Yazarlar

Published on Nisan 8th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Dostlarım! – Ibrahim Aslan

Bilirim susmak erdemdir diye kazımışlar
beynimize.
Susmayı, itiraz etmemeyi öğretmişler ilk
önce.
Adını ebeveyne saygı koyup gerçeğin
üzerini örtmüşler.
Yalnızca ebeveyne mi? Aile büyüklerine,
abiye, kocaya… ve elbette devamında devlet “büyüklerine”, “hökümete!”
Terbiye koymuşlar bunun adını.Ve edep.
Hep susmamız beklenmiş.Ayakların önüne
atılmış pastadan becerebiliyorsan
koparabildiğin kadar kopar, yoksa sus!
Dil’e güçleri yetse bu toplumun lügatından
itiraz ve utanma kelimelerini çıkarıp
hafızalardan silecekler.
Oysa birileri sırtlanlar gibi üşüşmüş memleket denen sofranın başına.Yutuyorlar babam yutuyorlar.
“Yiyin efendiler yiyin!/Bu han-ı iştahe sizin/
Aksırıncaya, tıksırıncaya, pıksırıncaya
kadar yiyin!” demiş şair.
Üstelik öyle yenilir yutulur şeyler değil,
görmezden gelmemiz, susmamız ya da
itiraz etmememizi istedikleri şeyler.
Savaşa itiraz etmeyelim istiyorlar örneğin.
Üstelik saltanatlarını korumak ve
kalıcılaştırmak için çıkardıkları savaşı.
Kendi evlatlarını gözleri gibi sakındıkları
orduyu iktidarda kalmak adına barış içinde
yaşayan halkların üzerine saldırtmakta
tereddüt bile etmezken, bizden de buna
övgüler yağdırmamızı istiyorlar.Yani kendi
evlatlarımızın kirli bir savaş için ölümüne
alkış tutmamızı, bununla gurur duymamızı
istiyorlar.Yani paylaşımda yeryüzünün
üstünü kendileri alırken, bizim payımıza
yerin altı(şahadet)düşüyor ve bizim bu
paylaşıma gurur duyarak razı olmamızı
istiyorlar.
Kendileri sadece temizlik gideri yıllık 2 milyon lira olan saraylarda otururken,
bizlerin yıkık dökük gecekondulara, hatta
sokaklara ya da köprü altlarına razı olmamızı istiyorlar.
Kendileri servetlerine servet katıp lüks
içinde yüzerek ulusal gelirin aslan payını
alırken, bizlerin etin kilosu 50 lirayı aşmışken, 1400 liralık asgari ücrete sesimizi çıkarmamamızı istiyorlar.
Kendilerinin çocukları yabancı kolejlerde
okurken, bizim çocuklarımızın sapık
zihniyetli “din alimlerinin” fetvaları doğrultusunda çocuk yaşta evlendirilmesine ya da tarikat yurtlarında
tecavüze uğramalarına itiraz etmememizi
istiyorlar.
Her gün kadınlarımızın öldürülmesine,
işçilerimizin daha çok kâr adına iş
cinayetlerine kurban edilmesine sesimizi
çıkarmayalım istiyorlar.
Kendileri her fırsatta önlerine gelene sınırsız hakaret ederken, bizler en basit
eleştiri hakkını bile kullanmayalım istiyorlar.
Ekonomik olarak açlık sınırında yaşamaya
zorlanıp, siyasi olarak bütün yasal hakları
işveren lehine budanan işçi sınıfının birlik,
mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı bu amaçla değil, “Türk-İş’in” yaptığı
gibi Hatay’da, Afrin sınırında savaşa destek verme amacına dönüştürerek
kutlasın istiyorlar.
Zaten büyük bir çoğunluğunu denetim altına aldıkları basın sussun, sisteme ve
yönetenlere yönelik eleştiri adına fısıtı dahi
çıkmasın istiyorlar.Bu yüzden her hafta
yüzlerce sosyal medya kullanıcısını göz
altına alıyorlar.
İktidarda kalmak adına ne kadar aleni olsa
bile söyledikleri bütün yalanlara sorgusuz
sualiz inanalım istiyorlar.
Gerek on yıllardan beri sürdürülen kirli
savaşta gerekse başlatılmasında bir
numaralı sorumlularından birisi oldukları
Suriye iç savaşındaki kirli ilişkilerin üzerindeki şalı hiç kaldırmayalım, buna
dair tek bir soru dahi sormayalım istiyorlar.
Başta belediye ve devlet ihaleleri olmak
üzere talan edilen ormanlar, kamuya ait
olan devlet malları, şeker fabrikaları vs.
için yapılan ve yandaş firmalara peşkeş
çekilen ihalelerde çarkın nasıl döndüğü,
bu işten kimlerin kazançlı çıktığı konusunu
hiç kurcalamayalım, soru sormayalım
istiyorlar.
Doğrusunu söylemek gerekirse soru sormanın çok da makbul görülmediği ve
özellikle de “büyüklerin” yanında çok
konuşmanın ayıp sayıldığı bir dinsel ve
bundan kaynaklı kültürel ortamda yetişen
toplumdan bu konuda istedikleri verimi de
almadıkları söylenemez.Gerek iktidarın,
en makul insanın bile kolayca içine
sindiremeyeceği uygulamaları karşısında
gösterilen sessizlik ve sükut, gerekse
seçim sonuçları bunu gösteriyor.
Asıl sorun bunun hep böyle devam edip
etmeyeceği.Unutmayın kötülüğün sınırını
ve sonunu belirleyecek olan, itiraz niyetine
çıkan seslerin cılızlıktan kurtulup kötülüğün sesini bastıracak kadar güçlü
çıkmasıdır.Emin olun bu potansiyel bizde
fazlasıya var.Yeter ki korku duvarını aşıp
seslerimizi birleştirmeyi becerebilelim.
İşçiler, köylüler, gençler, Kürtler, Aleviler,
kadınlar! Yani bu yönetimden zarar gören
herkes, seslerimizi birleştirmeye var mısınız?


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑