Yazarlar

Published on Temmuz 9th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Bir “tülbentlik” mesele – Gülfer Akkaya

Milletvekillerinin TBMM’de yemin töreni her zaman ilgi çekici olmuştur. Yemin törenlerinde basın kendisine muhakkak haber çıkarır.

Son yemin töreninde kanımca haber olması gereken şey kürsüde yemin eden HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’a yönelik sosyal medyada kadınların başı çektiği cinsiyetçi ve şovenist saldırılar idi.

TBMM tarihi boyunca her dönem kadın milletvekili sayısında sorun yaşamış bir kurum. Kadınların yeri siyaset değil, evdir diyerek meclise erkekleri liste liste tıkıştıran bir yer olarak TBMM’nin bu erkek hali yazık ki ülkedeki “ilerici-gerici” kesimlerden kadınların canını sıkmıyor.

Sorsan tabii ki mecliste kadın vekil görmek isterler. Nedir canım bu kadar erkeğin meclisi işgal hali diyecekler. Ama ne hikmetse bu kişiler kimi partilerden seçilen kadın vekillerin bazılarını kabul edemiyorlar.

Çünkü şovenist oluşları ve cinsiyetçilikleri buna izin vermiyor. Önemli bir kısmı erkeklikten beslenen şovenizm, ırkçılık gibi ideolojilerin temelinde kadınların birliği, kadınların ortaklıkları değil, düşmanlık, ayrımcı, ötekileştirici tutumlar yer alıyor. Milliyetçilik ve ırkçılık belli bir kesimi yücelten, onları saf ve soylu kabul eden, diğer herkesi (cinsiyet dahil) aşağılayan ideolojilerdir.

Irkçılık ve milliyetçilik ideolojileri özellikle kadınları hedef alır. Kadınlar toplumun üretimini sağlayan cins olduğu için özel olarak bu iki ideolojinin hedefinde olur. Hangi milletten ya da ırktan olursa olsun insanlar kadın bedeni sayesinde çoğalır. Irkçı ve milliyetçiler bundan dolayı kendilerinden aşağı gördükleri, hatta yaşam hakkını çok gördükleri kesimlerin en azından çoğalmasının durdurulması için kadınlara ve kadın bedenine yönelik saldırılar düzenler. Bu saldırılar devlet ve devlet kurumları aracılığıyla organize edildiği gibi, devletin toplumu buna yönlendirmesi şeklinde de vuku bulur.

Bosnalı, Boşnak ve Sırp kadınların uğradığı cinsel saldırılar ve toplu tecavüzlerle, özellikle 1990’lı yıllarda Kürt kadınlara yönelik cinsel saldırı ve tecavüzlerin altında bu politikalar yatmaktadır.

Yine Kürt kadınların bir kısmının dağa çıkması, yeri eviçi olan kadınların hamurlu ellerine silah alması da erkek egemen şovenistler açısında ayrıca hedefe alınan bir durum olacaktı.

Meclis kürsüsünde yemin eden HDP’li vekili (yani Kürt kadın vekili) görüp elinin hamurunu, kınasını anımsayan aklın arkasındaki ayrıntılar işte bunlar.

Cinsiyetçilik yapan kadınlar farkında olmadan ilk kendilerini aşağılarlar. Çünkü cinsiyetçilik kadınları aşağılamaktır. Bir kadın, başka bir kadın üzerinden kadınları aşağılıyorsa kendisini aşağılıyor demektir. Zira cinsiyetçilik bir kadına yapılamaz, bir kadına yapsanız bile tüm kadınlara yönelik yapılmış olur.

Erkeklerin kadınları aşağılayan argümanlarını, milliyetçi duygularla aşağılamaya çalıştığınız kesimin kadınlarına karşı kullanarak yücelttiğinizi sandığınız kesimin kadınlarını da erkekliğin, şovenizmin hedefine koyuş olursunuz. Bir kadın böyle yaparak herhangi bir erkeğe aynı argümanı kullanma avantajı ve gücünü sağlayarak CHP, AKP, İyi Parti gibi partilerden seçilmiş kadınların aşağılanmasını kolaylaştıracak, cinsiyetçilik cephesine destek vermiş olacaktır.

TBMM’nin kadınların temsili konusunda her dönem sorunlu olduğunu unutmadan ve meclise girdiğinden beri kadınların temsiliyeti için özellikle çaba sarf eden geleneği olan HDP’yi anımsayacak olursak, kadın düşmanı tweet atan kadınların eğitimin bile zar zor ulaşabildiği topraklardan, üstelik mücadele ederek meclise kadar gelebilen kadınları gururla kabul etmesi beklenmez miydi?

Ama şovenizm, cinsiyetçilik kadınların da önemli bir kısmının gözünü karartarak onların kadın karşıtı cephede yer almasına neden oluyor.

HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’u TBMM kürsüsünde yemin ederken görüp ona “yerini hatırlatan” şovenist cinsiyetçilik sadece onun tülbetini değil, tepeden tırnağa görünüşünü, giydiklerini hedef aldı. Çünkü Tosun’a bakan her göz orda Kürt kadınlarının temsiliyetini görür.

Bu ülkede kadınların kıyafetlerine, başlarına ne bağladıklarına, nasıl bağladıklarına, saçlarını nasıl şekillendirdiklerine bakarak hangi ideolojiye sahip olduklarını düşük oranda yanılma payıyla tahmin edebilirsiniz.

Remziye Tosun’a yönelik atılan twitlerde bir kadına değil, Kürt bir kadına yönelik cinsiyetçi ve şovenist saldırı olmuştur.

Kadınları ayrıştırıp, bir kısmını yüceltip, diğer kısmını yerin dibine sokarak kimse “yücelttiği” kesimin kadınlarını kurtulacağını düşünmesin. Böyle yapanlar tüm kadınların kaybetmesine neden olur. Yanı sıra bu, bugünkü iktidar başta olmak üzere kadın düşmanı tüm iktidarları güçlendirir.

Kadınların kurtuluşu ırkçılığa, şovenizme, cinsiyetçiliğe karşı enternasyonal kadın bakış açısı ile örülmüş ortak bir mücadele ile mümkün. Kadınları milliyetine, inancına, ücretli sömürü alanındaki sınıfına göre ayırmadan, erkek egemenliğine karşı Meclis’te ve her yerde verilecek ortak mücadelenin olanaklarını zorlayarak erkek egemenliğine darbe vurabiliriz.

Gözlerden kaçmaması gereken bir diğer sorun kadın-erkek nice insan hala kadınların ne giydiği ile meşgul. Kadınlar kıyafetleri üzerinde kimilerince aşağılanıyor, kimilerince yüceltiliyor. Her iki davranış da cinsiyetçilik. Ve kadınların ne giydiği kimseyi ilgilendirmez. Bu toplum bunu artık kabul etmeli.

Ülkeye barış ya da kadınların özgürlüğü gelecekse bu, kadınların üzerinde siyasal simgelere dönüştürülen kıyafetlerle değil, kadınların kıyafetlerinin siyasal simgelerden kurtarılmasıyla ve nihayet kadınların ne giydiğinin dillere malzeme olmamasıyla gelecek.

Tags: , , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑