Seçtiklerimiz

Published on Ocak 29th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Buğdayın yeniden başağa durma zamanı – Gül Güzel

Kadınlar ve ezilen, imha, inkar edilenler olarak, Buğday ve Un olma arasındaki farkı çok iyi biliriz biz. Çünkü çoğumuz Buğday olarak tekrar toprağa ekilip, Başağa dönüşemedi. Başağa dönüşememkten dolayı çoğalamadık, Güneşin o muhteşem ışık ve sıcaklığı ile yeterince haşir- neşir olamadık…Böylelikle, soyumuz tüketilmek, asimile edilmek, kendine yabancılaştırılmak isteniyor…

Çoğumuzun buğday tanesine benzeyen vahim sonu, birbirine benziyor veya aynısıdır. Bizler de aynı Buğday gibi iki kocaman taşın arasına dökülürüz. Üst üste konulan iki taştan üstteki taşı çeviren kol döndükçe, param-parça olup, sonunda UN’a dönüştürülürüz. Artık Buğday değil, un olmuşuzdur. Sonrasında da hamur yapılıp, her kesin istediği şekil ve tatta fırınlara sürülür, pişiriliriz. Fırınlarda pişirilirken, çıkan bize ait olan o güzel koku dışında artık bize ait olan bir şey yoktur; buğday değilizdir. Her kesin istediği şekle dönüştürüp, kullanabileceği un olmuşuzdur. Öznemizden, kimliğimizden, cinsimizden, özümüzden uzaklaştırılmış, koparılmışızdır. Hem de özümüz, öznemiz inkar ve imha edilerek…Çünkü fırınlarda pişirilen yalnız bedenimiz değil; ruhumuz, benliğimiz, kimliğimizdir…

Fırınlarda pişirildik. Farklı şekillerde, tatlarda çeşitli satış alanlarında satışa çıkarıldık. Çünkü biz artık hiç bir zaman BAŞAĞA kalkamayacak olan Buğday unuyuz. Un olarak su ile karıştırılarak, öznemizden farklı çeşitli şekillerde fırınlara sürülerek pişirilip, tüketileceğiz…

Buyurun alan alsın un halimizdeki mamulleri. Halbuki yapılması gereken, yeniden BAŞAĞA dönüşecek, BUĞDAY tanesi halimizin sahiplenilip, korunmasıdır. Vermek istediğimiz mesaj ve mücadele arzumuz budur…

Halklar ve cinsler olarak öznemiz, ruhumuz, varlığımız değiştirilmeden yaşama hakkımızı her yer ve alanda sürdürmememiz mümkündür. Eğer hepimiz bu konudaki kabul etme ve birbirimizi olduğu şekliyle koruyabilirsek…

Devrim kadın cinsine ne kadar lazım ve gerekliyse; bütün farklılıkların geleceğini devam ettirmesi, özgürce yaşayabilmesi için de o kadar gereklidir…Buğdayın başağa durma zamanıdır artık. Devrim gereği, çoğalmamız ama çok çoğalmamız lazım. Güneş, Başağa kalkmamızı bekliyor…

*****

Buğday’dan bu kadar bahsetmişken, bitkisine dair bir kaç önemli bilgiye yer vermemek doğru olmaz. O yüzden Buğday hakkında bazı bilimsel bilgiler:

Buğday yani Triticum, Buğdaygiller (Poaceae) ailesinin tüm dünyada ıslahı yapılan tek otsu ve yıllık bitkisi olarak anılmaktadır. Karasal iklimde yetiştirilebilen buğday, mısırla beraber dünya genelinde en çok ekilen ve büyütülen tarım ürünlerinin arasında ilk sıralarda gelmektedir.

Buğday’lar üretilme şekillerine göre 3 farklı gruba ayrılmaktadırlar. Bunlar makarnalık buğday, bisküvilik buğday ve ekmeklik buğdaydır. Beyaz, sarı, kehribar, kırmızı gibi renklerde olabilen buğdayın rengi aslında tohumunun kabuğuna göre belirlenmektedir. Buğday taneleri uzunca ya da toparlak halde bulunabilmektedir. Bir buğday tanesinin içerisinde su dışında protein, selüloz, yağ, enzim ve çeşitli vitaminler yer almaktadır. Bu maddelerin buğday tanesinde bulunma oranı ise yetiştirildiği bölgeye ve yetiştirilme türüne göre değişkenlik göstermektedir.

Buğdayın faydaları

Yaygın olarak kullanılan buğdayın birçok faydası bulunmaktadır. Besleyici özelliği ile bilinen buğdayda fazlasıyla karbonhidrat, protein ve B vitamini bulunmaktadır. Buğdayda ayrıca demir ve çinko mineralleri de mevcuttur. Bu yüzden buğday kansızlık gibi problemlerin önüne geçebilmektedir. Buğdayın suyu kaynatıldığı zaman yorgunluğu giderici ve sinirleri yatıştırıcı etkisi vardır. Tüm bunların dışında buğday bağırsakları çalıştırarak kabızlık sorununu giderebilmektedir. Selenyum açısından zengin bir gıda olduğundan cilt sağlığına da faydalıdır.

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑