Yazarlar

Published on Ekim 23rd, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Bozarslan… Kürt Tarihi… Cigerxwin – Doğan Özgüden

12 Mart darbesi öncesinden bir anı

Bozarslan… Kürt Tarihi… Cigerxwin

Ant’ın milliyetçiliğe, militarizme, büyük sermayeye ve bunların arkasındaki emperyalizme karşı tavrının daha da netleşip radikalleşmesinde hiç kuşkusuz uluslararası ilişkilerimizin gelişmesi önemli etkenlerden biriydi.
Orta Doğu konusunda önemli bir katkı 1969 yılının ortalarında “Hilafet ve Ümmetçilik Sorunu” adlı kitabıyla değerli dostum Mehmet Emin Bozarslan’dan geldi.
Kudüs’teki Mescid Ül Aksa’nın bombalanmasından sonra Rabat’ta toplanan İslam Zirve Konferansı’na Türk Hükümeti ilk kez dışişleri bakanı düzeyinde katılma kararı vermişti. Ortadoğu’daki İslamcı Arap rejimlerinin ve onların oluşturduğu zirve konferansının özünde ABD emperyalizminin hizmetinde olduğu pek bilinmiyordu.
İslam Zirvesi Konferansı vesilesiyle yayınladığımız Hilafet ve Ümmetçilik Sorunu isimli kitabında Bozarslan, emperyalizmin hizmetindeki İslamcı Orta Doğu rejimlerinin gerçek yüzünü belgesel bir biçimde ortaya koyuyordu.
Bozarslan’ın Türkiye’de ilk kez Kürtçe Alfabe yayınlamasından sonra başına gelenleri çok iyi biliyordum. Bozarslan aydın bir dinadamıydı, Kulp İlçesi’nde müftülük yaptıktan sonra kendisini yayın çalışmalarına vermiş, İslamiyet açısından şeyhlik-ağalık, Doğunun sorunları adlı incelemeleriyle, Kürtçeden Mem U Zin destanı çevirisiyle haklı bir ün yapmıştı, ama benim gibi onun da savcılarla başı dertteydi.
Kürtçe Alfabe’den dolayı İstanbul Toplu Basın Mahkemesi’nde yargılandığı gün benim de aynı mahkemede duruşmam vardı. Benim yargılanmamdan sonra sıra Bozarslan’ın duruşmasına geldi. Yargıç savcının kitapta suç olduğu yolundaki iddiası hakkında ne diyeceğini sorduğunda, Bozarslan son derece soğukkanlı,
– Kitapta suç olup olmadığını takdir etmek için içeriğini okumuş olmak gerekir. Sayın savcı Kürtçe biliyor mu? diye sordu.
Savcı, kitabın içeriği bilinmese de, Kürtçe yayınlanmış olmasının kendi başına bir suç oluşturduğu görüşündeydi.
Toplu basın mahkemesi başkanı oldukça demokrat görüşlü bir yargıçtı.
– Öyleyse kitabı bir bilirkişiye okutup incelettirelim, diyerek savcıdan bir bilirkişi önermesini istedi. Savcı gerçekten fenersiz yakalanmıştı, verebileceği bir isim yoktu.
Yargıç biraz düşündükten sonra Bozarslan’a döndü:
– Sizin tavsiye edebileceğiniz bir bilirkişi var mı? Bozarslan fazla düşünmeden yanıtladı:
– Bilirkişi incelemesini en iyi yapabileceklerden birisi Ahmet Aras’tır.
– Ahmet Aras mı, o da kim? – Kendisi üniversite mensubudur, anadili Kürtçedir.
Ahmet Aras’ın da birkaç ay önce Ant’ta “Sosyalist Açıdan Doğu Sorunu” konulu bir incelemesini yayınlamıştık. Mahkeme fazla üstelemeden kitabın suç unsuru içerip içermediğini incelemesi için Ahmet Aras’a yazı yazılmasına karar verdi.
*
O dönem tanıdığım devrimci gençlik liderleri arasında 12 Eylül darbesinden sonra Diyarbakır Zındanı’nda hayatını yitirecek olan Necmettin Büyükkaya’nın özel bir yeri var. Tüm gençler gibi o da sık sık Ant’a geliyor, özellikle Kürt sorunu üzerine söyleşiyorduk.
Yusuf Aslan’ın, Hüseyin İnan ve arkadaşlarının Ant’ta yaptıkları açıklamalar Necmettin’i de çok etkilemişti. Ortadoğu Devrimci Çemberi’nde Kürt halkının da kendi örgütleriyle, ama Türk devrimci örgütleriyle de eşitlik temelinde tam bir dayanışma ve güçbirliği içinde yeralması gerektiğini söylüyor, bunun olanaklarını tartışıyordu.
Mart 1970 ortalarında Necmettin ve arkadaşları büyük sevinç içinde müjdeyi getirdiler. İstanbul’da Devrimci Doğu Kültür Ocağı’nı kuruyorlardı. Lokalin açılışını, o günlerde yayınladığımız Nehru’nun Sosyal Devrimler, Ulusal Savaşlar adlı eserinin çevirmeni yazarımız Mehmet Emin Bozarslan’ın da konuşmacı olarak katıldığı bir toplantıyla yaptılar.
“Türkiye halkları” ifadesinin Ant’ta yeralmaya başlaması DDKO’nun kuruluşundan sonra oldu.
DDKO, Bağımsızlık Haftası nedeniyle “Türkiye halklarına” hitaben yayınladığı bir bildiride şöyle diyordu:
“Artık dünyadaki ve özellikle Ortadoğu’daki mazlum halkların emperyalizme karşı bağımsızlık savaşlarında Türkiye halklarının da kesin yerlerini almaları gerekir. Ortadoğu’da emperyalizme karşı verilecek savaş, Ortadoğu Devrimci Çemberi içinde Türkiye halklarının gerçekten kardeşçe ve birlikte mücadeleleriyle kazanılacaktır.”
*
Kürt halkının sesinin duyurulmasına paralel olarak yakın tarihin de daha ciddi bir biçimde irdelenmesi, o zamanlara kadar toz kondurulmayan Kemalizm’in geçmişteki halk düşmanı uygulamalarının ve özellikle sol aydınlara çektirdiği acıların daha da cesaretle ortaya konması gerekiyordu.
O günlerde Bozarslan bir öneriyle geldi.
– Türkiye’de Kürt sorunu ciddi bir şekilde ele alınacaksa, öncelikle Kürt halkının tarihini çok iyi tanımak gerekir. Şeref Han’ın 16. yüzyılda yazmış olduğu Şerefname’nin Türkçe çevirisi yok. Yayınlayabilirseniz ben bunu Arapçadan çeviririm. Ama risklidir, dâva açılabilir, kitap hemen toplatılabilir.
– Bozarslan, riski ne olursa olsun, bu eseri Türkçe yayınlamak Ant gibi bir yayınevi için görevdir. Türkiye’de koşullar ağırlaşıyor, her an bir darbe olabilir. Hemen çevir, geç olmadan yayınlayalım, okuyucuya ulaştıralım.
Bir süre önce Cengiz Tuncer tarafından Doğu Anadolu’nun Düzeni adlı incelemesi yayınlanan ve bu yüzden ağır baskı ve saldırılara uğrayan İsmail Beşikçi, ortak dostumuz gazeteci Yılmaz Öztürk’le birlikte sık sık Ant’ı ziyaret ederek bizlerle uzun uzun sohbet ediyordu.
Beşikçi Şerefname’yi yayınlayacağımızı öğrenince çok sevindi, “Doğu Anadolu’da geri bırakılmışlığın oluşumu” başlıklı yeni bir incelemesini gönderdi. Şubat 1970’de yayınladığımız yazısında Beşikçi, Kürt halkının sosyo-ekonomik yapısı, gerek kendi iç çelişkileri, gerekse emperyalizmle ve yerli işbirlikçisi egemen sınıflarla çelişkileri konusunda somut veriler ortaya koyarak devrimci hareketin ulusal soruna sağlıklı yaklaşımını sağlayacak değerli bilgiler veriyordu.
Bu yazısından dolayı İsmail Beşikçi ve sorumlu müdür olarak da benim hakkımda 12 Mart’tan sonra Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi’nde dava açılacaktı.
Beşikçi’nin incelemesini daha sonraki sayıda İhsan Aksoy’un Kürt sorunu konusundaki görüşleri izliyordu. Bu yazıdan dolayı da Aksoy’la sorumlu müdür İnci Tuğsavul hakkında İstanbul’da dava açılacaktı.
Şerefname’nin ise iki cilt halindeki yayınını ancak 12 Mart Muhtrası’nın verildiği günlere yetiştirebildik. Bu kadar hacimli bir kitabın rekor denecek bir sürede çevirisi, dizgisi, baskısı ve dağıtımı o günün koşullarında gerçekten büyük bir başarıydı.
*
Bozarslan Şerefname’nin yayınlanmasından sonra bir gün Ant’a bir başka öneriyle geldi.
– Kürt şairi Cigerxwin’un şiirlerini Türkçeye çeviriyorum.
Hemen yayın programına aldım.
Ne var ki, Bozarslan’ın çevirisini yayınlayamadan sıkıyönetim Ant Dergisi’nin yayınını yasakladı, hakkımızda yakalama emri çıkartıldığı için sürgüne çıkmak zorunda kaldık. Cigerxwin şiirlerini Türkçe yayınlamak mümkün olmadı.
Sevgili Bozarslan’la yıllar sonra sürgünde buluştuk. Biz Belçika’da, o İsveç’te, dostluğumuz her daim baki… O Kürt halkının kültürel birikimini günümüze yansıtmaya büyük bir özveriyle devam ediyor.
Ve de bir acı not:
39 yıl sonra yeni bir yayınevi tarafından Şerefname’nin yeni baskısı yapıldığında Kürt medyasının bu baskıyı tanıtan haberlerinde “Şerefname daha önce de kötü bir baskı ve dille Türkçe yayımlanmıştı” biçiminde bir cümle yer alıyordu.
Okuyunca yüreğim burkuldu. O günün ağır baskı koşullarında büyük risk alarak yayınlanan kitabın karaborsadan zorbela bulunan farklı kalitelerdeki kağıtlarla yapılabilen baskısının kalitesinden bahsetmenin gülünçlüğü bir tarafa, Türkçeye Kürt tarihi, Kürt kültürü, Kürt halkının mücadelesi üzerine sayısız eser kazandıran sevgili Bozarslan’a 40 yıl sonrasının rahat koşullarında yapılan saygısızlıktan ötürü…

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑