mücadeleye katılması çok önemli.

Son olarak sormak istiyorum. Referandum sürecindeyiz ve siz de hayır diyorsunuz. Hayır gerekçeleriniz nedir?

EBT’lerin hayır demesi kadar, herhalde kimsenin bu berbat referanduma hayır deme hakkı yoktur. Zaten derin problemli olan adaletin, parlamenter sistemin ve devlet yapısının, bu halini bile aratacak şekilde ortadan kaldırılmasına tabi ki hayır diyeceğiz. Devlet yapısıyla birlikte toplumsal yapının da değiştirileceği yeni düzen EBT’ler için bir tek şey ifade ediyor: Daha fazla nefret cinayeti, daha fazla EBT katilinin sokaklarda elini kolunu sallayarak  gezmesi, baskı,yok sayma ve EBT’ lerin yok edilmesi. Sokakta bize saldıranla, eğer hayır demezsek yarın evimizin içine kadar girecekler. Sıkıştığımız, şikayette etsek nefes aldığımız  küçücük gettolarımız  yok edilecek.  Yani bir nostalji gibi dinlediğimiz saçlarımızın kazıtılıp, çırılçıplak olarak şehrin sınırına bırakılma halini belki kendimiz yaşayacağız. Eşcinseller, biseksüeller ve translar zaten çok kötü olan hayatlarını daha da kötü olmaması için, var olma mücadeleleri için tüm hücreleriyle tabi ki hayır diyecek.

Elif SONZAMANCI (PİRHA)

http://www.pirha.net/escinsellik-alevi-kurt-ve-ermeni-sorunu-gibi-bir-sorun-45290.html

Tags: , , , , , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑