Yazarlar

Published on Nisan 11th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Boş efelenmeler ve siyaset – A.Mahir

Siyasetin adabı kalmadı. ”Çok mu vardı?” demeyin. Şimdi eski AP ve CHP iktidar muhalefet atışmalarını bir anımsayalım! Lider düzeyinde birbirini yerden yere vuran, hafife alan nice salvolar gördük. Demirel’in, yamalı Ecevit iktidarı döneminde ”İktidarın Başı!” gibi aşağılamaları hala hatırlardadır. İktidarın hemen her uygulamasına, şiddetli muhalefet eden bir siyasal çekişme yaşandığına hepimiz şahidiz.

Bugünkü siyasetin de edebiyatı, bu düzeyde seyrediyor. Bir farkla! CHP’nin AP iktidarını zorlayan, halk çıkarları temelinden onu vuran argümanları vardı. Bu cihetle, dışardan bakanın hiç olmazsa CHP’yi sol görmesine yolaçabilecek bir dili, bir söylemi vardı muhalefetin. Bugün maalesef o bile yok. Şu meşhur devlet bekası uğruna, küflü bir gerici parti trendine mahküm olan CHP’nin, AKP’ye muhalefet edebilme becerisi ve gerekçesi neredeyse kalmadı.

CHP tarihi boyunca devlet kriterlerinden ürettiği, çoktan kullanma tarihi geçmiş olan donelerle siyaset yapmayı sürdürdü. Kadrolarının yetersizliği veya donanımsız oluşuyla ilgili değil, devleti yeni durum ve gereksinimlere göre dizayn etmek, yeniden yapılandırmak gibi bir eylem ses verince, CHP ilkel, altıokla mühürlenmiş dudakları arasından, asla özgür bir cümle dökülemiyor. Nutku tutuluyor.

Devleti sosyalleştirme, demokratikleştirme gibi alanlarda statükoya yakalanan CHP, AKP karşısında bile daha geri konumlara düşebiliyor. AKP’nin sahte mahte de olsa, açılımlar yaptığı, barış masası oluşturduğu süreçlerde CHP tam bir tıkaç rolü üstlenmiştir. Oysa AKP’nin üstlenemeyeceği kadar ileri hedefler seslendirmesi, demokratik çıtayı onun sindiremeyeceği kadar yükseklere çıkarması karşısında AKP’nin geri konumlara savrulması mukadderdi. Onu buradan, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi kıskacına almak olasıydı. Tersini yaparak, AKP’yi kendi geri çizgisine eşitlemeye uğraştı. Böylece CHP, bir sosyal gelişim dinamizmi yakalamaktan hep uzak kaldı.

CHP’nin kadroları dedik ya, hiçbiri bile AKP kurmaylarından daha düzeysiz değillerdir. O zaman, CHP’nin elini kolunu bağlayan ne? Gezi eylemlerinden tutun, Kobane süreçlerine, bu yıllar içinde cereyan eden bütün seçim takvimlerine kadar, AKP’den daha ileri bir programla ortaya çıkamayan CHP, ne sokak muhalefetinin, ne de seçim alternatifi olma cesaretinin bir türlü içselleştirilemediği, yapay bir performansla hep mağlubiyetler yaşayageldi.

AKP’yi bir nevi vatan hainliği yaftasıyla geriletme salvoları, hep AKP’ye kazandırdı. ABD işbirlikçisi, BOP eşbaşkanı, terör örgütüyle işbirliği gibi noktalara eşitlenen bir politikanın halk nezdinde karşılığı yoktu. Avrupa yasalarına işlerlik kazandırırken bile, batı düşmanlığı yapmakta beis görmeyen zavallı bir muhalefet sürdürüldü. Oysa Avrupanın kabul ettiği, hakları gaspedilmiş halkların, eşitlik belgesine uygun bir uygulamaya ülkemizi hazırlamak, üretim ve paylaşım alanındaki adalet eksikliklerini giderme konularında sözü olan bir CHP, iktidara ülkeyi dar edebilirdi. Ortadoğuya askeri operasyon rahatlığını AKP’ye kazandıran CHP’dir. Gelinen bu garabet sonuçların en günahkar ortağıdır.

CHP iktidarın uygulamalarına peşrev tutmaktadır. Seçimlerde, özellikle de Ankara ve Başkanlık Anayasa Referandumunda, aleni hile ve hurdaya karşı ateşli tepki veren kitlelerin kararlılığını sönümlendiren, seçmenleri sokaktan evlerine çeken CHP’dir. Biraz daha sallasa AKP dökülecekken, devlete yazık olur saikiyle, iktidara alan açan CHP’nin, bu muğlak, cesaretsiz ve atıl muhalefeti AKP’nin sürekli köşeyi dönmesine yolaçmıştır. Toplum evet hırsızı seviyor! Becerebileni yani!

Ülke 2019 seçim atmosferine girdi. AKP’nin, araştırmalara güvendiği ve partilerin mevzilenme kompozisyonunun kendisi açısından fırsat sağladığı bir anda, baskın bir erken seçimle ipi tekrar göğüslemeyi hesap ediyor AKP. Buna karşı CHP’nin politik bir barikatı maalesef yoktur. Dahası CHP bir garip devlet bekası adına, AKP’nin önünü açık tutmaya özen göstermektedir. Değilse, bir demokrasi planıyla AKP’yi devirmenin olanağı apaçık vardır. Bunu anlamak için kahin olmaya gerek yok.

Her parti, hem yerel, hem genel seçimlerde ittifaklar kurabilir. Seçimlere bu ittifakla girdiği koşullarda, AKP’yi tulum çıkarmaktan geriye düşürebilir. Hatta iktidarını yıkabilir. Mahalli seçimlerde bu ittifakları birleştirerek, özellikle büyük şehirlerin tümü el değiştirilebilir. AKP’nin yıkımı buradan start alabilir. İttifaklar muhalefet gücü olduğunu varsayan bütün partilerle yapılabilir. Her ittifak öbeği, genel seçimlerde baraj problemi yaşamaktan kurtulabilir. Bu her partinin muhalif oylarının demokrasi hanesine yazılmasına yolaçacağı için, her oy zayolmaktan da kurtulmuş olur.

Demokratik parlamenter sistemin, güçler ayrılığı ilkesiyle kuvvetlendirileceği, böylece bir geçiş dönemine tekabül edecek, stratejik bir başarının yolu olarak seçimlere asılan bir muhalefetin, başarmaması olası değildir. Ne ki, bu muğlaklık ve basiretsizlik, yeni dönemi AKP’ye altın tepside sunacaktır diye ne kadar hayıflansak azdır.

Aklın yolu birdir. CHP, bilmem kiminle yanyana gelirse, AKP’nin zılgıtını yer korkusuyla, bir gıdım yol alamayacaktır. Mert ve cesur bir politika gerekli. Muhalefet güçleri olarak CHP, HDP, İyi Parti ve SP var. Diğer farklı küçük partiler de. Meşrebine nasıl uyarsa, herkes bir ittifak oluşturabilir. Bu CHP, HDP ve Sol Güçler olarak işin başını çekebilir. İyi Parti de SP ve diğer ANAP, DYP, DP, ve DSP gibi yapılarla ittifak oluşturabilir. İşte en geniş muhalefetin fotoğrafı. Malzeme bu. Helva yapmak istiyor muyuz?

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑