Kültür Sanat

Published on Ağustos 8th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Boyun Eğmeyeceksin – Fatmir Gyata

Çarman: Geçtiğimiz günlerde kitaplığımda göz gezdirirken elime Fatmir Gjata’nın Oda Yayınları arasında çıkan ‘’Boyun Eğmeyeceksin’’ kitabı geçti. Günlük hayatta karşılaştıklarımızla hareketle zaman zaman insanın yüreği güm güm ediyor. Ve çok önceleri okumuş olmama rağmen yeniden bir kez daha okudum.

Kitap Tanıtım: Ali ÇARMAN

İnsan yaşamının her döneminde okumanın önemi büyüktür. Zira okumak, dar bakış açısını alt edip insanın ufkunu alabildiğine genişletir. Kuşkusuz seçerek okumalı ancak ne için okuduğunu bilen için hangi kitabı okumuş olursa olsun mutlak öğreneceği vardır. Böylece başkaları gibi davranmak yerine, kendi tarzınla, kendi kişiliğinde vücut bulan bir yaklaşımla olaylara ve mücadelenin ihtiyaçlarına cevap verilebilir.
Türkiye gibi ülkelerde en sıradan bir okumanın dahi bedelleri, korkuları var. 12 Mart darbesi döneminde yakın bir akrabamızın oğlu çuvala doldurmuş olduğu kitaplarını içi kan ağlayarak bizim bahçeye gömmüştü. Çocukluk yıllarımızdı. İnsan zar zor hatırlıyor. Çuvalda Yaşar Kemal, Aziz Nesin ve Sol yayınlardan bolca kitap vardı.
Aynı baskı ve tehdit bizim kuşağın gençlik yıllarında devam etti. 12 Eylül cuntası ve ele başı Kenan Evren, toplumcu tüm kitapları yasakladı. Kitap okumak suç, sosyalist gazete okumak ve bulundurmak ise daha büyük suç sayılırdı. Baskı ve tehditlerin etkisi hiç olmadı denemez. Ancak buna rağmen kitaba ve okumaya ilgi azalmadı.
Geçtiğimiz günlerde kitaplığımda göz gezdirirken elime Fatmir Gjata’nın Oda Yayınları arasında çıkan ‘’Boyun Eğmeyeceksin’’ kitabı geçti. Günlük hayatta karşılaştıklarımızla hareketle zaman zaman insanın yüreği güm güm ediyor. Ve çok önceleri okumuş olmama rağmen yeniden bir kez daha okudum.
Amerika böyle bir rejimi kabul etmez!
Fatmir Gjata, ülkesi faşistler tarafında işgal edilince elde silah direnişe ve parti örgütlenmesine aktif olarak katılmış, zaferden sonra ise Arnavutluk Sanat ve Kültür Komitesi Başkanlığı’nda bulunmuş, sosyalist inşa sürecinde önemli görevlerde bulunmuş bir yazardır.
Eski iktidarı yıkıp yerine kurulan halkın menfaatlerini temel alan yeni iktidar onurlu büyük bir mücadele vermektedir. Aslında eski ile yeninin kavgası her alanda hala devam etmekte. İnsanların uyuyan bilinçlerini örten yüzyıllık pası kaldırmak o kadar kolay olmasa gerek!
İşte böylesi bir zamanda Arnavutluk dört bir yanıyla inşaat halinde. Hummalı bir çalışma söz konusu. Hele bir gönüllüler varki, hiç bir ücret almaksızın ülkeleri ve halkın refahı için gecelerini gündüze katmaktalar.
Sivrisinek yatağı ve hastalık saçan koca bir bölge olan ‘’Malik’’ bataklığı kurutulmak, ölü haldeki koca bir alan bereketli bir hale getirilmek isteniyor. Kitap bizim ülkemizde iki isimle; Boyun Eğmeyeceksin ve Bataklık adları ile birçok yayınevi tarafında basıldı.
Amerika böyle bir rejimi kabul etmez! Siz içerde biz dışarda çalışırsak duruma yeniden sahip olabiliriz. Amerikan ajanın işbirlikçilere söylediği bu söz çok şey anlatmakta. İşbirlikçiler, Arnavutluk’u geri kalmışlıktan kurtarsa kurtarsa gerçek özgürlük ve demokrasinin yurdu olan Amerika kurtarabilir diye hertürlü riyakarlığa baş vurmaktalar.
Halkın kurtuluşu için
Kitabın baş aktörü Stavri Lara, işgalcilere karşı partizan saflarında mücadeleye atılmış ve savaş sonrası bölgesine Parti Komiseri olarak dönmüştür. Aslında kendisinin savaşta kahramanca can verdiği sanılmaktadır. Stavri evlerinin kapısına geldiğinde kızkardeşi saçlarını kıvrılsın diye yağmur suyuyla ıslatmaktadır, annesi, başka bir dünyadan yeniden evine dönen oğlunu gördüğünde büyük bir sevinç içinde kendi ağlamaktan alıkoyamaz.
Yalın ve destanımsı bir dille anlatılan Boyun Eğmeyeceksin’i okudukca yerli yerinde kullanılmış Arnavut özdeyişlerine bir yakınlık duymamak elde değil.
Acılar içindeki halkın sinesine gömülen isimsiz kahramanlar, yaşamın insanda silemeyeceği bazı acılar, gerçek sevgiye dayalı kopmaz bağlar, sevgide kıskançlık histerilerinin neye mal olduğu ve ceviz kırar gibi parmaklarını çadırdatan işçiler ile kitap, hayatın derinliklerinden ve görünmez yanlarından güç almış.
Kitabın her satırında çatışan iki karşıt (Sosyalist-Kapitalist) görüşte hangisinin gerçek manada insanlıktan yana olduğu ortaya çıkmakta. Harabeye çevrilmiş bir ülkede eski mühendis, teknik eleman vb. İle yeni kurulmaya çalışılmakta.
Marksizme önemli katkılarda bulunmuş Enver Hoca’nın ‘’Biz Arnavutlar tıpkı mısır taneleri gibiyiz. Ateşi gördüğümüzde patlarız’’ sözlerinin Arnavutluk halkını ne güzel tarif ettiğine kitabın değişik sayfalarında tanık oluyorsunuz.
Gelenekte değil, doğruda ısrar etmek
Eski sömürücü, baskıcı sistemin yıkılmasından sonra, yaşlılar ve köylüler arasında geçmişe özlem duyan, gelenekçiliği savunanların sayısı hiç de az değil.
Doğruyu, haklıyı ve gelişmekte olanı görmemek, göz kararması gibi bir durumdur. Ve parti militanları büyük bir özveri ve sabırla bu zorluğun üstesinden gelmeyi başarırlar.
Bazı kitaplar vardır ki bir solukta okunup mücadele içindeki kişinin azmini biler, inancını sağlamlaştırıp kişiliğini çelikleştirir. Boyun Eğmeyeceksin böyle bir kitap işte…
Bizler, her sözün büyük bir tutkuyla dinlendiği yıllarda okuduk; Boyun Eğmeyeceksin, Ana, Komiser Memo, Dar Ağacından Notlar, İnce Memed, Gazap Üzümleri, Ve Çeliğe Su Verildi, Halkız Biz Ölmeyiz, Demir Ökçe… vb. kitaplarını.
İnsanlık tarihinde verilen, sömürü ve baskıdan kurtulma mücadelesinde edinilen deneyimlerin ışığında kendimizi sürekli yenileyerek, bu derslerden öğrenerek yolumuza devam etmek için okumak yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olmalı….

 

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑