Yazarlar

Published on Şubat 6th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Dersim’den Afrin’e – Gül Güzel

“Zaman tekerrür eder” denilse de, ben faşizmin sürekli tekerrür ettiğini izlemişimdir. Çünkü faşizmi eleştirmek yerine zaman veya tanrıları suçlamak daha kolayımıza gelir. Tanrıları var eden veya kendini tanrısal gücün arkasına saklayanlar, zaman veya benzeri zamirleri kendilerinin ayıbını kapatmak için kullanmayı yeğlemişlerdir tarihte. Halbuki zaman denilen şey, bizim yönlendirmemizle geçen bir şeydir. O yüzden artık kolay olanı seçmek yerine zor olan gerçekleri olduğu gibi görmeye başlamamız daha yerinde olacaktır. Süreç her zaman insanlığa hizmet eden ve yönlendirilen bir zamir olduğuna göre, etken olan sıfat ve fiilleri yerli yerinde kullanmaya başlamamız gerekiyor. Geçen ve yaşlanan zaman değil, yaşamlar ve zihniyettir.

-20. yüzyılda TC temelli zihniyetin yaşlandığını hiç görmedik biz halklar olarak. Çok eskiye gitmeden 1915 ile başlayan Ermeni, Süryani katliamlarının ardından 1921 Qoçgiri, 1925 Zilan, 1937-38 Dersim, 1978 Maraş, 1993 Madımak ve Kürdistan genelinde günümüze kadar işlediği soykırım katliamlarının ardı arkası kesilmedi hiç. Bunun gibi, bazen dolaylı olarak 2014 yılından beri çete ordusu DAİŞ ve ÖSO ile Irak ve Suriye toprakları üzerinde yaşayan başta Kürt- Ezidi halklarına yaptığı katliamlar zinciri hiç kopmuyor.

Tüm katliam ve soykırımlarda hiç değişmeyen bir terim kullandı şimdiye kadar TC devlet sistemi ve yandaş basın- medyası. Katledilen halkların ortak sıfatı oldu hep. Hepsi “Terörist ve Türk devletini yıkmak”la suçlanandılar. 2014 Ağustos Şengal, Eylül Kobane saldırılarında da aynı terimler kullanıldı. Tıpkı Dersim katliamında kullanılan terimler gibi ‘Teröristlere karşı verilen savaş’ denildi ve basına da böyle servis edildi.

Keza, 20 Ocak 2018’de başlayan Afrin işgal ve saldırılarında olduğu gibi. Yine hepimiz “vatan haini ve terörist” ilan edilip, öldürülmeyi hak ettiğimiz için katledilmeye başlandık. Halbuki 1915’ten beri hala sarılmayan yaralarımız kanıyor. Devlet olarak toprakları üzerinde yaşayan halkların farklılıklarını zenginlik olarak kabul edip koruyacağına, bizzat onun tarafından sürekli “tek kimlik” dışında bırakılarak terörist ilan edilerek katledilmeye devam ediliyoruz.

Afrin saldırı ve işgali üzerine yandaş basını yine “Ordumuz, vatan sınırlarını korumak için teröristlere saldırıyor!” başlıklarını kullandı. En çok göze batan Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerinin bu başlıklı haberleri oldu. Çünkü Cumhuriyet gazetesi 1948 yılına kadar tek parti ile (CHP) yönetilen TC sisteminin en temel yayın organıdır. Ancak Can Dündar’ın Hatay’dan Suriye’ye gönderilen TIR’ların gerçekten neyi taşıdığını deşifre etmesi üzerine, bizler de oluşan Cumhuriyet gazetesinin artık devlet sistemi maşası olmayacağı izlenimi (veya intibaını) bırakmasıydı.

Ancak Afrin işgalinde gördük ki, Cumhuriyet gazetesi de Saray basını rolünü yeniden üstlenmiş. Acı olan şey, Afrin kuşatması ile Dersim soykırımının birbirine benzeyen başlıklarla 80 yıl sonra bu gazete tarafından lanse edilmesi. Yani değişmesi gereken ve suçlu olan zaman değil, faşist zihniyet. Dersim halkı kadar masum olan Afrin halklarına yapılan katliamın karşısında da yine Dersim soykırımı sürecinin haberini yaparken kullanılan başlıklar ve fotoğrafların bu kadar benzeşmesi bizde sonsuz bir öfke ve karşıt duruş takınma duygusunu uyandırdı.

Bütün Avrupa ve dünya basını sınırlı da olsa, Afrin işgal ve saldırılarını doğru işlerken, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleri tekli sistem üzerine kurulu 100 yaşındaki TC devlet sisteminin uşaklığını yapmaya devam ediyorlar. Aslında Afrinli, Rojavalı halkların verdiği devrim mücadelesi, böyle uşaklık yapmakla zorunlu kılınmış basın ve medyanın da özgürlüğünü kazanması içindir.

Afrin/Rojava, sadece bir toprak parçası olarak değerlendirilmemelidir. Kapitalist modernite uşakları, bunu çok iyi anladıkları için, ortaklaşmaya dayalı komünal yaşam devrimini gerçekleştiren bu coğrafya üzerindeki bütün canlıları imha etmeye çalışıyorlar. Basın ve medya, çalışan ve sorumlularının imhacı siyaset rejimlerinden bir adım önde düşünüp, tavır alması gerekirken, maalesef hala bunu anlayamıyor;  faşizan diktatör rejiminin seline kapılmaktan kendini alamıyor.

Ancak Afrin/Rojava devrimi inkârcı basına, işgalci diktatörlere verilecek cevabı en etkin şekilde vermeye hazır. Çünkü evrensel devrimcilerin yedi kıtada destek ve dayanışmasını alıyor. 21. Yüzyılın kapitalist modernitesine karşı tek alternatif, kadın özgürlüğü ve eşitliğinin kalesi, bütün kimlik ve inanışların barıştığı, tabiatın sömürülmediği ekolojik sistem muhakkak kazanacak. O zaman Milliyet ve en başta Cumhuriyet gazetesi bu kazanımları, hakların ve devrimin gerçekleştiğine dair büyük başlıklar atacaklardır herhalde.

Afrin kazanacak, muhakkak kazanacak. Devrimin ayak sesleri Ortadoğu’yu sarsmaya başladı bile…

Tags: , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑