Emek

Published on Ocak 21st, 2019 | by Avrupa Forum 3

0

Derya Dursun: İnşaat sözleşmesi İsviçre işçi sınıfı adına bir başarıdır

İsviçre’de yürüttükleri mücadele sonucu TİS’i kazanımla tamamlayan işçilerin örgütlü olduğu UNIA sendikasından Derya Dursun, süreci Evrensel gazetesine anlattı.

İsviçre’de inşaat işçileri grev ve sokak eylemleriyle yürüttükleri mücadele sonucu TİS sürecini kazanımla tamamladı. İşçilerin örgütlü olduğu UNIA sendikası, geçtiğimiz günlerde toplu iş sözleşmesi (TİS) sürecinin tamamlandığını duyurdu.

UNIA sendikasının Neuchatel kantonu endüstri sektörü, göçmen grubu ve eğitim alanlarında 8 yıldır çalışmalar yapan ve inşaat işçilerinin 2018-2020 toplu iş sözleşmesi sürecinde eylem ve grevlerin örgütlenmesinde görev alan Derya Dursun Evrensel’e konuştu.

İnşaat işçileri 2018 toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde uzlaşmaya varıldı. İnşaat işçilerinin son dönemde ortaya çıkan eylem ve grev sürecini biraz açar mısınız? İşçilerin tepkileri, sendikanın meseleyi ele alışı, örgütsüz ve sendikasız işçilerin bu süreçteki yaklaşımları nasıl oldu?
Haziran ayından beri inşaat sektöründe eylemler var. Eylemler öyle kendiliğinden ortaya çıkmış değildir. İsviçre’de inşaat işçileri her iki yılda bir toplu iş sözleşme görüşmeleri yapıyor. 2016-2018 için imzanan sözleşme 31 Aralık 2018’de bitiyor. Sektör patronları her fırsatta kazanılmış hakları ortadan kaldırmaya çalışıyor. 2018-2020 toplu iş sözleşmesinde de inşaaat işçilerinin 60 olan emeklilik yaşını 62’ye yükseltilmesi, bu mümkün olmazsa erken emekli olan işçilerin emeklilik maaşlarının yüzde 5 düşürülmesi, aynı zamanda emeklilik için işçilerden kesilen paranın yüzde 0.5 yükseltilmesi, haftalık çalışma süresinin uzatılması gibi, mücadele ile elde edilmiş haklarına saldırı diyebileceğiz isteklerde bulundular.

İnşaat sektörü İsviçre’de önemli bir sektör. Yıllardan beri İsviçre’de emeklilik yaşının yükseltilmesi isteniyor. Eğer inşaat işçileri 62 yaşına kadar çalışırlarsa, bu diğer sektördeki işçiler içinde kötü örnek olacaktı. İnşaat sektöründe çalışan işçiler 55 yaşından sonra zaten istenmiyorlar. Kazalardan, yorgunluktan, sağlık sorunlarından dolayı üretkenlikleri düşüyor ve işten en çok atılan yaş kesimi oluyorlar.

Patronların istekleri bu açıdan inşaat işçileri tarafından kabul edilemez bir noktadaydı. Bu durum karşısında sendika, İsviçre genelinde örgütlenme faliyetine yöneldi. Örneğin Neuchatel kantonunda bir ay içerisinde 300’e yakın inşaat yeri ziyaret edildi. Yüzlerce işçi ile yüzyüze geldik, patronların kazanılmış haklara göz diktiğini anlattık ve onları greve katılmaya ikna etmeye çalıştık. Neuchatel kantonu diğer kantonlara göre farklı bir kanton. Fazlasıyla küçük inşaatlar var. En büyük inşaat yerinde 15 işçi çalışıyor. Bu sebepten dolayı 600 işçiyi greve katılım gösterdi ve bu katılım büyük bir başarı. Ama Zürih gibi büyük bir kantondan saadece 1000 işçinin greve katılması sendikanın burada kötü bir iş çıkardığı anlamına gelir. Çünkü Zürih’te bazı inşaatlarda 700-800 e kadar işçi çalışıyor. Binlerce işçi greve katılabilirdi. Bu da sendikanın İsviçre genelinde kantonlara göre farklı tutumlar aldığını gösteriyor. Ama her şeye rağmen iki ay süresinde 15 bin işçi eylem ve grevlere katılım göstermiştir. Bu İsviçre gibi bir ülkede işçi sınıfı adına başarıdır.

Örgütlenme süreci nasıl gelişti. Biraz açabilir misiniz?
Taşeron işçiler, patronların “yeni silahı”. Tekrar işe çağrılmamak gibi bir korku içinde oldukları için greve katılmalarını sağlamak zor oldu. Tecrübeli işçilerin çok yardımı oldu diyebiliriz. Belirli bir yaşa ulaşmış işçiler toplu sözleşmedeki her kazancın grev sonucu olduğunu biliyor. Özellikle emeklilik yaşının. 2015’te yine emeklilik yaşının 62’ye çıkarılmasını istemişti patronlar. O zaman genel grev yapılmıştı ve işçiler emeklilik yaşının 60’ta kalmasına karşılık maaş zammından vazgeçmişlerdi. 2018’de patronlar tekrar maaşların yükselmesine karşı çıkınca bu işçilerde bir ihanet gibi algılandı ve bu defa muhakkak maaş zammı gerekiyordu. Sendika 150 frank zam istemişti, ama bunun yerine 80 frankı kabul etti. Geçmiş döneme göre hem zam alınmış oldu, hem de emeklilik yaşı 60’da kaldı. Bu bir kazanımdır ve işçiler açısından moral ve başarı olmuştur.

Ziyaretlerimizde işçilerin mola yerlerinde yaşanan ilginç bir şey de, patronların işçilere yazılı mesajlarının etkileriydi. İşçilere tek tek mesajlar atarak, işten atmakla tehdit etmeleri ve kimlerin greve katılacağını öğrenmek istemeleri işimizi zorlaştıran etkenlerden bir tanesiydi. Greve katılan çoğu işçi maalesef izin alıp öyle katılabildiler eylemlere ve greve. Bu da korkunun sonucudur.

Ekim ayında inşaat işçileri ile yaşadıklarımız, benim ve birkaç genç sendika çalışanları acısından müthiş bir tecrübe oldu. İşçinin güçlü olduğunu, beraber, birlikte, örgütlenerek her şeyi elde edeceğimiz hissinin paylaşıldığı anlar önemliydi. Grev bir haktır ve gerektiğinde yapılması gerekir. Bu konuyu sendika olarak her seferinde hatırlatmak gerek. Her gün, her alanda kimle ve nerede olursa olsun, bunu işçilere anlatmak, hatırlatmak, birlikte güçlüyüz bilincini kazandırmak gerekmektedir.

‘HAYAT ŞARTLARI ZORLAŞIYOR’

Bugün dünyanın birçok ülkesinde işçi sınıfının elinde kalmış olan haklarına göz dikilmiş durumda. Ama bunun da karşısında Avrupa başta olmak üzere, birçok ülkede emekçiler huzursuzluklarını eylemlerle, grevlerle, sokak gösterileri ile dile getirmeye başladı. İsviçre ‘de bu süreç işçiler tarafından nasıl değerlendiriliyor?
İsviçre’de bu tür eylemlere önderlik yapabilecek örgütler yok maalesef. İsviçre bu konuda kapitalizm için bir sembol olarak gösterilebilir. İşçiler genelde, gözlemlerimden yola çıkarak söylüyorum, kapitalist değerleri fazlasıyla benimsemiş ve bilinçsizliğin de etkisiyle kaderci. Fransa’daki Sarı Yelekliler analizinden bu görülüyor. Bazı küçük grupların dışından bir dayanışma gösterilmedi maalesef.

Ama dediğin bir şey çok doğru. İşçilerin haklarına her yerden bir saldırı var. Bu saldırılar da maalesef işçileri birleşme, beraber haklarını savunma yerine, ırkçılığa, faşizme itiyor. İsviçre’de yaşam şartları zorlaşıyor. Hayat pahalılığı, sağlık sektöründeki kesintiler, eğitimden kesintiler… Gelecekte halkın aynı noktalarda birleşmesi için sebepler olabilir.

‘SENDİKAYI İŞÇİLER YÖNETMELİ’

Sendikanın son durumu hakkında biraz bilgi verir misiniz? Sermayenin saldırıları artarken İsviçre’de UNIA sendikasının bu konuda bir çalışması var mı? İsviçre işçi sınıfının sendika ile olan ilişkilerinde bir değişim gözleniyor mu?
Ben sendikada bir değişiklik göremiyorum. İşçilerde olduğu gibi sendikanın da kendine güveni artmalı ve ne için varolduğunu tekrar hatırlaması lazım. İsviçre’de genel grevin 100. yıl dönümü bu sene. Bu gibi önemli anlar işçilere anlatılmalı, geçmişten öğrenmeye, öğretmeye devam etmeliyiz. Belki de tekrar uyanma sebebi olabilir.

Sendikayı işçiler ele almalı. Komiteleri doldurmaları gerek. Bu çok zor. Ben bu konuda Türkiye’den gelen işçilerde de görüyorum bu tutumu. Onlar da sendikadan çok şey bekliyorlar ama fabrikalarında bile bir faaliyet göstermiyorlar. Hepsinde tartışma, bıkkınlık ve yorgunluk hakim. Sınıf olma, büyük bir şeyin parçası olma bilinci ya yok ya da unutturulmuş. Sendikaya üye olan her işçiye çağrı olarak söyleyebileceğimiz “Üyeliğinize sahip çıkın, söz hakkınızı kullanın ve sendikanın politikasına yön verin”

Röportaj: İsmail Şimşek

Kaynak: Evrensel

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑