Yazarlar no image

Published on Aralık 9th, 2017 | by Avrupa Forum 2

0

Devlet sesi verenler, devrimci olamazlar – Ali Mahir Abdik

Amerika bir ”Kudüs!” dedi. Başladı herkes kaşınmaya. Sanki ortaya bit düştü! En çok konuşanlar ise Filistin davasına yarım asırdır bigane olanlar. Hep bilinir, onbini aşkın devrimcinin gidip, bilakis Siyonizme karşı savaştığı, onlarcasının ise canını verdiği bir kutsal davaydı Filistin. Sonrasında Yasser Arafat’ın, Sovyetlerin çökmesinden sonra Saddam Hüseyin’i, Kürt kıyımı nedeniyle nasıl kutlamaya gittiğini!
O yıllarda bir tane milliyetçi, ırkçı ya da dindar kimsenin Filistin için kılını dahi kıpırdatmadığını biliyoruz. Bu bir tesadüf müdür? Hayır! Eşyanın doğası böyle. Sağcılar insancıl değildir. Kimse kimseyi yormasın, kandırmaya da kalkmasın! Sağcıların Tanrısı paradır. Para iktidarı ve hükümranlığı için satmayacakları bir değer yoktur.
Kudüs çok din ve kültürün birlikte yaşadığı bir coğrafya. Neden Müslümanların ve neden Yahudilerin özel malı gibi görülsün ki! Bütün farklı kültür ve dinlerin ortak yönetimine taşınmış, barış içinde, birlikte yaşanır bir şehir olması, neden savunulmasın ki! İki yanlış tutum birbirine tutunarak, yine prim yapıyor bu sıra. Amerika Yahudi, Türkiye de Müslüman yurdu diyor Kudüs’e! Al birini vur ötekine!
AKP İktidarının bugünlerde ayyuka çıkan batı ve Amerikan karşıtlığı palavralarının, hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Kaldı ki, bu karşıtlığın sınıfsal bir açıklaması olmalı! Yani, AKP rejim değiştiriyor da, bizim mi haberimiz yok! Kapitalizm yıkılıyor mu ülkede? Yerine Halklara dönük özgürlükçü, toplu mülkiyet esasına dayalı bir yeni nizam mı geliyor yoksa?
Kapitalist üretim ilişkilerini devrimci bir tarzda değiştirmedikçe, yerine planlı bir ekonomi kurmadıkça, dünya eğemenleri arasında oyun oynar ve olsa olsa bu yoldan bir maskaraya dönersin. Seni şebek maymunundan beter ederler. 100 yıllık bir dönemde, Türkiyenin batı karşıtlığına oturacak politikası olmadı. Olamazdı. Çünkü Kapitalist yoldan kalkınma modeli uygun bulunmuştu. Mimarı da M.Kemal. Ünlü 1923 İzmir İktisat Kongresini anımsamanın yeridir.
M.Kemal’in Lenin’le yazışmasından, ona devrimcilik bulaştığını sananlar, stratejik kurnazlıktan ötesi olmayan mektupların kurulan Kapitalist sistemi engellemeye yetmediğini hala anlayamadılar. Hayır! Aslında devrimcileri yanıltmak, solda bir hayalet gibi dolaşıp, her durumda mevcut devletin düdüğünü çalan, beka sorunu olduğunda daima tavrını devletten yana koyan alıkların devrimci kesilmesi, tam bir hokkabazlıktır.
En rafine örnek ise yıllardır Ulusal Fosseptik Kanalda gözler önüne serilmektedir. Perinçek ve şürekasının devrimcilikle ne ilgisi var? AKP iktidarına övgüler diziyor. Adaletine, Atatürkçülüğüne, Antiemperyalizmine… M.Kemal’de devrim arayanlar hala uyanmamış demek ki!
Bizim sınıfsal analiz yapmamız karşısında, tıpkı dincilerin yaptığı gibi, memleketin kutsalına dil uzattığımızı düşünen Atatürkçüler, ucuz yoldan kendilerini en kestirme devrimci, antiemperyalist falan sanıyorlar. Samimi olanlara elbette sözümüz olamaz. Samimi olanları çıkarırsak geriye kalanların, ülkedeki faşist ırkçı akımların öncelikleriyle izdüşüm içinde oldukları görülür. Bu kesimin genel davranış formatı, faşist ve ırkçıdır.
Atatürkçü kesimin devlet etme babında kapitalist, ırkçı, batıcı, Natocu, Amerikancı gibi bagajlardan kurtulduğu görülmemiştir. Bu tercihlerinde emekçi sınıflar adına asla bir kriter taşımadıkları açıktır. Bu meselede devrimcilerin, evrensel sol içinde yeralmasını önleyen bir aldatmacayla karşı karşıya olduğu görülmelidir. M.Kemal’i olmadığı yerden açıklamak, sahip olmadığı misyonları yüklemek, ya cahillik ya da bilimden habersizliktir. Devletin hakim değerleri olan bu yaklaşım, nedense hep devleti ayakta tutmanın manivelası gibi işliyor. Devlet kim? Sanılmasın ki, AKP’nin temsil ettiği devletten başka bir devlet daha var! Siz eğer devrimciyseniz ”Bana ne devletten!” neden diyemiyorsunuz? Kim tutuyor dilinizi? AKP mi? Hayır devlete bu denli biat edenler, devrimci olamazlar! Kaldı ki, devletin önceki onyıllarında da her türlü inkar, devrimci düşmanlığı ve ABD işbirlikçiliği hiç eksik olmadı.
M.Kemal’i siz asıl daha çok kirletiyorsunuz. Tıpkı din istismarcıları gibi. Onların din dediği şey de artık saygı duyulur olmaktan çoktan çıktı. Aynı şeyi yapıyorsunuz. Bilimsel olamamanın sonuçları bu. Açıktan cahillik. M.Kemal’in sizin müdafanıza ihtiyacı yok aslında. Onun devlet kuruculuğunda temsil ettiği aydınlanmacılıkla sınırlı bir sahiplenme size bir türlü yetmiyor. Kuranda herşey var diyenlerin tarzıyla, M.Kemal’de herşey var diyorsunuz. Olmuyor.
Başımıza kendi ellerimizle bela ettiğimiz dinlerden kurtulmadıkça, halkların demokratik devrimini başarıya götürmemiz olası değil. Başımıza bela ettiğimiz, diyoruz! Samimiyet ölçümüz bu babda hep olmuştur, yine var. Tarihsel kişilikler hala toplumların yolunu aydınlatıyor olamaz.
Ancak bilimsel mülahazalarla aydınlık bir yol bulma şansı elde edilebilir. Çağlar, sosyolojik gelişmeler, sınıf mücadeleleri, halkların, inançların özgürlük talepleri, bunları karşılama, hepsinden süzerek ortak bir kardeşlik toplumu yaratma ideali, Kuranda mı yazıyor, M.Kemal’in Nutuk kitabında mı?
Kurtuluş ancak o hedefe bağlananların devrimci bir dalga yaratmasıyla mümkün hale gelebilir. Bilimi ıskalamayalım!

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑