Türkiye

Published on Haziran 22nd, 2018 | by Avrupa Forum 3

0

Bu seçim halkın umudu mudur? – Ali Şahin

Başta belirtmek isterim ki, ben boykotçu değilim. Zira, boykot eylemini kamuoyuna ve meydanlara etkili kılacak güç ve siyaset yok.

Seçimi savunan ve umut olarak gören de değilim. Çünkü, seçimin mevcut koşullarda coğrafyada yaşayan halklara huzurlu ve güvende yaşayabilecekleri vaadi ve güvencesi yoktur.

Yıllarca sömürücülerin ve işgalcilerin elinden kan ağlayan Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın değişik milletlerden oluşan karma halkı, bir anda beklenen kurtarıcısını bulmuşçasına heyecanlı bir duyguyla meydanlarda konuşanları dinliyor ve alkışlıyorlar.

Ezilen halkların, sömürülen emekçilerin, işsiz gençlerin, köleleştirilmiş kadınların, aç kalan sokak çocuklarının, doyamayan emeklilerin, aklı bağlanmiş aydınların yeniden ayaklanarak ihya olacakları hayali var. Güçlenip canlanarak, uyanıp tazelenerek, yeni umuda erişecekleri güveni bulmuş gibiler.

Oysa, oy verme işlemi tamı tamına 2 dakika sürecek ve bu kısacık süre, bütün bu kurtuluş hayallerinin de kocaman yanılgısı olacak. Hangi parti ve ya aday fark etmez. Sorun sistemde olunca çözümü de ancak, üretim araçlarının el değiştirmesinde olacak.

Esir koşullarında çalışan işçiler, hak arama, birlikte olma sendikalaşma, yaşayabilecekleri kadar ücret alma, iş güvenliği, mesleki hastalıklara karşı korunma, İstirahat, iyi beslenme, okuma, sanat yapma, eğlenme haklarına sahip değiller kısacası işçi değil birer iş eri durumundalar. Kadınlar, evlere mahkum edilmis köleler ya da partilerin ve belli kurumların hizmet cariyeleri durumuna getirilmiş. Kendi görüşlerini söyleme olanağı yoktur. Toplu taşima araçlarında, çay bahçlerinde, parklarda, yollarda rahat hareket edemiyorlar. Saldırı ve tacizlere mağdur kalıyorlar. İstedikleri gibi giyinemiyorlar, mahalle baskısı ve yönetim baskısı meşru yaşam şeklini almış.

Gençler, gelecege umutla bakamayan biat etmeye mecbur bırakılmış, seçeneksiz, dağınık, şiddete meyilli toplum grubu haline getirilmiş.

Kısacası, toplumun sağlık, eğitim, üretim, geçim, cinsiyet, güven ve gelişme sorunlarını çözecek gücün, var olan partilerde ve seçimlerde olmadığı gayet açık.

Bu partiler ve seçimler; halkın temsili siyasetle, boyunduruk altında tutulması, sömürülmesi ve ezilmesini sağlamakla görevliler; sürekli şiddete ve strese mağdur bırakarak, gelecekleri hakkında canlı ve sesli yakınmalarını engellemek, düsünmeye vakit vermeden korkutarak biat ettirmeyi, takdiri ilahi olarak sunmak ve bunu yaşam biçimi haline getirmekle hükümlüdür bu partiler.

Fazla geriye gitmeye gerek yok. 1993 yılından bu yana bugün var olan partilerin hepsi geldikleri köken olarak meclisten geçtiler. Hepsinin kendi dönemlerinde yolsuzluk, yalanlar, faili meçhuller, toplu katliamlar, işçi kıyımları, susturma, ülkenin ham madde kaynaklarını peşkeş çekme, tekçilik, bölücülük yapıldı. İktidar için her yol mübah diyen bu partilerdi.

Bu geçmisin bilinmesine rağmen, bugün bunları umut görenler ve gösterenlerde büyük suç işliyorlar, yeni işlenecek olan suçlarında ortağı oluyorlar.

Sistem kendi kendisiyle hoşnut değil, seçim yasasına uygun seçime katılan parti ve adayların çoğu eşit şartlara sahip değilken, burdan nasıl çoğulcu cözüm beklenebilir ki? Başta HDP olmak üzere Saadet partisi ve İyi parti sürekli saldırıya uğruyor medya yer vermiyor. Bu durum ülkede seçimlerin sağlıklı bir zeminde yapılamayacağını, demokratik yollardan reformların olanaksız olduğunu göstermektedir. Seçim programları incelendiğinde bu seçimin umut değil, sömürü, zulüm ve soygunun devamı olduğu aşikar.

Partilerin seçim vaadlerini yazmama gerek yok broşürlerine bakalım.

Ne yapmalı

Peki ne yapmak lazım: seçime katılan demokrat, sosyalist, dürüst her kesin iki dakikalık oy kullanma faslından sonra, olması gerekenleri, olmasını istediklerimiz için; Demokrasi, toplanma özgürlüğü, hak ve adalet, düşünce özgürlüğü, sivil demokrat yeni anayasa için mücadeyi sürdürecek aktif halk hareketleri örgütleyip geliştirmeliyiz.

30 Mart 2018’den bu yana Türkiye’de bulunduğumdan dolayı gelişmeleri beraber yaşama şanslısıyım. Şimdi temsili olmayan, katılımcı demokrasi taleplerimizi esas alarak;

Karşı gelmeyi, isyan etmeyi hedeflemeliyiz, öğrenerek itaat etmeyi değil!

Kendi kendimizi yönetmeyi seçmeliyiz, yönetilen olmayı değil!

22 Haziran 2018 Bursa

Ali Şahin

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑