Sınıf Hareketi

Published on Kasım 7th, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Ekim Devrimi ve işçi demokrasisi – Sait Almış/Mehmet İnanç Turan

Ekim devriminin 100. Yılı anılırken kimi devrimci çevreler bu anmayı bahane ederek Bolşevik geleneğe ve Lenin’e gizli (örtülü) bir saldırı başlattılar. Bu saldırının arkasında bilinçli Lenin düşmanları vardır. Son günlerde birçok iyi niyetli devrimcinin bu propagandanın etkisi altında kaldığını görüyoruz.

Aslında eski bir burjuva saldırı taktiğinin yeni bir sürümüdür söz konusu saldırı. Bu kaba anti-komünist saldırının özeti şudur: “Stalin dönemindeki ideolojik ve örgütsel yanlışların, suçların kaynağı Bolşevik gelenektir. Stalin, Lenin’in devamıdır. İki dönem arasında bir kopukluk yoktur, süreklilik vardır.”

Bu tezin özü, Stalin’i aklamaya, faturayı Lenin’e çıkarmaya yöneliktir! Ancak saldırı bu noktada durmaz. Ekim Devrimi’ne saldıranlar, yani Lenin’i yıkmak isteyenler ister istemez Marksizmi inkâr etme yoluna girmek zorunda kalmaktadır. Çünkü Lenin’in teori ve pratiği 20. Yüzyılın Marksizminin ta kendisidir.

Bu yüzden, Ekim Devrimi’ne ve Lenin’in düşünce ve pratiğine sahip çıkmak Marksizme sahip çıkmakla eş anlamlıdır. Bu nokta aşıldığında insanın kendisini bulacağı yer burjuva ideolojilerinin, idealizmin alanıdır!

İyi niyetli devrimci arkadaşlarımızın burjuvazinin bu ideolojik saldırıları karşısında savrulmaları bize acı veriyor. Bu nedenle, bu saldırılara karşı kısa kısa da olsa yanıt verme ihtiyacı hissettik:

1) Ekim Devrimi, iktidarda bulunan Kadet burjuvazisine ve onlarla işbirliği yapan Menşevik ve Sosyalist Devrimcilere (SR) karşı yapılmıştır. Bu noktayı anlamak ve hep akılda tutmak önemlidir. Bolşevikleri, Menşevik ve Sosyalist Devrimcilerle birlikte davranmadıkları, ittifak yapmadıkları için eleştirmek doğru değildir. Çünkü devrim aynı zamanda onlara karşı yapılmıştır.

2) Lenin politik çoğulculuğa karşıydı, ya da sağlamaya çalışmadı diye eleştirmek de yanlıştır. Lenin Sovyetler içindeki çok partili sistemi önemsemişti. Ancak Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler Temmuz 1917’de Bolşeviklere karşı terör saldırısı başlattılar. Bolşeviklerin gazetelerini kapattılar. Lenin dahil Bolşevik liderler gizlenmek zorunda kaldılar. Demek ki, Sovyetlerde politik çoğulculuğu reddedenler Bolşevikler değil, Menşevikler ve SR’lar oldu.

Ekim Devrimi’nden sonra da Menşevikler ve Sosyalist Devrimcilerin sağ kanadı, Bolşevik iktidarı yıkmak için uğraştılar. Böyle bir ortamda Lenin’i Bolşevik egemenliği korumaya çalıştı diye eleştirmek en azından insafsızlıktır. Lenin’in politik tutumu Sovyetler içinde çok partililikten yanadır, ama Bolşevik devrime karşı çıkan, devrimin bizzat hedefinde olan karşı devrimcilerle (Menşevikler ve sağ SR’lar) bu çoğulculuğun sağlanmasının somut koşulları yoktu!

3) Kurucu Meclisin dağıtılması nedeniyle Lenin’i demokrasi düşmanı ilan etmek, tüm siyasal yaşamı örgüt içi demokrasiyi savunmakla geçen ve bunun eşsiz örneklerini sergileyen Lenin’e saygısızlıktır.

Lenin’in savunduğu demokrasi burjuvazinin “sınıflar üstü demokrasi” yalanı değil, Marksist sınıfsal demokrasi kuramıdır. Yani işçi demokrasisidir. Lenin için bu işçi demokrasisinin gerçekleştirileceği yer parlamento değil, Sovyetlerdi. Kurucu Meclis burjuva dönemden kalan, Bolşeviklerin savunduğu işçi demokrasisine karşı olan karşı-devrimci çoğunluğu kapsıyordu.

Bir tercih gerekiyordu: Ya burjuva demokrasisinin kurumu Kurucu Meclis, ya da işçi demokrasisinin kurumu Sovyetler. Bütün iktidar Sovyetlere sloganı ile yola çıkan Ekim Devrimi doğal olarak Sovyetleri yani işçi demokrasisini tercih etti.

Bu tercih doğruydu. Tersi, Ekim devrimi ile iktidardan düşürdükleri burjuva güçlerin yeniden iktidara gelmesini kabul etmek yani karşıdevrime boyun eğmek anlamına gelecekti.

4) Ekim Devrimi komünist partinin öncülüğünde gerçekleşti. Komünist parti (Bolşevik Parti) 1912’de Menşeviklerden ayrılarak kuruldu. Lenin bir bakıma işçi sınıfının komünist birliğini, reformist birliğinin karşısına çıkardı.

Peki, Lenin bu ayrılma ile doğru mu yaptı? Kesinlikle doğru yaptı. Ekim devrimi bu ayrılmanın doğru olduğunu gösterdi. Nitekim Menşevikler burjuva iktidara destek oldu. Ekim devrimi ise bu iktidarı yıktı. Lenin işçi hareketini devrimci bir tarzda bölerek komünist partisinin temelini atmasaydı, Ekim Devrimi yapılamazdı.

Dünyanın her yanında komünist partilerin kuruluşunu destekleyen Lenin’in amacı dünya sosyalist devrimiydi. Reformistlerle birlik halinde bu amacına ulaşamazdı. Nitekim reformist gruplar ve partiler tüm dünyada burjuvazinin cephesine geçtiler.

Günümüzde de sosyal demokratlarla birlikte sosyalist devrim yapılamaz. Çünkü reformistler kapitalizm içi düzeltmelerden yanadır. Komünistlerin amacı ise kapitalizmi yıkmaktır. Bu iki amacı çakıştırmak mümkün değildir. Bu nedenle reformistlerden ayrı komünist partiler kurmak devrimci bir politikadır.

5) Ekim Devrimi başlangıçta Sovyetler eliyle işçi demokrasisini kurdu. Ne var ki, iç savaş koşulları, emperyalistlerin dıştan saldırıları, işçi sınıfının iç savaş nedeniyle üretimden kopması; bir zaman sonra Sovyet demokrasisini işlemez hale getirdi. Sovyetler partinin egemenliği altına girdi.

Lenin bu nedenle “bizim sosyalist devletimiz bürokratik bozulmalara uğramış bir işçi devletidir,” dedi. Lenin, hayatının son günlerini bürokratik çarpıklığa uğramış bir devleti düzeltmeye adadı.

6) Bolşevik Parti, NEP (Yeni Ekonomik Politika) dönemine kadar kendi içinde çoğulcu bir partiydi. Parti içindeki farklı görüşlere özgürce tartışma, platform kurma hakkı veriyordu. Kronştat ayaklanmasından sonra parti birliğini sağlamak için parti içi demokrasiye GEÇİCİ sınırlamalar getirildi. Lenin koşullar düzelince bu sınırlandırmaların ortadan kaldırılacağını düşünüyordu. Fakat Lenin’in ömrü yetmedi.

Lenin’den sonra parti genel sekreteri seçilen Stalin, Lenin’in geçici olarak düşündüğü sınırlamaları KALICI hale getirdi. Farklı düşüncelere izin vermeyen MONOLİTİK (tekçi) bir parti anlayışı yaratıldı. Ve bu anlayış Komintern’in bütün partilerine dayatıldı. SBKP diğer KP’lere emir veren bir merkez haline getirildi.

7) Stalin dönemi bürokratik yozlaşmanın en üst noktaya çıktığı bir dönem oldu. Parti içi demokrasi bu dönemde işler hale getirilebilseydi; Sovyetler göstermelik kurumlar olmaktan çıkarılabilseydi; kısacası partide ve toplumda işçi demokrasisi bütün kurumlarıyla kurulabilseydi Sovyetler Birliği yıkımdan kurtulma şansı elde edebilirdi.

Ne Stalin döneminde, ne Stalin’i izleyen dönemlerde böyle bir değişim olmadı.

8) Sovyetler Birliği’ni yıkımdan kurtaracak tek şey DÜNYA DEVRİMİYDİ. Ekim Devrimi’nin kapitalizmin ana damarlarına yayılması gerekiyordu. Oysa Stalin’den itibaren dünya devrimi fikri rafa kaldırıldı. Sovyetler Birliği’nin ulusal sınırları içinde bir sosyalizm düşünüldü. Bu “tek ülkede sosyalizm” anlayış Sovyetlerin yıkım sebeplerinin temelini oluşturdu.

9) İşçi demokrasisi ile burjuva demokrasisi teorik olarak aynı zeminde değildir. Burjuva demokrasisi burjuva devlete, işçi demokrasisi proleter devlete dayanır. SOYUT BİR DEMOKRASİ YOKTUR!

Demokrasinin bel kemiğini hangi sınıfın egemenliğine dayandığı oluşturur. Günümüzde de durum aynıdır. Demokrasinin hangi sınıfa dayandığı, hangi sınıf için olduğu belirtilmeden “demokrasi güzellemesi” yapmak liberalizme kapı açar.

10) Demokrasi = Sosyalizm, ya da Sosyalizm = Demokrasi denklemleri doğru mudur? Tümüyle yanlıştır. Birincisi demokrasinin sınıf karakteri belirtilmediği için yanlıştır.

İkincisi ve daha önemlisi sınıf karakteri belirtilse bile, yani “işçi demokrasisi = demokrasi” dense bile yanlıştır. Çünkü işçi demokrasisi demek proletarya diktatörlüğü demektir. Halbuki, sosyalizmde devlet, yani proletarya diktası yoktur. Kısacası sınıfsız toplum olan sosyalist toplumda demokrasi yoktur.

Devrimden sonra kurulan proleter devlet sosyalizmin kuruluş döneminde (geçiş döneminde) yavaş yavaş sönümlenir ve sosyalizme geçişle ortadan kalkar. Devletin sönümlenmesi demek toplumun yönetime katılması, giderek kendi kendini yönetecek duruma gelmesi demektir. Tekil ülkelerde sosyalist toplum kurulamayacağına göre, devlet ve demokrasi de ancak dünya ölçeğinde ortadan kalkacak kurumlardır.

11) Sosyalist toplum proleter diktanın olmadığı, özgürlük filizinin yeşerdiği bir dönemdir. Kapitalizm nasıl dünya çapında bir sistemse, sosyalizm de öyledir. Marx ve Lenin’in sosyalizm teorileri böyledir. Bu teoriyi pratiği ile değiştiren Stalin’dir. Dünya devriminden vazgeçerek, Sovyetler Birliği sınırlarında sosyalist bir toplum kurulmaya çalışılmış, hatta kurulduğu iddia edilmiştir.

Marksist teori yanlış pratikten intikamını almıştır. Dünya devriminden, dünya işçi sınıfı demokrasisinden uzaklaşan SBKP kendi elleriyle yıkımını hazırlamıştır.

 

Sait Almış/Mehmet İnanç Turan

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑