Yazarlar

Published on Kasım 30th, 2016 | by Avrupa Forum 2

0

Ecdatların mirası ve Yeni Osmanlılar – Erdal Boyoğlu

Yaratılmak istenen gündem üzerinden bazı tarihi gerçekler gün gibi ortadayken. R.Tayyip Erdoğan’ın özellikle görmek ve duymak istemediği ne varsa  saldırı ve tehditle herşeyin üstünü kapatmak istiyor. “Ecdatlarımız bize şanlı bir tarih bıraktığı için onlardan gurur duyuyoruz” diyen Yeni Türkiye’cilerin ecdatlarını tanımak gerekiyor.

Öncelikle Osmanlı’nın adı neyi hatırlatıyor?
‘Şanlı mirasları’yla övünülen ve aynı zamanda Hilafet makamının da temsilcisi durumunda olan Osmanlı padişahları örnek alınması gereken ‘kahramanlar’ mıydı?
Devşirme asıllı devlet adamlarının Anadolu halkına uyguladığı baskılar mıydı?.
Vergi toplama da baskıcı davranması mıydı?
Kadı ve sancak beylerinin baskıcı ve aykırı davranarak halkı zor duruma düşürmeleri miydi?.
III. Murat döneminden itibaren kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması mıydı?
Coğrafi Keşiflerle zenginleşen ve ekonomilerini güçlendiren Avrupa devletleri, Rönesans ve Reform hareketleriyle düşünce ve bilim hayatında önemli atılımlar yapmasına karşı çıkması mıydı?
Osmanlı, teknolojik ve bilimsel gelişmelere ayak uyduramamış olması mıydı?
Bilimsel ve Teknolojik olarak Avrupa’nın gerisinde kalması mıydı?.

Eğitim sisteminin temelini oluşturan medreselerin çağın gerisinde kalması mıydı ve Avrupa’da eğitim alanında meydana gelen yeniliklerin takip edilmemesi miydi?
Eğitim görmemiş pek çok kişiye ilmi rütbeler verilmesi miydi?

Osmanlı devleti orta Avrupa’daki egemenliğini kaybetmesi miydi?
Avrupa devletleri, askeri bakımdan üstünlüklerini ortaya çıkarması mıydı?.
Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi miydi?
Üretim faaliyetleri yerine vergiye bağlı ilişkiler olduğundan, ekonominin düzensiz olması mıydı?.
Haraca ve zorbalığa bağlı Vergiler toplanamamış ve devletin gelirlerinin azalması mıydı?.
Coğrafi Keşiflerin etkisiyle ticaret yollarının yön değiştirmesi ve gümrük gelirlerinin büyük ölçüde azalması mıydı?

Avusturya ve İran ile yapılan savaşların yüklü harcamalara yol açması mıydı?
İhracatın azalması, ithalatın artması ve kapitülasyonların giderek Avrupalı devletlerin sömürü aracı haline gelmesi miydi?
Sömürgelerden Ayrupa’ya yüklü miktarda altın ve gümüşün gelmesi, bu madenlerin bir miktarının Osmanlı topraklarına girmesi ve paranın değerini düşürerek enflasyonu artırması mıydı?
Vergilerin yükseltilmesi üzerine köylerde yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları mıydı?
Saray masraflarının artması gibi nedenler miydi?
Köyden şehre göçler sonucu üretim azalmısı mıydı?
Fazladan asker alımı ile askeri masrafların artması mıydı?.

Önemli makamların liyakata bakılmadan rüşvet ve iltimas yoluyla dağıtılması mıydı?

Halkın devlete olan güveninin azalması mıydı?

Baskıcı ve katliamcı olması mıydı
Osmanlı saraylarında dönen dolaplar ve izlediği yol-yöntem türk milliyetçileri ve dincileri ilgilendirmiyor mu?. Osmanlı’nın tarihsel süreci talancı mirasından geliyor mu? Resmi tarihçilerin ‘genişleme’ dedikleri Osmanlı tarafından uygulanan zorlamalar halkların kırımı anlamına gelmiyor mu?

Osmanlı’nın 600 yıllık saltanatın da eceliyle ölen Osmanlı padişahın’ın, sadrazam’ın, şehzade’nin hemen hemen olmadığını yazsam, ‘şanlı geleneğe’ haksızlık mı? yoksa ışık mı? tutarım.

Fetih ve talan Osmanlı’lar için tarihsel bir gelenekti. İslamiyet ise siyasal bir kılıf oldu. İslam’daki bazı Kur’an ayetleri fetihlere meşru bir zemin hazırlamıştır. Osmanlı orduları fetihlere giderken İslam adına kılıç kuşanıyordu. Osmanlı’nın fetih kılıcı İslamın kılıcıydı. Osmanlı padişahları mükafat vermeyi ahirete bırakmayıp, işgaller de savaş kazanan gazilerini para ve rütbelerle ödüllendiriyordu.

OSMANLI SARAYI; BABA-OĞUL, ABİ-KARDEŞ’İN ÖLÜM FERMAN YERİ MİYDİ !…
Osmanlı devletin de öyle bir gelenek başlıyor ki, devlete bağlılık adeta kardeş kanı dökmekle sınanıyor. Kim ne kadar kardeş boğazlarsa o kadar devlete bağlı olduğunu ispatlıyordu.
Osmanlı’da saray entrikacılığı her dönem var oldu. ve çok yoğun yaşandı. Osmanlı devletin de padişahlık yapmış 36 padişah’dan13’ü Şeyhülislamın fetvası ile tahtan indirildi. Osmanlı’daki saray entrikacılığının yoğun olması, Osmanlı’da tek bir kültüre dayalı bir yapıyı kuramadığındandır. Osmanlı, kayı boyu kültüründen aldığı Şamanizm gelenekleri var olsa da, İslamı kabul etmelerinden sonra şeriat hükümlerini esas aldı. Anadolu’ya yerleştiklerin de Bizans devlet mirasından beslenen bir sistem de devralmıştı. Osmanlı, İslama paralel feodal kültürel bir yapı oluşturmuştu.
Kısacası Osmanlı, üzerine oturduğu tarihsel, kültürel miras; Orta Asya gelenekleri, Bizans devlet müesseseleri ve Arap şeriat hükümleri Osmanlı’nın karmakarışık entrikaları olmuştur. ”Devlet baba” kültürü ile tahta oturan Osmanoğullarına saray’da öğretilen çok önemli ilke vardır. ”Ya devlet başa ya kuzgun leşe” Bu bakımdan Osmanlı padişahları arasında III Selim dönemi sorgulayıcı derslerle doludur. 1789 Fransa’da burjuva devriminin olması III Selim’ derinden etkilemiştir. Fransız devrimi tüm Avrupa’yı sardığı gibi Osmanlı’yıda derinden sarstı. Osmanlı gibi despot ve barbar bir imparatorluğu da etkiledi. III Selim Batı devletlerine özenip bir dizi reform yapmak istedi. Adını da yeni düzen anlamına gelen Nizam-ı Cedid koydu. Ama yenilenmeye karşı çıkan islamcılar tarafından adı ”gavur padişah” ilan edildi. Reform yapamadan tasviye edildi. (Öldürüldü ve sokakta teşhir edildi)
Fatih Sultan Mehmet’in o ünlü ‘Kanunname’siyle “devletin bekası için” baba-oğul, abi-kardeş, amca vs. yakınları ve akrabaları öldürme hakkını yasallaştırması nasıl açıklanabilinir?.
Osmanlı’nın 600 yıllık saltanatı ve saray’larda yaşananları sadece kendi ailelerine yaptıkları ve ‘şanlı miras’ hakkında açıklayıcı değil mi?.Osmanlı imparatorluğu’n da Otman Bey’le başlayan öldürmeler…Osmanlı devletinin kurucusu Otman bey ‘Osman’ Bey’le birlikte aile içi cinayetler serisi başladı. Otman Bey, öz amcası Dündar Bey’i kendi elleriyle boğarak öldürdü ve cesedini ibreti alem için sergiledi.

I.Murat, babadan oğula geçen saltanat geleneğini bozarak, padişah olması gereken ağabeyi Halil’i öldürüp tahta geçti. Tahta geçtikten sonra diğer kardeşi İbrahim’i de tahtı için öldürttü. Kardeşlerden sonra öz oğlu Savcı Bey’i öldürüp cesedini şehrin merkezine astı.

Yıldırım Beyazıt’ın tahta geçtikten sonra kardeşlerini vahşice boğazlamak oldu. Yıldırım Beyazıt, Timur Renge esir düşünce onun yerine geçen oğlu Celebi Mehmet, kardeşi İsa’yı boğdurttu.
II.Murat tahta geçince, o da cinayet geleneğini sürdürdü ve kardeşi Mustafa’yı öldürttüp diğer kardeşlerinin gözlerine ‘mil’ çektirdi. Amcası Mustafa’yı kendi elleriyle öldürdükten sonra ibret olsun diye cesedini Edirne surlarına astırdı. Ayrıca bir ferman yayınlayarak ahaliyi amcasının cesedini izlemeye zorladı. Ceseti asıldığı yerde çürütüldü.

İstanbul’un ‘fetihi’ işgaliyle ünlü Fatih Sultan Mehmet bebek katilliği yaptı.Daha 1 yaşına girmemiş kardeşi Ahmet’i biat töreni sırasında sarayın hamamında boğdurtmak oldu. Türk milliyetçileri ve dinciler Fatih Sultan’a toz kondurtmuyorlar ama Fatih Sultan Mehmet kundaktaki kardesini niçin boğdurduğunu öğrenmek istemiyorlar..
Fatih, saltanat ailesi cinayetlerini ‘Kanunname’yle yasallaştırdı. Osmanlı’nın ilk kanunnamesi devleti korumaya alan önemli bir yasal düzenlemedir. ”Bu konunname atam ve dedem kanunudur. Benim, dahi kanunumdur. Ashab-ı Kiram bununla amel olanlar ha!” demektedir. Kardeş kanı pahasına maddelerden biri de şöyledir” Ve her kimseye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşlarım nizam-ı alem için katletmek münasiptir”

Fatih Sultan öldükten sonra iki oğlu hayatta kaldı. II.Beyazıt ve Cem. Taht kavgasında Tahtı II.Beyazıt aldı. Cem İtalya’ya kaçtı. II.Beyazıt İtalya’ya kaçan kardeşi Cem’in peşini bırakmadı. Cem’in ülkede kalan çocukları Oğuz Han ve Ahmet Paşa’yı öldürttü. Rüşvet vererek İtalya’da yaşayan kardeşini boğdurttu.
Kelleci Yavuz Sultan Selim
Osmanlı padişahları arasında kelleci olarak bilinir. Nedeni ise Sadrazam’ının kellesini kendi elleriyle kestikten sonra kanlı kelleyi yanında taşımasıyla ünlenmiştir. Kelleci Yavuz, kardeşleri Şah, Alem Şah, Mahmut’u öldürttü. Mahmut’un oğulları Mehmet, Musa, Emin, Orhan ve Osman’ı boğdurttu.Büyük ağabeyi Sultan Korkut Mısır’a kaçmak isterken kaldığı yeri ihbar edenlerle birlikte öldürdü. Kardesi Ahmet’le savaş yaptı. Kardeşi ile yaptığı Yenişehir savaşını kazandı ve kardeşi Ahmet’i işkence ederek öldürüp ve cesedini sokakta sergiliyor. Amca’sının Bursa’da bulunan beş oğlunu İstanbul’a getirterek öldürdü. Kelleci Yavuz kitlesel vahşetini 50 bin Kızılbaşı öldürmekle caniliğine devam etti.

Şeyhülislam Ebu Suud’un Kızılbaş katli vaciptir fetvasını çıkartan bir şeriatçıdır.
İslamcıların gurur duyduğu Ebu SuudYavuz Sultan Selim’in Şeyhül İslam’ıdır. Kızılbaşların canları, malları, namusları islama helaldir diye fetva veren bir canidir.
Ebu Suud, Kızılbaş kadınlarını ne yapalım diyen dincilere,”Belinize kuvvet ” diyor.

Kanuni Sultan Süleyman; Kanun koyuculuğu sebebiyle Kanuni adını aldı.
Milliyetçilerin ve dincilerin ‘cihan padişahı’ olarak andıkları Kanuni Sultan Suleyman. Osmanlı’nın savaşa doymayan padişahıdır. Sarayındaki şatafatlı yaşamıyla, zevki alemine düşkün padişah Sultan Süleyman. Osmanlı padişahları arasında en uzun saltanıtını sürdüren Sultan’dır. Osmanlının en ünlü ve en vahşi Sultan’ıdır.

Sultan Süleyman Muhteşem yüzyıl dizisinde gördüğümüz gibi Mustafa oğlu Mustafa’yı öldürtüyor. Oğlunun çığlıklarını zevkle dinleyen barbar bir Sultan’dır. Kız kardeşinin kocası Pargalı ibrahim’i de öldürüyor.
Şah ünvanı bulunan Kalender Çelebi, Kızılbaş kanaat önderidir. Vergi sisteminde yapılan haksızlıklara baş kaldıran Kalender Şah Çelebi, Türkmen kitleleriyle birlikte Maraş’ta ayaklandı.
Kalender Şah Çelebi önderliğinde gelişen Kızılbaş ayaklanması aylarca sürdü.

 

Babasının gaddarlığına tanık olan oğul Beyazıt, korkusundan İran’a kaçtı. Kaçmasına rağmen İran’daki yandaşlarına rüşvet vererek oğul Beyazıt’ı İran’da boğdurttuyor. Sultan Süleyman torunlarından beş’ini öldürttü. İşte ”cihana” nam salan Muhteşem yüz yılın Kanuni’sinin bilinen yönleri bunlardır.

III.Murat tahta çıktığı zaman,Nizam-ı alem için” yani devletin ve hanedanın geleceği için 5 kardeşini boğdurttu. III.Murat’in yerine tahta geçen III.Ahmet, babasının ölümünden sonra kardeşlerini öldürdü. Kendi öz oğlunu uykuda boğdu.
IV.Murat, annesi Kösem Sultan’ı işkence ederek öldürttü.
IV.Murat’in yerine geçen IV.Mustafa ise III.Selim’i öldürdü. Cesedini kazığa çakarak yaban hayvanlarına yem yaptı.
IV.Mustafa’nın yerine geçen II.Mahmut tahta geçer geçmez IV.Mustafa’yı öldürdü. IV.Mustafa’nın annesini zehirletti.

Bursa’da sürgünde ölen III.Mustafa’nın karısını ve çocuklarını İstanbul’a getirterek boğdurdu.
Musa Çelebi ile Süleyman Çelebi arasında ki çatışmada, Süleyman Çelebi kaçarken köylülerin Musa Çelebi’den taraf olup, Süleyman Çelebi’yi öldürmeleri, bizzat Musa Çelebi tarafından, hanedana saygısızlık olarak görülmüş olaya karışan köylüler diri diri yakılmıştır.

Osmanlı hanedanı içinde öldürme eylemi boğarak yapılmaktadır. Kafa kesme eylemi hanedan içinde çok az görülmektedir.

Yüzleşilmesi gereken resmi bir tarih var. Yüzleşilmesi gereken bir haksızlık var. Sorgulanması gereken resmi tarihin yalanları var.

 

‘Tanrıya bakış, Tanrıyı ve insanı algılayışları’ farklı olduğu için; hak ve adaletli isteyen düşünürlere ve halklara her türlü haksızlığı uygulamadılar mı?

Anadolu Kızılbaşlar’ı, Şeyhülislam gibi din adamlarına hazırlattığı fetvalarla katletletmedi mi?. İşte böyle bir ecdat geleneği vurucu,kırıcı, kıyıcı ve katliamcı, inkarcı ecdatcıların tarihini görmek, bilmek, araştırmak, öğrenmek ve sorgulamak gerekmektedir.

Her şeyi kendi tekelinde görmek isteyenleri, herşeyi kendi emir buyruğu altında almak isteyenleri tanımak gerekir.

Milliyetciler ve Dinciler; Osmanlı’nın kendi iç hesaplaşmasını inkar ettigi gibi.
Osmanlı’nın tarihiyle ne yüzleşti ne hesaplaştı ne de sorguladı. Harem’de yaşanan zevki alemler onların ayrıcalıkları olarak görüldü. Üstüne üstlük bu ayrıcalıklı yaşamı Allah’ın bir lütufu saydılar. Halkların yoksul aç ve sefil olmasını kader olarak gördüler. Her şeye şükür etmesini öğrettiler. Ne tür felaket olursa olsun alın yazısı olarak gördüler. Saray entirikalarında baba oğulu, oğul babayı, kardeş kardeşin öldürmelerine inanmadılar. Savaştan savaşa koşturulan insanlar, Osmanlı’nın 600 yıllık saltanatın da yoksul ve ac kalmalarını inkar ettiler. Sultan’ların yaptığı vahşeti ne duymak ne de inanmak istemediler.
Osmanlı`nın her türlü kirli oyunlarını yok saydılar, Osmanlı’ya saygılarını gösterdiler. resmi ideolojinin söylemleriyle hayatlarına yön verdiler. Okul da başlayan eğitimle, camilerde verilen fetvalarla beyinlerini yıkıyorlar.

Resmi tarih kitapları Osmanlı’nın şanlı kahramanlığını ve adaletini yazmaya devam ediyor.

Yeni Osmanlı’cıların iktidarında yaşanan baskılar , vicdana sorulduğunda tüm bu haksızlıklar bir nebze olsun sorgulanır.

 

Tags: , ,


About the Author



Comments are closed.

Back to Top ↑