Yazarlar

Published on Kasım 19th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Çocuk hakları evrensel beyannamesi – Gül Güzel

Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır. Son yıllarda sadece çocuk hakları değil, genel bir insan hakları ihlali ve hatta bazı durumlarda insanlık suçuna varabilecek olaylar yaşanıyor.
İlk Çocuk Hakları Bildirgesi
Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik, 1924 yılında yapılan ilk sözleşmedir.
Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, 20 Kasım 1959
1939 da başlayıp 1945’de sona eren İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, 1946 yılında BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne ‘’dünya halklarını 1924’lerdeki gibi birbirlerine bağlamak’’ amacıyla 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’nin canlandırılmasını önerdi. Bundan iki yıl sonra 1948’de BM Genel Kurulu’unda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi(Bildirgesi) kabul edildi. Bu Bildirge’de temel insan haklarının neler olduğu saptanmakta ve bu hakları ihlal edenler sorumlu tutulmaktadır. İnsan Hakları Bildirgesi doğal olarak çocukların hak ve özgürlüklerini de içermektedir. Ancak çocukların yaratılışları icabı korunmaya ve gözetilmeye ihtiyaçları olduğundan hareketle, 1924 Cenevre Bildirgesi’nin üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalarla yeniden bir 10 maddelik Çocuk Hakları Bildirgesi hazırlandı ve 20 Kasım 1959’da BM Genel Kurulu’nda oy birliği ile kabul edildi.
İkinci Dünya Savaşı birincisine oranla çocukları daha fazla şiddet ve felakete maruz bırakmıştı; işte bunun önlenebilmesi amacı ile 1959 Çocuk Hakları Bildirgesi’nde çocuğun fiziksel ve ruhsal olarak olgunlaşmamış olduğu göz önünde tutularak, doğum öncesi ve sonrasında özel bakıma ve korunmaya muhtaç olduğu vurgulanarak, artık çocuklar arasında ayırım yapılmaması, çocukların gelişmelerini sağlayacak tüm imkan ve olanaklardan yararlanmaları gerçeği vurgulanıyordu. Ayrıca fiziksel, zihinsel veya ruhsal engelli çocukların eğitim ve bakım görmeleri öngörülüyor, bu tür çocukların sevgi ve anlayışa ihtiyaç duydukları ve eğitim hakları olduğu fikri savunuluyordu. Uluslararası topluluk çocuk refahı ile ilgili konularda yol gösterici olarak bu bildirgeyi yıllarca göz önünde tutmuştur.
Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne doğru ilk adımlar
Ancak zaman içinde süratle gelişen ve kalkınan dünyamızda çocukların haklarının korunması, onların ihmal ve istismarından uzak tutulmalarının sağlanması, birer birey olarak düşüncelerine saygı gösterilmesi için yalnızca bir iyi niyet ifadesinden öteye gidemeyen bu bildirgelerden daha bağlayıcı olan uluslararası belgelere ihtiyaç olduğu gerçeğini ortaya çıkarttı.
1979 yılı tüm dünya ülkelerinde Birleşmiş Milletler Çocuk Yılı olarak kutlanıldığında bu gereklilik bir öncelik olarak ele alındı ve Polonya ‘nın o zamanki Yargıtay Başkanı, Prof. Adam Lopatka’nın çağrısı ve önderliğinde, Birleşmiş Milletler Sekreteryası’nın değişik birimlerinin ve belli başlı uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla 1978’de hazırlanmaya başlanan taslak Sözleşme metni BM Sekreteryası’nın değişik bölümlerinden, özellikle Cenevre’de bulunan İnsan Hakları Merkezi, Viyana’daki Merkez, UNICEF. ILO. WHO ve UNESCO, Kızılhaç ve Sivil Toplum Kuruluşları’ndan büyük destek ve yardım gördü.
Sözleşmeyi Türkiye de onaylandı
Çocuk Haklarına dair Sözleşme bugün Amerika Birleşik Devletleri, Somali ve Güney Sudan dışında 193 ülke tarafından onaylanmış durumdadır. Türkiye Sözleşmeyi 14 Eylül 1990’da imzalamıştır. Bunun ardından o zamanki Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 30 Eylül 1990’da New York’da toplanan Çocuk Zirvesi’ne katılmıştır.
Çocuk Haklarına dair Sözleşme 10 Aralık 1994’de TBMM tarafından kabul edilmiş ve Bakanlar Kurulu bu kararı 23.12.1994’de , 17, 29 ve 30. Maddelerine çekince koyarak (T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan anlaşması hükümlerini göz önünde tutarak) 4058 sayılı yasa ile onaylamış, Yasa 27 Ocak 1995 gün ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye böylelikle Sözleşme’ye ‘Taraf Devlet’ konumuna gelmiştir.
Türkiye’de çocuk hakları ihlalleri
Çocuk haklarına dair sözleşmelere imza atan Türkiye’de çocuk hakları ihlalleri oldukça yoğun. Türkiye, Evrensel beyannamelere attığı imza gereği hiç bir şekilde sözleşme gereklerini yerine getirmemiştir. Bu yüzden Türkiye’de her gün çocuk hak ihlalleri yaşanıyor. Taş atan çocukların tutuklanmaları, cezaevlerinde taciz ve tecavüze varan şiddetlere uğraması, hasta çocukların cezaevlerinde ilaçsız ve doktor tedavisinden uzak tutulması her ün basına yansıyan haberlerden sadece bir kaçı. Çocuk gelinler, çocuk işçiler, sokakta yaşamak zorunda kalan, yoksulluktan dolayı okula gidemeyen çocuklar Türkiye’nin çocuk hakları ihlali sıralamasında listenin en başlarında yer alıyor. Yine çocuk hakları ihlalinin yoğun yaşandığı cezaevlerindeki çocuk sayısı de vahim bir durumda. Türkiye cezaevlerine şu anda toplam 3.013 çocuk, bunlardan 743’ü 6 yaş altı, 37’si 6 aydan küçük çocuk tutuluyor.
Çocukların sahip olması gereken hakları
Konumuz çocuklar olduğu için bizde sizlere çocukların sahip olduğu hakları hatırlatmak istedik. Biliyorsunuz ki bugün dünyada çocuklar, insan haklarına sığmayan birçok olaya maruz kalıyorlar, onlara daha iyi ve daha güvenli bir yaşam sunabilmemiz için onların sahip olduğu bu hakları bilmeli ve sonuna kadar saygı göstermeliyiz( UNICEF)
-1. İlke:
Tüm dünya çocukları bu bildirgedeki haklardan din, dil, ırk, renk, cinsiyet, milliyet, mülkiyet, siyasi, sosyal sınıf ayırımı yapılmaksızın yararlanmalıdır.
-2. İlke:
Çocuklar özel olarak korunmalı, yasa ve gerekli kurumların yardımı ile fiziksel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve toplumsal olarak sağlıklı normal koşullar altında özgür ve onurunun zedelenmeyecek şekilde yetişmesi sağlanmalıdır. Bu amaçla çıkarılacak yasalarda çocuğun en yüksek çıkarları gözetilmelidir
-3. İlke:
Her çocuğun doğduğu anda bir adı ve bir devletin vatandaşı olma hakkı vardır.
-4. İlke:
Çocuklar sosyal güvenlikten yararlanmalı, sağlıklı bir biçimde büyümesi için kendisine ve annesine doğum öncesi ve sonrası özel bakım ve korunma sağlanmalıdır. Çocuklara yeterli beslenme, barınma, dinlenme, oyun olanakları ile gerekli tıbbi bakım sağlanmalıdır.
-5. İlke:
Fiziksel, zihinsel ya da sosyal bakımdan özürlü çocuğa gerekli tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.
-6. İlke:
Çocuğun kişiliğini geliştirmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi vardır. Anne ve babasının bakımı ve sorumluluğu altında her durumda bir sevgi ve güvenlik ortamında yetişmelidir. Küçük yaşlarda çocuğu annesinden ayırmamak için bütün olanaklar kullanılmalıdır. Ailesi ve yeterli maddi desteği olmayan çocuklara özel bakım sağlamak toplumun ve kurumların görevidir. Çocuk sayısı fazla olan ailelere devlet yardımı yapılmalıdır.
-7. İlke:
Genel kültür ve yeteneklerini, bireysel karar verme gücü, ahlaki ve toplumsal sorumluluğu geliştirecek ve topluma yararlı bir üye olmasını sağlayacak eğitim hakkı verilmelidir. Bu eğitimde sorumluluk önce ailenin olmalıdır. Eğitimin ilk aşamaları parasız ve zorunlu olmalıdır.
-8. İlke:
Çocuk her koşulda koruma ve kurtarma olanaklarından ilk yararlananlar arasında olmalıdır.
-9. İlke:
Çocuklar her türlü istismar, ihmal, ve sömürüye karşı korunmalı ve hiçbir şekilde ticaret konusu olmamalıdır. Çocuk uygun bir asgari yaştan önce çalıştırılmayacak, sağlığını ve eğitimini tehlikeye sokacak fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe girmeye zorlanmayacak ve izin verilmeyecektir.
-10. İlke:
Çocuk ırk, din ya da başka bir ayrımcılığı teşvik eden uygulamalardan korunacaktır. Anlayış, hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında enerji ve yeteneklerini diğer insanların hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.
Çocukların en temel hakkı, Çocuk olabilmektir
Unutmayalım çocukların en temel hakkı, Çocuk olabilmektir. Onların bu haklarını ellerinden almayalım, alınmasına daA seyirci kalmayalım. Çocuk hakları Evrensel Beyannamesi’nin imzalandığı günden bugüne kadar çocuk haklarının ne kadar geliştiğine seyirci değil, takipçisi olmalıyız. Türkiye Cumhuriyetinde, 23 Nisan 1929 yılında beri çocuklara hediye edilen Çocuk günü, sadece Türk ırkı çocuklarına verilmiş olarak kutlanıyor. Eğer bütün Türkiyeli çocuklara hediye edilseydi, mevcut durumda çocuklara dil, inanç ve etnik ayrımcılık yapılmaz; çocuklara ayrımcılık zehiri aşılanmazdı. Bütün çocuklar doğuştan veya Anarahmine düştükleri andan itibaren bütün insanlık haklarına ve dolayısı ile eşit çocuk haklarına sahip olarak değer bulmalı, büyüyebilmeli. Bunu sağlamak da bütün bir insanlık camiasının sorunu olmalı… Bu anlamda’’İsan hakları eşittir çocuk haklarıdır’’ diyelim.
Dipnot: Şu anda Türkiye’de 1.2 milyon Suriyeli mülteci çocuklar bulunuyor. Bunlardan 860.000’i okul çağında. Ancak bu çocukların 370.000’i hala okul eğitim hakkından mahrum.

Tags: , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑