Yazarlar

Published on Temmuz 2nd, 2017 | by Avrupa Forum 2

0

Madımak Vahşeti ve Düşündürdükleri – Erdal Boyoğlu

“Hiç bir şey eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz!”

2 Temmuz 1993′teki Sivas katliamı Sunni müslümanlıktan beslenen siyasal İslam’ın ne tür saldırı ve bağnazlık biçimlerine bürüneceklerinin bir vahşet örneğidir.
Düşünsenize şöyle bir; Madımak Otel’indeki savunmasız insanları diri diri yakanları devlet seyretti. Açıkca göz yumdu. Toplanan insan görünümlü yaratıklar çocukları omuzlarında “yak ula yak” diye bağırırken sonrada “alkışla ula alkışla “diye nefretlerini kusanlar Allah adına ölüm çığlıkları atıyordu. . Nefret adaletsızliği ve düşmanlığı tetiklediği gibi, adaletsizliğin de şiddeti hayata geçirmesi için yaratılan düşmanı ortadan kaldırmayı bir varlık olarak tanımlanyanlar düşmanlarının katli vacip olarak kabuleniyor. Kızılbaşları/Alevileri katliamlarla, asimilasyonla ve sindirmeyle yok etmek isteyenler Cumhuriyet öncesi de vardı , Cumhuriyet sonrası da devam etti. Kızılbaşlarla ilgili nefret, kin ve aşağılama  taa Osmanlıdan özellikle Yavuz Sultan Selim döneminden beri söylenen ”Kızılbaşlar mum söndürüyorlardi” başta olmak üzere her türlü karalama ve tahammülsüz söylemler ve ayrımcı yaklaşımlar ümmetci cematın bir öfke nesnesine dönüştürülmüştü. Kemalist iktidar döneminde (1931/32) Ankara’da mum söndü adlı tiyatro oyunuyla bu iğrenç gösteri hafızalara tekrar sokuldu. Oyun yazarı Musahipzade Celal, hem Milli Edebiyatın hem de Cumhuriyet’in önemli bir tiyatro yazarıdır. Cumhuriyet kültürününün  yazarları ve romancılarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ömer seyfettin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Reşat Nuri Gültekin vb gibi Mustafa Kemal’ciler Kızılbaş/Alevilerinin Mum Söndü” yaptıklarını yazıyorlardı. Sosyolojik olarak toplum zehirlemeye devam ediliyordu.  Ve hala günümüz sorunu olmaya devam etmektedir. Sunni islamı, kendilerine ayrıcalıklı bir din ve sunni yaşam biçimini içselleştirmek yoluyla üstünlüğü düşünen sunniliğin temel görüşü bu kirlenme oldu. Ve çok acıdır ki, 1924 Anayasa’sında sunni islamı tek din olarak resmileştiren , Diyanet işleri Başkanlığını kuran Atatürk hala bazı alevilerin toz kondurmadığı bir lider. Cumhuriyet sonrası Kızılbaş/Alevilerin hiç bir yerde adı geçmezken, cem evleri yasaklanmasına rağmen hala Kemalizmi ve CHP’yi kendilerine yakın bularak umut görmeleride bir o kadar acıdır.

Madımak vahşetinde iktidar ortağı olan partiden neden hesap sorulmadı? Alevileri yalnız bıraktığı göz göre bilinmesine rağmen neden  sorgulanmadı? Sürekli katliamlardan geçirilen Kızılbaş/Aleviler neden kendileriyle yüşleşmiyor? Kızılbaş/Aleviler Mustafa Kemal iktidarını  ve laiklik adı altında sürdürülen  asimilasyonu ve onun biat  kültürünü sorgulayamadıkları sürece aydınlama sürecini yaşayamazlar. Kendi aralarında bir mutakabat da sağlıyamazlar. Çünkü bir çok Kızılbaş/Alevi Atatürk’e toz kondurtmuyor.  29.Haziran 2014.Barış TV’de Şahkulu Dergahı Başkanı Mehmet Çamur şöyle dedi” Mustafa Kemal’i sevmeyen Alevi olamaz.” Peki Mehmet Çamur. Bu Mustafa Kemal Alevilerin hangi yarasına melhem oldu. Cem evlerini mi yasallaştırdı?, Cem evleri mi açıldı?, Cumhuriyetçi ve Laik olan bir ülkede din ve vicdan özgürlüğü mü verildi? Diyanet İşleri Başkanlığında Kızılbaş/Alevilere neden hiç bir hak tanınmadı? Anayasa’da eşit yurttaşlık hakkı mı tanındı? Bir hak verildi mi? Kızılbaş/Alevilerin varlığı adı Laik ve adı Cumhuriyet olan bir ülkede sunni islam gibi neden bahsedilmedi? Neden Kızılbaş/Alevilerin varlığı T.C Anayasasında güvence altına alınmadı?

Kızılbaş/Alevilere, baskıdan zulümden, inkardan, asimılasyondan, gözyaşından , acıdan ve sürgünden başka? Ne uygulandı, aynı Osmanlıda olduğu gibi.

Mehmet Çamur denen  adam soyadı gibi çamur Abdal Musa etkinliğinde Atatürk propagandasıyla Alevileri Atatürke biat etmeye çağırdı. Cumhuriyetin unutturma kültüründen, Cumhuriyetin asimilasyon politikasından memnun kalan devletin devşirmeleri kızılbaş alevileri secdeye çağırıyor.

Başıbozukluk,bilgisizlik ve bilinçsizlik, okumamazlık, dedikoduculuk kendini Kızılbaş/Aleviler arasında hissettirmeye devam ediyor. Mehmet Çamur diyor ki “Atatürk’le aramızı açmak isteyenler var” ey Mehmet Çamur Dersim’de sönen ocakları, Koçgiride öldürelen Kızılbaş Alevileri, kapatılan dergahların, sürgüne gönderilen Kızılbaş/ Alevilerin acıları senin gibi inkarcı dedeler sayesinde asimilasyona uğratıldı. Mustafa Kemal’in katliamları meşrulaştırıldı. Mustafa Kemal iktidarının yaptığı katliamlarıyla ve asimilasyonuyla  hesaplaşmadınız,  yüzleşmediniz. Kızılbaş Alevileri teslimiyet alanına çekmek isteyenler, Tarihle yüzleşmek ve hesaplaşmak istemeyenlerdir.  Teoloji sorununu kavramak istemeyenler, teslimiyetle karşı karşıya gelerek, egemen güçlerin yedeğinde olmaları her dönem oldu. Olmaya devam ediyor. Abdal Musa Etkinliğinde Atatürk’ü seven ve sevmeyen aleviler vardı.
Konu Kızılbaş/Alevileri asimile etmek isteyenler değil, onun için bu konuyu geçiyorum.
Düşman üretme ideolojisine bir örnek ”onbir ayın sultanı” Ramazan da daha açık görülmektedir. Başta gerçek dışı gibi görülen bu tip uyarılar Anadolu’nun bir çok şehrinde, şehirlere girilince ana caddelerde elektoronik harflerle ”Tedbirli ol, Şükrünü getir, Her işte niyetin halis olsun, Bereket ayı, Hakkın rızasını kazan”, yazılı taklaların altından geçerken ‘Oruçlulara saygı gösterin, sigaralarınızı söndürün” uyarısının anons edildiğini duymak insanı ister istemez korkutmaz mı? Van da üniversite ögrencisi Şirin Tekin’in öldürülmesiyle sonuçlanan olayı kim ne adına yapmıştı? oruç tutmayanlara karşı girişilen baskı, sindirme ve saldırılar islamcı fanatizmin gövde gösterisine dönüştürülerek oruçsuzlara korku vermek isteyenler kimlerdir? Ramazan’da içki içiyor diye diye adamın üstüne benzin döküp kiprit çakan insan gürühu gibi olaylar, Türkiye’nin tek tip, tek dil, tek din geleneklerinin o kadar da dışına çıkmış sayılmaz.
Adapazarı’nda oruc tutmayan kahveler ve açık olan lokantalar yakıldı. Çorum’da lokantaların yanında tarihinde ilk defa şehir kulübü de Ramazan nedeniyle kapatılıyor. Sincan’da Ramazan’da vakitli vakitsiz canları istedığı anda dayıyorlar mehteri, ceddin deden, neslin baban, ne alakası var Ramazan’la anlaşılır olmadığı gibi bangır bangır mehter marşıyla inletiyorlar. Özellikle Ramazan’ın geldiğinin eskiden beri çok zor farkedildiği bazı yerlerde hissedilen değişiklikler, oruç tutan kesimde görülen artış, iftar saatinde sokakların boşalmaya başlaması, gece yarısı davullar gümbürdüyor. Saldırıdan korkanlar ve mahalle baskısından dolayı sahura kalkıp ışık yakanlar. Ramazan terörürün arkasında yatan asıl neden ümmetci toplum yaratmak istenilmektedir. En önemli güç odağı ise ümmetci toplumu yaratmak için devletin olanaklarıdır. Yüzde 99′u Kızılbaş/Alevi olan Dersim’de (Tunceli) 116 cami yapanlar ne adına ve niçin yapıldı?
İslamcı dinciliğin çok açık tahamülsüzlüğünü gösteren bu olaylar, çıplak gözle görülür bir saldırganlaşma değil mi?

Madımak katliamını Aziz Nesin’e bağlayanların senoryaları dincilerin yürüteceği vahşetlere zemin yaratmaktır. Her dönem dincilerin, ümmetcilerin yarattığı baskı-zulüm-katliam ve saldıraları göz ardı edenler de her zaman olduğu gibi yine adaletsizlerin saflarında yer alanlar tarafından yazılıp çizilmektedir.
İslamcı taban, kutsal bildiği konularda ya da düşman olarak belletilmiş ‘Kızılbaş/Aleviler, Komünistler,’Gavurlar’, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Lazlar,Yahudiler vb farklılıklar karşısında galeyana gelmeye (getirilmeye) yatkınlar. Vaktiyle Tan gazatesinin basılmasında kimler yoktu ki,(Demireller, Erbakanlar vb) 6-7 Eylül olaylarında (Orhan Birgit, Hikmet Bil’lerin de aralarında bulunduğu doğrudan devlet desteğiyle bunun modeli ve meşruluğu kurulmuştu.  Yetmişli yıllarda ülkücü hareket, bu gibi ‘cihat’lık sorunlar ortaya çıktığında (çıkartıldığında), sokağa dökülen ümmetci toplumu kanalize etmekle başarılı olmuştu. Bu tür politik hareketlerden fazla bir hayal gücü veya yaratıcılık da beklenmeyeceğine göre, o dönemlerde Maraş, Çorum, Sivas, Malatya gibi katliamlarda niçin başrol oynamasın? niçin uygulamasın?                    Dinciler tarafından niçin Cuma günleri katliam yapılmaktadır?

Müslümanlığı/dinciliği saldırgan bir güce dönüştürmeye çalışanlar dünde vardı bugün de var olmaya devam ediyorlar.
Madımak katliamının yıldönümünde, bugün kü koşullarda yine herkes bir şeyler söylüyor. Tabi ki gerektiği gibi cumhuriyetin unutturma kültürü ekseninde konuşuyorlar. Belki de bir çok kişinin katılabileceği laflar edecekler. Peki, olay anında ve hemen sonrasında ne demişlerdi, ne yapmışlardı? Önemli olan da bu değil mi?

İşte devletin virvesi ve medyanın önde gelen isimlerin katliam sonrası sözleri.
Halkla güvenlik güvenlik güclerini karşı karşıya getirmeyin. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel.
Çok şükür Otel dışındaki halkımız zarar görmemiştir. Başbakan Tansu Çiller. 3 Temmuz.1993.
Merak etmeyin, gereken önlemler alınacak. Başbakan yardımcısı Erdal İnönü. 2 Temmuz 1993.

Vahşet anında yani yangın sırasında Aziz Nesin’le konuşmasından sonra.
Olaylara geç müdahale edilmesinde Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in de benim kadar sorumluluğu var. Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü/4 Temmuz 1993.
Olayların tetiği Aziz Nesin’in provakasyonu ile çekiliyor ve başka provakatörlerin de olayların içine girmesi ve devletin acziyle beslenerek, Madımak Oteli’nin kundaklanmasına ve 35 kişinin yanarak ve boğularak can vermesine işler varıyor. Cengiz Çandar.Sabah. 4 Temmuz 1993
Zamanında eserleriyle milletin gözbebeği haline gelmiş, 80 yaşına merdiven dayamış ve akli melekesi her halde pek yerinde olmayan, son günlerde, U.Mumcu’yu kıskandırcasına büyük olaylar yaratıp, kendini öldürtmek için uğraşan bir yazarın oyununa gelindi. Adından başka hiçbir tarafı ” Aziz” olmayan bu insana da lanetler yağdırıyorum. Şimdi için rahat mı Aziz Efendi? Ahmet Vardar.Sabah. 4.Temmuz 1993.
Peki tahrikçi kimler? Bu sorunun cevabı açık ve belli; Aziz Nesin ve ona destekçilik yapan Kültür Bakanı ve Sivas İl Kültür Müdürü. Yalçın Özer/Türkiye.5 Temmuz 1993
Aziz Nesin bakalım sebep olduğu cinayetlerin vicdan azabını duyacak mı? Kuşkusuz cinayete sebep olan tahrikler suçu ortadan kaldırmaz, ancak zanlı için hafifletici sebep sayılır.Abdurrahman Dillipak/Milli Gazete.5 Temmuz 1993.
Komik hikayelere imza atan yazar Aziz Nesin, bu defa izleri uzun yillar kalacak bir trajedinin kahramani oldu.Sivas’ta ilk elde 35 kisinin ölümü, cok sayida kisinin de yaralanmasiyla sonuclanan arbede, onun merkezinde bulundugu yogun tahriklerle meydana geldi. Fehmi Koru. Zaman. 4 Temmuz 1993.
 Dinci- Türkçü İsmet Özel ise , oh olsun diyebilecek kadar bir piskopat. “Namaz kılmayan Türk olamaz diyebilecek kadar ırkçı yüzünü gösteren bir dinci. (işin bir başka acı yanı ise bu caninin şiirleri sözümona kendilerine alevi diyenlerin sayfalarında geziyor)

Müslümanların icabına bakma gayretkeşliği her türlü dolambaçlı yolu deneyebileceklerini düşündürdüğü gibi Aziz Nesin’in Sivas olayları sonrasında ağzından dökülen laflar “davetiye” niyetinin ne kadar ciddi olduğunu da gösteriyor. İsmet Özel.
Milli Gazete, 8 Temmuz 1993
Devlet; Sivas’ta cami’den çıkan dinci/ülkücü toplumunun önünü açarak ta Madımak Otelinin önüne kadar gelmesine hiç bir müdahalede bulunmadı. Olaylar tırmanırken, zaptedilmeyen dincilerin ve ülkücülerin ağız salyalarını engellemek mümkün olabilir mi? Madımak’da rehin kalan insanları diri diri yakılmasına göre göre göz yumdu. Asker yardıma niye koşmadı, yangında kurtulan Aziz Nesin’e itfaıye erleri nasıl saldırdı, ümmet kışkırtmasıyla nasıl da gözleri dönmüştü, nasıl da insanlıklarını unutarak bu kadar cani, bu kadar saldırganlaşabiliyorlardı.
Devletin Madimak Otel’inde rehin kalanlara sahip çıkmadığı gibi olayı örgütleyenleri de koruduğunu tv kanallarında açıkca görülmektedir. Olayın arkasından elbaşları değil de maşaları yakalandı ve onlar bile mahkeme salonlarında hakimlere bozuk para ve çakmak fırlatıyorlardı. Kimileri Bozkurt işareti, kimileri Hizbullah işaretleri yaparken bir yandan da ”Alalhu Ekber’diye bağırıyorlardı.
Sivas katliamının önemli provakatörlerinden  Cafer Ercakmak, İftaiye merdiveninden indirilen, Aziz Nesin’i göstererek “asıl yakılması gereken hayvan” burada diye bağırıyordu.
Tüm bunlar televizyonlardan naklen yayınlanıyordu.

Madımak davasında  cok önemli bir detay var.
Bu davada yüzlerce adam yargılanıp beraat ettirildi. Peki, kimdi bunları savunanlar?
İşte o avukatlar
“Av. Şevket Kazan, eski RP milletvekili ve eski Adalet Bakanı. Av. Celal Mümtaz Akıncı, Afyon Barosu Başkanı ve AKP oylarıyla Anayasa
Mahkemesi üyesi;Av. Hayati Yazıcı, AKP’nin devlet bakanı; Av. Haydar Kemal Kurt, AKP Isparta Milletvekili; Av. Zeyid Aslan, AKP Tokat Milletvekili, Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı; Av. Hüsnü Tuna, AKP Konya Milletvekili;Av. Burhanettin Çoban, Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı;Av. Faik Işık, Başbakan Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı;
Av. İbrahim Hakkı Aşkar, 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili; Av. M. Ali Bulut, AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi;
Av. Halil Ürün, RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Belediye Başkan adayı; Av. Mevlüt Uysal, AKP İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı; Av. Nevzat Er, Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı; Av. Tayfun Karali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü;
Av. Ferruh Aslan, İst. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü; Av. İbrahim Kök, AKP Elazığ milletvekili aday adayı;
Av. Ali Aşlık, eski AKP İzmir İl Başkanı; Av. Bedrettin İskender, AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı; Av. Ekrem Bedir, Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi; Av. Eyüb Karagülle, eski Saadet Partisi İlçe Başkanı; Av. Faruk Gökkuş, AKP, Kâğıthane Belediye Başkanlığı aday adayı; Av. Hurşit Bıyık, AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı; Av. Reşat Yazak, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyesi”
Kaynak: Emeğin Sesi sitesi.2014

AKP iktidarı Madımak katliamını zaman aşımından dolayı rafa kaldırdı.
Vahşeti ve zulümü kim unutturmaya çalışırsa çalışın kendine insanım diyenler tarafından unutulmayacağı kesin.

 

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑