İnsan Hakları

Published on Şubat 21st, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Dünya üzerindeki 6 bin dilin 5 bini yok olma tehlikesiyle yüzyüze!

Bugün dünya üzerinde yaklaşık 6000 dil bulunuyor. Uzmanlar bu dillerin hemen hemen yarısının, bu yüzyıl yeryüzünden silineceğini ve kitlesel boyutta bir dil kıyımı yaşandığına dikkat çekiyorlar. ABD Dilbilim Enstitüsü tarafından bir süre önce yayımlanan rapora göre, dünya üzerinde tek kişinin konuştuğu 51 dil var ve bunların 28’i Avustralya’da. Bunun dışında, 500 kadar dilin yüzün altında, 1500 kadarının binin, 3000 kadarının 10 binin ve 5000 kadarının da 100 binin altında konuşanı var. Dünya dillerinin yüzde 96’sı nüfusun yalnızca yüzde 4’ü tarafından konuşulduğuna göre, bir yığın dilin yok olmaya yüz tutması hiç de şaşırtıcı değil. Dolayısıyla yüz bin kişi tarafından konuşulan bir dilin bile güvencede olduğu pek söylenemez.

Fransa’nın Breton bölgesi dildeki çarpıcı yok oluşun tipik bir örneği aslında. 20. yüzyılın başlarında bir milyon kişi tarafından konuşulan bu dil, şimdi yalnızca bunun dörtte biri kadar insan tarafından konuşuluyor. Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda, Breton dili önümüzdeki 50 yıl içinde yok olacak. Bugün Kuzey Avrupa’daki Kelt dilinde de aynı durum yaşanıyor.

Ne var ki, bir dil konuşanlarını bir kez yitirdi mi, onun yeniden yaşama döndürülmesi mümkün değil. Asimilasyon başta olmak üzere, soykırım, göç ve doğal afetlere dek bir yığın şey, dilin yok olmasında etkili olabiliyor. Elbette dillerin yok olmasında, baskı altında tutulmasında sömürgeci karakterli hareketlerin etkisiyle kimi egemen dillerin tüm dünyaya yayılmasına neden olan, kültürel akımlar yatmaktadır.

Uluslararası alanda saygın bir dil uzmanı olan Markus Warasin, bir dilin yok olmasıyla bir kültürün, bir hayatında yok olduğunu söylüyor ve ‘”Bir dil yok olduğunda, onunla birlikte bilgi dağarcığı da yok oluyor. Örneğin, Afrika’da bitki ve otlar konusundaki tıbbi bilgiler, yerel diller kanalıyla aktarılıyor. Bunun ötesinde dil, kimliğimizin de önemli bir bölümünü oluşturuyor’’ diyor…

Dünya Dil Günü Dolayısıyla BM Azınlık Dilleri Koruma Örgütü, kamuoyuna “Yok Olma Tehlikesi İçindeki Dünya Dilleri Atlası” çalışmalarında, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Rusça ve Çince gibi baskın dillerin, azınlık dillerini ezdiğini ortaya çıkardığını belirterek, bu çalışmada, Amerika ve Avustralya kıtalarındaki dillerin iz bırakmadan silindiğine dikkat çekiyor.

1990’larda, dillerin yeniden yaşama kazandırılması için çeşitli örgütler kuruldu. 1995’te Britanya’da kurulan Tükenmeye Yüz Tutmuş Diller Vakfı’nın dışında, ABD, Almanya, Japonya ve daha başka ülkelerde de benzer örgütler oluşturuldu. Yine UNESCO bu konuda 1999’da başlattığı projesini önümüzdeki aylarda kamuoyuna açıklayacak. Warasin, ancak bütün bu çalışmaların yok olmak tehlikesi taşıyan dilleri kurtaramadığını ve en büyük sorunlarının başında ise maddi imkân sağlanamamasından tutun da, hükümetlerin baskısının etkili olduğunu söylüyor.

Bugün Afrika’da da 1400 civarındaki yerli dilinin son yıllarda 500-600’e indiği ve bu dillerden 250’si de yok olma tehlikesiyle yüz yüze. Avustralya’daki yüzlerce yerli Aborjin dillerinin asimilasyon politikaları sonucu yok olurken, son yıllarda alınan tedbirlere rağmen bu dilde hala büyük risk söz konusu… Diller Atlası’nda Türkçe dili ise hızla tükenen, riskli diller grubun da yer alıyor.

 Üç aşamalı tehlike

Bir kültür bir başkası tarafından asimile edildiğinde, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dili etkileyen olaylar dizgesi genellikle üç aşamalıdır: İlk aşamada, halkın egemen dili konuşması yönünde yoğun bir baskı uygulanır. İkinci aşama, çift dilin egemen olduğu bir dönemdir. Bu dönemde insanlar yeni dillerini benimserlerken eskisini de etkin bir biçimde kullanmayı sürdürürler. Derken, çift dil uygulaması hızla düşüşe geçerek yeni dil giderek eskisinin yerini alır. Üçüncü aşamada da genç kuşak eski dilinden hızla uzaklaşarak yeni dile yönelir.

Üçüncü aşamadaki bu değişim, eski dilin kullanılması konusunda belli bir utanç duygusunu da beraberinde getirir. Kendi dillerini kullanmayı sürdürenler giderek iletişim kurdukları insanların azaldığını fark ederler. Zamanla bu durum rahatsız edici boyutlara ulaşır ve aileler dili yalnızca kendi aralarında kullanmaya başlarlar. Bir kuşak içinde, aile içindeki sağlıklı bir iki-dillilik bilinçli bir yarı-dilliliğe, sonra da tek dilliliğe dönüşebilir. Konuşanları çok az ve çok yaşlı olan, halkın yaşam kavgası verdiği durumlarda dilin yeniden canlandırılması çok güçtür.

Kendi kelimelerimiz… 

Dilbilgisi, telaffuz ya da morfoloji ile alakalı bir şey değil sadece. Değerlerle ilgili. Bir toplumdaki sosyal ilişkilerle ilgili bir durum. Dil sosyal gruplar arasındaki iletişimin bir nesnesidir. Ahlaki değerlerle, politik değerlerle, felsefeyle ilgilidir. Sadece bazı dillerin değil her dilin arka planında büyük hazinler vardır.Avrupa’da az kullanılan dilleri konuşan toplulukların büyük bir kısmı başka dillere bağlı olduklarını hissediyorlar. Ancak sorun bu değil. Asıl önemli olan sizin kendinizi kendi kelimelerinizle ifade etmeniz.

Örneğin birisiyle arkadaşlık, aşk ya da ne bileyim Tanrı’nın ne olduğu konusunda konuşmak istediğinizde kendi kültürünüzün yaklaşımını ortaya koymak için kendi anadilinize ihtiyaç duyarsınız. Eğer bu dili kullanamazsanız ya da kendi anadiliniz olmayan bir dili kullanmaya zorlanırsanız, bu sadece kişisel bir problem değil, politik sorunlara da yol açabilir. İnsanlığın gelişmesinde çok kültürlülük bir ön koşul olduğuna göre, dilsel çeşitliliğin korunması da çok önemlidir.Kültürler, sözlü ve yazılı dil aracılığıyla aktarılır. Dil bir toplumun tarihini ve kültürel kimliğini içinde barındırır.

Her dil, onu konuşanların ruhlarını barındıran bir tapınaktır.

Dil demokrasisi 

Alman dili AB içinde en çok kullanılan dil. Ancak bunun yanında örneğin İtalya’da Almanca az kullanılan bir azınlık dilidir. Ve bu dili konuşan topluluklar kendilerini günlük ve siyasi yaşamda ifade etme hakkına sahip olmalılar. Eğer İtalya devleti tarafından resmi dili kullanmaya zorlanırlarsa, bu insanların sosyal yaşama eşit temelde katılım imkânları zorlaşır. Bu temel bir insan hakkıdır. Democracy, democratia ya da demokrasi diyebilirsiniz. Bunun gibi birçok benzerlik var, ancak bunlar dilin kullanımına engel olamaz. Bu dil demokrasisidir, kültür demokrasisidir. Eğer bir devlet kendini demokratik bir devlet olarak nitelendiriyorsa, kültür demokrasisine, dil demokrasisine saygı göstermelidir.

Dil kamusal alanda tanınmalı

İngiltere’de Korn dili var. İngiltere dillerin korunmasında önemli adımlar attı. İskoç dili, Gal dili… Ancak İngiltere Korn dilini korumak için herhangi bir adım atmadı. Korn dilini konuşan sadece 1000 kişi var. Eğer Korn dili koruma altına alınmazsa ölecek. Çok ünlü bir dilbilimcisi olan David Crystal’ı tanıyorsunuzdur. Kendisi kültürel çoğulculukla tek kültürlülüğü karşılaştırıyor. Crystal, doğadaki seçiciliğin kültürel alanda da olabileceğini belirtiyor. Eğer az kullanılan dilleri korumazsak aynı şey gerçekten de insanlık için geçerli olacak.

Bir de öncelikle, halkın kendisi o dili kurtarmaya istekli olmalıdır. Örneğin Korn dili konuşan insanlardan birçoğu İngilizce’yi Korn dilinden daha iyi konuşuyor. Bu nedenle bu tip diller için öyle büyük bir medya yayını, internet gerekmiyor. Önemli olan az kullanılan dillerin korunduğu kamu alanları olmalı. Örneğin gazetelerde bölümler, televizyonlarda yayınlar olabilir. Dil kamusal anlamda tanınmalı. 

İngilizce de korunmalı 

Dünyada diller aracılığıyla keşfedilecek birçok şey var. Bunları farklı dillerle gerçekleştirebilirsiniz. Bu Avrupa Birliği’nin gelişme ekseninin olması gerektiği yöndür. İspanyol bakış açısıyla Anglo Sakson bakış açısı değişiktir. Belli bir dille, İngilizce gibi dillerle her zaman istediğiniz zenginliğe ulaşamazsınız. İngilizce tabii ki çok fazla konuşuluyor. Yaygın bir dil. Ancak İngiliz dili bu yaygınlıktan, bu yayılmacılıktan dolayı çok şey kaybediyor. Kazanmıyor. Tüm dünyanın İngilizce konuşması İngilizce’ye olumlu şeyler katmıyor. Birçok insan İngilizce konuşuyor, kötü İngilizce konuşuyor ve sonuçta İngiliz dili kaybediyor. Yerel dillerin bu noktada gelişmesi çok önemli. İngilizce’nin de korunması lazım bu noktada…

Kaynak: www.lazebura.net

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑