Türkiye

Published on Mart 13th, 2018 | by Avrupa Forum 7

0

Devletin en tepesi yalan söylerse…

AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu festivalde bira içen bir gencin öldüğünü tekrarladı.

Goebbels : “Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Kendinizi savunmak yerine sürekli karşınızdakileri savunmada bırakın. Sadece rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun üzerine yıkın. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır”.

İdris Özyol

Akaydın dönemindeki bira festivallerini yine gündeme getiren AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu festivalde bira içen bir gencin öldüğünü tekrarladı. Bunu hep yapıyor. Kitle de bu yalan bilgiyi alkışlayıp duruyor. Çıkıp, “Bu olay doğru değil” diyen yok. Her seferinde birileri Erdoğan’ın kulağına aynı sufleyi üflüyor anlaşılan. Antalya medyasının bir kısmı da aynı sazı çalmaya devam ediyor halen. Öyle olmadığı bilindiği, olayın gerçek boyutu ortaya çıktığı halde, sanki bunlar hiç olmamış gibi meseleyi köpürten gazeteciler var. Bunlara ‘gazeteci’ demek de mesleği inkar aslında. Çünkü gazetecilik bir ‘hakikat’ mesleğidir. Gazeteci gerçeğin peşinde koşar, gerçek bilgiyi takip eder, gerçekle dolaşır, gerçekle uyanır. Bir gazetecinin gerçekle olan ilişkisini sorgulaması kendi işi, ama açık ve net bir yalanı savunması ise kamuyu ilgilendiriyor.
Bira festivalinde bir genç ölmedi!
Tekrar hatırlatalım: Akaydın’ın göreve geldiği ilk günlerde düzenlenen Octoberfest’te bir genç biradan ölmedi. Evet, Octoberfest’te arkadaşlarıyla birlikte bira içmişler. Fakat ölüm sebebi evde kullandıkları uyuşturucu… Akaydın, gencin ailesini rencide etmemek için bunu pek gündeme getirmek istememişti. Yalan siyaset iyice yayılınca açıklama yapmak zorunda kaldı o günlerde. Devletin kurumları, Emniyet’i, Adli Tıp’ı gencin ölüm sebebini biliyor. Devletin bildiğini devletin en tepesindeki bilmez mi? Bilir… Her şeyi aklında tutacak, araştıracak, öğrenecek hali yok elbette. Fakat ilgili, yetkili, sorumlu birilerine sorması yeterli. Peki, yetkili yetkisizse, sorumlu sorumsuzsa ne olur? İşte bu olur. Bir yalan bilinçli ve kasıtlı olarak siyaset malzemesi haline gelir. Peki, devlet yalan söyler mi? Şekilde görüldüğü üzere, hem de ballandıra ballandıra söylüyor. Ne gerçek umurunda, ne de söz konusu gencin ailesi… Maksat Akaydın’a vurmak, taşıma kitleye yuhalatmak olsun da, mevzu ne olursa olsun.
Bakan’a haber bile vermemişler
Sorun sadece yalan söylenmesinde mi? Değil elbet… Mesela dün gazeteciler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’ya Rusya’dan kırmızı et, süt ve deniz ürünleri ithalatını sordu. Bakan, “Bilmiyorum” dedi. Daha da vahimi, “Siyaseten böyle bir karar alınmış olabilir. Benim bilgim yok” deyiverdi düpedüz. Kim bunu diyen? Bakan söylüyor efendiler, bakan söylüyor. Yani AKP hükümetinin bir bakanı. Kendi sorumlu olduğu alanda yapılan bir ithalattan bihaber. Sormayı bırakın, haber bile vermemişler kendisine. AKP’li siyasetçi kendi hükümetinin siyasi kararını gazetecilerden öğreniyor. Gazetecilerden öğreniyor. Hangi gazetecilerden? ‘Vatan haini’ gazetecilerden. Bu soruyu soran gazeteciye ‘devletin gizli bilgisini açıklamaktan’ soruşturma açılırsa şaşırmayın. Rusya’dan süt ithal etmek o kadar gizli bir devlet sırrı ki, ilgi bakanın haberi yok yani özetle.
Goebbels’in ‘büyük yalan teorisi’
Bakandan sütün, vatandaştan etin saklandığı bir ortamda Valilik talimatıyla, milli eğitim müdür marifetiyle, belediye başkanlarının inayetiyle miting meydanına taşınan, yok yazılmamak için meydanı doldurup eline tutuşturulan AKP bayrağını ‘ben buradayım’ diye sallayan memurun, işçinin, öğrencinin hakikati öğrenmesi mümkün mü? Değil… Hükümetin umurunda mı? Tabii ki değil… Geçen yüzyılın en büyük yalancısı Goebbels ne diyordu? “Bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, halk o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser”. Dahası; “Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur”. Ve dahi, “Halk, büyük yalanlara küçük yalanlara göre daha çabuk inanır”. Goebbels’in şu sözlerini de eklersek fotoğraf daha net ortaya çıkar: “Yalan söyleyin mutlaka inanan çıkacaktır. Kendinizi savunmak yerine sürekli karşınızdakileri savunmada bırakın. Sadece rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyi onun üzerine yıkın. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak kolaydır”. Kapiş? Kaynak: korsangazete.com


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑