Genel

Published on Ağustos 2nd, 2017 | by Avrupa Forum 3

0

Caracaslı gazeteci Özdemir’le söyleşi: Venezüella Devrimi’nin tek şansı var

Mustafa Özdemir yaklaşık 10 yıldır Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yaşayan ve alternatif medya çalışmaları yürüten bir gazeteci. Türkiye’ye ziyaretini fırsat bilerek sendika58.org Özdemir’le Venezüella’da dinmek bilmeyen sokak eylemleri, muhalefetin iddiaları, ülkenin yüz yüze olduğu ekonomik darboğaz ve güvenlik sorunları, çürüyen ve umudu diri tutan yanlarıyla Bolivarcı Devrim’in gidişatı üzerine konuşmuş. Gerçek, uyduruk propaganda videolarından çok farklı ama ülkenin karşı karşıya olduğu kriz ve tehlike büyük. 21. yüzyılda sosyalizmi, pratik bir seçenek olarak yeniden dünya gündemine sokan ve bu iddiasını hâlâ koruyan Bolivarcı iktidar kıtadaki müttefiklerini yitirmesiyle etkisi daha fazla hissedilen fiili bir ambargo, giderek tırmanan şiddet ve süreğen bir darbe tehdidi karşısında bir kez daha kurtuluşu yoksul halkın inisiyatifine başvurmakta arıyor.

Türkiye’den bakınca Venezüella’ya dair sağlıklı bir bilgi edinmek güç. Son dönemde tırmanan sokak eylemleri etrafında yaşananlar, otoriter yönetimin muhalefeti ezmesi şeklinde gösteriliyor. Gerçekte yaşanan ne?

Sosyal medya üzerinde Venezüella muhalefetinin yapmış olduğu bir video döndü. Video Kolombiya şivesiyle, Kolombiya’da çekilmiş ve tamamen kurmaca.

Chavez’in başkanlığına ve anayasa değişikliği önerisine “evet” diyen Venezüellalıların bugün bundan pişman olduğu gibi şeylerden söz ediliyordu.

Ülkede başkanlık sistemi 200 yıldır var, tamam Chavez yeni bir anayasa yaptı ama 2007’deki anayasa değişikliği referandumunu kaybetti vs… Ancak şu an ülkenin yaşadığı sıkıntılar bunlarla bağlantılı değil. Bu bir ambargo sorunu. Resmi olmasa da fiili bir ambargo var. Örneğin yeni para basılacakken teknoloji olmadığından bu yurtdışından talep edildi, aralık ayında paralar gönderilmedi, şubatta da göndermedi. Sağlık sektöründe de benzer bir sorun var. Örneğin bir astım hastası ilacına ulaşamıyor çünkü göndermiyorlar veya onu ithal eden firmalar ithal etmeyi bırakıyor. Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık yaratılması bir politika aracı olarak kullanılıyor. Hükümet karşıtı bir ortam yaratmak istiyorlar.

Venezüella şu anda ekonomik ve politik birçok zorluk yaşasa da içeride ve kıtada 21. Yüzyıl Sosyalizmi’ni kurma iddiası taşıyan, Bolivarcı ve anti-emperyalist bir devlet. Bu da ABD için ayakkabısının içerisindeki bir taş. Venezüella, bir yandan da Latin Amerika ve dünyadaki ağır petrol yataklarının en fazla olduğu ülke ve [ABD ve oligarşi] bir şekilde bunun sahipliğine oynuyor. Böyle olunca bütün uluslararası medya taraflı yayın yaparak olayı maniple ediyor.

Mustafa Özdemir yaklaşık 10 yıldır Venezüella’nın başkenti Caracas’ta yaşıyor. Alternatif medya çalışmaları yürüten Özdemir, Bolivarcı Devrimi desteklemekle birlikte hükümet karşısında eleştirel bakışlarını yitirmemeye özen gösterdiklerini belirtiyor.

ÖZEL SEKTÖR KITLIK YARATARAK EKONOMİYİ SABOTE EDİYOR

Venezüella muhalefetinin sokağa çıkma gerekçesi ne?

Chavez’in ölümünden bu yana, hatta son dönemlerinden başlayarak, istifçilik devam ediyor. Örneğin 3 tane zengin aile var. Bu aileler temel tüketim maddelerinin büyük bir yüzdesini üretiyor, bunlardan belli ürünleri belli zamanlarda piyasaya sürmüyor. Örneğin şeker, un, ekmek, kahve… Venezüella buğday ununu ithal ediyor, ithal edenler de bu ailelere ait büyük firmalar, bu yüzden fırınlara da yansıyor.

Kamu kendisi üretmeyi deniyor ama ihtiyaçları karşılayacak düzeyde değil. Devletin bütün ticari dünyayı organize edebilmesi çok da kolay bir şey değil. Var olan tüm ürünleri ithal edemiyorlar.

Özel sektörün ekonomi üzerindeki payı çok fazla. Karma bir ekonomi var. Sosyalist deneyimlerin, sosyalist ekonominin yanı sıra devlet kapitalizmi var. Üçünün karma hali yaşanıyor Venezüella’da. Böyle olunca oradaki 3 büyük aile, özellikle Polar denen şirket -Venezüella’nın yarısı neredeyse onlara ait-, istifçilikle birlikte her şeyin karaborsası oluşturuyor. Örneğin 1’e 5 oranlar ortaya çıkıyor ve böylelikle enflasyon da yükseliyor. Chavez’in ölümünden bu yana enflasyon oranı sürekli üç hanelerde. Şu anda telaffuz edilen oran yüzde 800. Ama bundan çok da emin olamıyoruz çünkü hesaplama yapılırken pazardaki tüm ürünler tek tek hesaplanmıyor. Örneğin son iki ayda fiyatlardaki artış yüzde 50’den fazla.

Nicolas Maduro, 1 Mayıs itibariyle asgari ücrete yüzde 60 zam yapılacağını açıkladı. Özel şirketler de bu zammı yapmak zorunda kalıyor. Çalışanların yemek kartlarına da yüzde 100 zam yapıldı. Çalışanların yanı sıra ihtiyaç sahiplerine de devlet fondan gıda yardımı yapıyor.

PETROL FİYATI 120 DOLARDAN 22 DOLARA DÜŞÜNCE…

Maaşlara yapılan zam bu enflasyon oranına yaklaşamıyor. Petrol girdisinin düşmesinden kaynaklı bir ekonomik kriz yaşanıyor.

Bir de mesela geçen sene ilk 5 ay yağmur yağmadığı için çok zor geçti, su olmayınca elektrik de olmadı. Bunlar da ciddi hoşnutsuzluk yarattı. Bu da şiddeti artıran bir etken.

Chavez döneminde 120 dolar olan petrolün varil fiyatı geçen yıl 22 dolara kadar düştü, 1 varil petrolün üretim maliyeti 22 dolardan fazla. Böyle olunca rezervler düştü. Şu anda ise petrolün varil fiyatı 50 dolar civarında. Kamunun temel gelir kaynağı petrol. Düşen petrol gelirlerine paralel olarak yükselen enflasyondan kaynaklı bir hoşnutsuzluk var ve Venezüella sağı da bunu örgütlemeye çalışıyor pek beceremese de. Genel durum bu.

YOKSULLAR HÂLÂ CHAVEZCİ VE ONLAR DA MUHALEFETE KARŞI SOKAKTA

Venezüella sağı daha çok zengin eyaletlerde hakimdi. Yoksul kesime ulaşmayı başarabildi mi?

Zengin kesimlerde sağ, yoksul kesimlerde Chavez güçlüydü. Şimdi de sokak eylemleri Venezüella geneline yayılsa da yoksul sınıfa temas etmiyor. Katılımcı profili orta sınıf ve üzeri. Fazlasıyla da militanlar. Eylemlere katılanların sayısı 5 milyonluk Caracas’ta 100 bini buldu. Ama Chavezciler de eylem yaptığında 100-150 bin kişi oluyor. Yani bir denklik var sokakta. Yer yer karşı karşıya geldikleri de oluyor ve bu karşılaşmalar küçük grupların şiddetli çatışmalarına dönüşüyor. Büyük grupların karşı karşıya gelmesine izin vermiyor Venezüella hükümeti. Örneğin muhalefet ne zaman devlet kurumlarının, Chavistlerin bölgesine gitmeye çalışsa polis buna engel oluyor.

İşçilerin Maduro’ya destek gösterilerinden bir kare.

ABD TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN BİNLERCE PARAMİLİTER ÖLÜM SAÇIYOR

Ölü sayısına dair farklı rakamlar var ama kolluk kuvvetlerinin öldürdüğü muhalif sayısı 5 iken geri kalanlar Venezüella sağının öldürdüğü insanlar. Bu sayının içerisinde kazalar da var. Örneğin molotofla kendi arkadaşlarını yakmaları gibi. Bir de paramiliter gruplar var, ABD bu grupları finanse ediyor. Bu gruplar eylemleri provoke ediyorlar, günlük para aldıkları söyleniyor. Sadece Caracas’ta 5 bin paramiliter militan olduğu söyleniyordu ve bunlar Venezüella sağının kullanımına hazır.

Son zamanlarda Venezüella’daki şiddet fazlasıyla arttı. Sadece Caracas’ta hafta sonları 400-500 kişinin öldürüldüğü oluyor.

2009’da bu sayı günde ortalama 26’ydı…

Şu an çok daha yüksek. Nüfusa oranla oldukça ciddi sayılar söz konusu. Bu da bir hoşnutsuzluk yaratıyor. Ekonomi zaten sıkıntılı, güvenlik de öyle. İnsanlar saat 7’den sonra sokaktan evlerine koşarak gidiyorlar. Temel ihtiyaç maddelerine erişimde çok ciddi sıkıntılar var. Bir ürünü gerçek fiyatına almak istiyorsanız sabah 8’de açılacak marketin önünde daha gece 2’de, 3’te sıraya giriyorsunuz. Aksi takdirde çok uzun kuyruklar oluyor ve kuyruklarda binlerce insan var.

AÇLIK TEHDİDİ VAR, HÜKÜMET GIDA FİYATLARINI DÜŞÜRMEYE ÇALIŞIYOR

Chavez döneminde istifçiliğe karşı devlet marketleri açılmıştı. Bunlar ne durumda?

Devlet marketleri işlevlerini yitirdi ancak sürece çözüm bulmak adına birtakım organizasyonlar var. Devlet sürece müdahale etmeye, insanların açlığına çözüm bulmaya çalışıyor. Ciddi bir açlık tehdidi mevcut. Devlet de üreten eyaletlerden istifçiliği önlemek adına 1 liraya aldığı malı 1,5 liraya satacak şekilde ağlar organize ediyor. Bunu Mahalle Meclisleri ve Komünler organize ediyor. Eski Hükümet Sekreteri Freddy Bernal bu işin başında. Aksi takdirde süpermarketlerde bu ürünler 1’e 10 oranında satılıyor.

Gıda dağıtımı dışında hükümetin başka tedbirleri var mı? Güvenliğe dair vs. Mahalle Komiteleri mahallesini koruyabiliyor mu?

Devlet eliyle güvenlik meselesini çözmeye çalışıyorlar, halkı bilinçlendirmeye çalışıyorlar. Venezüella’daki hemen her gecekonduda en az bir tane silah var. İş böyle olunca şiddetin yaygınlaşması gibi ciddi bir sıkıntı oluyor.

Özellikle gençlere yönelik programlar var. Kültürel etkinlikler, müzik, basketbol kursları vs. organize ediliyor. Gençlerin sporla ilgilenip suça bulaşması engellenmeye çalışılıyor. Ancak ne kadar etkili olduğu tartışılır çünkü şiddet oranı dünya genelinde artıyor.

VENEZÜELLA YALNIZLAŞTI

Söyleşinin başında ambargodan söz etmiştin. Bir taraftan da Maduro’nun dayanışmacı bir uluslararası birlik olan ALBA (Latin Amerika için Bolivarcı Alternatif) sürecini yöneten dışişleri bakanı olduğunu biliyoruz. ALBA etkisini yitirdi mi? Fiili ambargo karşısında ne yapıyor? Rusya ve Çin’e de uzanan ilişkiler var, sorunların çözümünde katkısı olmuyor mu?

ALBA bir alternatif olamadı. İlişkiler yetersiz ve bu birlikteki ülkelerin çoğu da üçüncü dünya ülkesi. Örneğin sağlık, sanayi, endüstri ürünlerinde Venezüella’nın ihtiyaçlarını karşılayacak bir ülke yok. Brezilya olabilir ama onun da politikası değişti. 2012’de Latin Amerika’da birçok ülkeden bahsediliyordu. Şu anda o iddia dağıldı. Honduras’taki ABD destekli darbenin ardından sol iktidarlar gerilemeye ve yerini sağa terk etmeye başladı. Arjantin ve Brezilya gibi önemli müttefikler yitirildi. ALBA’yı terk eden yok ama Venezüella, Amerika Devletler Örgütü’nden çıktı bir hafta önce. Çünkü bu örgüt nota gönderebiliyor “Demokrasiyi insan haklarını ihlal ettiniz, müdahale edebiliriz” diye.

Darbelerin arkasındaki örgüt yani. Peki şu an için darbe tehdidi var mı?

Sürekli darbe tehdidi var. Ordunun içinde belirli bir klik var ve bu klik içerisinde yakın zamanda darbe teşebbüsünden cezaevinde olan insanlar da var.

Bolivarcı askerler içerisinde de sağcı bir kesim var. Bu kesimi darbeye çağırıyor muhalefet. Bu yüzden de sertleşiyor mesele.

BOLİBURJUVAZİ CİDDİ BİR SORUN

Chavez’in son yıllarında devrimci sürece ilişkin olumsuz sinyaller açığa çıkmasında, hükümet olanakları ile ayrıcalıklı bir çıkar grubu oluşturan ve Boliburjuvazi diye adlandırılan bir kesimden söz ediliyordu. Bunlar şu an ne durumda?

50 kişilik bir ekip var. Bakanlıklar vs. sürekli bu ekip arasında dönüyor. Bunlar Maduro’nun güvendiği ekip. Birini bir bakanlıktan alıp öbürüne veriyor. Bakanlıklar vs. atamalarla gerçekleşiyor. Bu kişiler görünürde şirket sahibi değil ama ciddi bir yolsuzluk, rüşvet sorunu da var. Esas acı olan muhalefetin bunlara karşı da muhalefet ediyor olması.

BAŞKAN DEMİRTAŞ İSE MECLİS ÇOĞUNLUĞU ERDOĞAN’DA

Chavez hayattayken de “otoriterlik” vb. birtakım eleştiriler söz konusuydu. Parlamento seçimlerinde çoğunluk muhalefete kaptırılınca otoriterlik iyice arttı gibi bir eleştiri var. Baskıcı yönetim iddiaları karşısında gerçek durum ne?

Venezüella’da şu anda başkan Selahattin Demirtaş ise parlamentodaki çoğunluk da Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP. İkisinin birlikteliğinde bürokratik işleyişte sorunlar oluyor. Meclisin bütçe belirlemede yetkileri var. Her konuda çatışma var. Ama oradaki en yüksek otorite başkan.

Şu anda Maduro, krizden dolayı sokak eylemlerini yapanları, meclisteki sağ muhalefeti diyaloğa çağırıyor. Ortak yol bulmayı teklif ediyor. Muhalefet ise “Bizim sizinle konuşacak bir şeyimiz yok”karşılığını verdi. ABD’den sürekli yardım istiyorlar, müdahale çağrısında bulunuyorlar. Orduyu darbeye çağırıyorlar.

MADURO, KURUCU MECLİS İLE KAZANIMLARI GÜVENCE ALTINA ALMAYA ÇALIŞIYOR

Venezüella’da ilginç bir süreç başlıyor. Mevcut parlamentodan ayrı bir Kurucu Meclis seçimi yapılacak. Anayasa’da bazı değişiklikler yapılacak. İhtiyaç durumunda yeni kurumlar açacaklar veya bazılarını kapatacaklar veya değiştirecekler. Kurucu Meclis tabandan seçilecek. Mahallelerden gelecek. Sağcı solcu fark etmeksizin kendi adaylıklarını koyacaklar, oya göre önce mahalle, sonra belde, ilçe, şehir, eyalet vs. Kurucu Meclis tekrardan belirlenecek. Ekonomiyi kurmak, barışı tesis etmek, güvenlik problemlerine çözüm üretmek hatta ekolojik reform gibi maddeler var.

Üretim sürecini genişletme, eğitim, sağlık, barınacak yer sağlama gibi maddeler var. Toplamda 2 milyon evsize ev verildi. Son 1 milyonu krize rağmen Maduro döneminde yapıldı. Onca kötü giden şeye rağmen sosyal harcamalardan bir şey kısılmadı. Bunları da hükümetin değişmesine, yeni başkan gelme ihtimaline karşı anayasada kalıcı hale getirmek istiyorlar. Venezüella sağı bu 2 milyon evi “Bizim paralarımızla yapıldı, biz iktidara gelirsek satacağız” diyerek tartışma konusu haline getiriyor. Eğitimin, sağlığın özelleştirilmesini istiyorlar. Mevcut hükümet de anayasallaştırarak bunun önüne geçmeye çalışacak.

MAHALLE MECLİSLERİNDE HÂLÂ DEVRİMCİ BİR RUH VAR

Komünler ve Mahalle Meclisleri bu süreçte nasıl bir işleve sahip?

Mahalle Meclisleri ihtiyaç sahipleri ve devlet arasında köprü. Meclislerin birleşmesiyle de Komünler oluşuyor. Bunlar Komünler Bakanlığı’na bağlı. Tabandan, oligarşinin meclisteki etkisini kırmaya yönelik bir güvence. Kazanılmış hakları güvence altına almaya yarıyor.

Kübalı doktorların yardımıyla parasız sağlık hizmeti sunan Barrio Adentro gibi kamusal hizmetlerdeki katılımcı rollerinin dışında da birçok şey yapıyorlar. Örneğin krize karşı tekstil atölyesi kurup üretim yapıyorlar, spekülasyonlar karşısında alternatif oluşturmak adına. Kooperatif kuruyorlar, kırsal kesimde ürün ekiyorlar ve istifçilerin önüne geçmeye çalışıyorlar.

Olumsuz gidiş karşısında Mahalle Meclisleri bir güvence sunuyor mu?

Mahalle Meclisleri’nde hala devrimci ruh var. Amaçları devletle olan bağımlılık ilişkisini kırmak. Kendi örgütlerini de kuruyorlar, komünlere paralel örgütler olarak. “Politik bağımlılık ilişkimiz olduğu sürece Mahalle Meclisleri projesini tam olarak yerine getirmeyiz. Bürokratik düzenden uzak kalmak istiyoruz” diyorlar. Bu vatandaşlar gönüllü. Tabandan örgütlenmek istiyorlar. Kendi kendilerine yetecek organizasyonlar yapmaya çalışıyorlar. Alternatif şeyler oluşturmaya çalışıyorlar.

Bolivarcı Devrim’in aynı zamanda kıtasal bir iddiası vardı ve Venezüella kıtadaki sol dalganın liderliğini yürütüyordu. Şu anda durum ne?

Hala aynı pozisyonu korumuyor çünkü kendi problemleri ile uğraşmaktan çok içe kapandı. Küba ile ilişkiler normal. Petrole karşı sağlık hizmeti anlaşması sürüyor. Bu ilişki karşısında da Venezüella sağı “Ülkeyi Küba yönetiyor” diyerek olayı maniple etmeye çalışıyor.

TEK ŞANS SOLDAN RADİKAL KARARLAR ALINMASINDA

2009’da Chavez’in danışmanı Michael Lebowitz, Bolivarcı Devrim için ya Meksika Devrimi gibi çürüyecek ya Küba Devrimi gibi radikalleşecek demişti. Nihayetinde Venezüella nereye gidiyor?

Umut var. Ama Venezüella’da radikal kararlar alınmazsa ülkenin geleceği yok. Örneğin Venezüella’nın acil finansman ihtiyacı karşısında Bolivarcı devletin genel eğilimi kurtuluşu neoliberal politikalarda aramak oldu. Kurucu Meclis çalışmasından radikal bir eğilim çıkabilir. Aksi takdirde Venezüella bu şekilde sürdürülebilir bir ekonomi ve yönetime sahip değil. 2019’da başkanlık, bu yılın ortasında yerel seçimler var. Muhtemelen sağ kazanacak.

Venezüella devriminin tek şansı soldan doğru radikal kararlar alınmasında. Chavez’i iktidara geldikten çok sonra sosyalizme ikna eden şey yoksul halkın devrimci dinamizmiydi. Mahalle Meclisleri ve Komünler bunu temsil ediyor. Bu taban örgütlenmeleri ve Kurucu Meclis seçimleri bir şans sunuyor.

Söyleşi: Ali Ergin Demirhan / sendika58.org


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑