Asya

Published on Mayıs 25th, 2017 | by Avrupa Forum 7

0

Başka bir dünya mümkün

Hindistan yönetimsel yapısının güzel yanı, her bölgeye özerklik tanıması ve kendi kültür ve dilini yönetime ve yaşama aktarmasına izin vermesi. Hâl böyle olunca Hindistan’ın her köşesinde ayrı bir dil, din, kültür ve binlerce değişik etnik yapı görebilirsiniz. Hindistan dünyada en fazla etnik çeşitliliğin olduğu kıta olarak geçiyor.

Hindistan gezgin kadınlar için hep korku uyandıran bir yer olmuştur. Kadın olmanın zor olduğu topraklardır Hindistan. Ama yine de genelleme yapmanın çok zor ve anlamsız olduğu bir ülkedir. Çünkü Hindistan’da kadın merkezli ve eşitlikçi, bize ve hatta Avrupa’da birçok bölgeye göre çok daha özgür kadınların yaşadığı Meghalaya adında bir yer var.

Meghalaya, Ana karadan çok uzaklarda, Bangladeş’in az üstünde, bulutlarla aynı hizada bazen bulutların da üstünde; bazen masal diyarında bazen ise yıllar boyu özlemini çektiğiniz günlerde olduğunuzu düşünebileceğiniz bir diyar… Hem tüm çıplaklığıyla gerçek hem de bu koca kirlenen dünyada saf güzelliğiyle hâlâ ışıldayabilen gizli bir köşe ve bu ışık ki bize bir kez daha umut etmemizi, daha iyi görmemizi ve anlamımızı sağlıyor.

Meghalaya benim Hindistan’da en çok görmeyi dilediğim yerdi, yıllar sonra burada olmak çok güzel ve anlamlı…

Bölgeye girer girmez toprakların, insan profilinin ve sosyal yapının ne denli değişebileceğini görebilirsiniz. Tüm dükkanlarda yoğunluklu olarak kadınlar çalışıyor; üzerlerine oturmuş özgüven, sokağı ve insanları izlemeleri, genç kızların saçlarını savura savura sokaklarda dolaşması, girdiğim lokantada erkeğin arka planda yemek yapıyor kadının hesap kesiyor olması, kız evladın ise tembellik hakkını kullanması… Gerçekten Meghalaya çok şey ifade ediyor.

Anaerkil sistem ve Meghalaya

Sanmayın ki Meghalaya’daki insanlar dünyadan kopuk, yağmur ormanları içerisinde yaşayan bir topluluk. Meghalaya sizi modern ve geleneksel iki farklı yüzüyle karşılıyor. Bir yanda modern şehir, diz üstü pileli etekleriyle dolaşan üniformalı genç kızlar, diğer yanda dağ tepelerinde çok uzaklarda yaşayan masal diyarından insanlar. Ama hepsinin paylaştığı, birleştiği toplumsal bir yapısı var, o da “matriarchy” yani anaerkil sistem.

Meghalaya, Hindistan’ın 28 eyaletinden birisi ve 3 ana yerel etnik gruptan oluşuyor: Khasi, Garo ve Jaintia. Tüm bu yerel toplulukların ortak ve en genel özelliği anaerkil yapıda olmaları. Ben bu yazımda özel olarak Khasi toplumundan bahsedeceğim.

Khasiler nüfusları yaklaşık iki milyon olan, kökeninin Mon-Khmer’e dayalı olduğu düşünülen bir topluluk. Kamboçya’da yaşadığım 9 aylık sürecin ardından analiz edebildiğim kadarıyla Khmerliler ve Khasilerin ortak yönlerinin olduğunu söyleyebilirim. Kamboçya’da ismen olmasa da özellikle ekonomik anlamda bir anaerkilliğin mevcudiyetinden bahsedebiliriz. Ayrıca sınırlı sayıdaki Khasi mimarisiyle yapılmış Hindu tapınağının (Guwahati-Kamakhya Tapınağı) Angkor Wat’taki figürlerle benzerliği benim kafamda bu tezi daha çok güçlendirdi.

Khasi toplumunda soyadı anadan çocuklara aktarılıyor, yani soy ana üzerinden ilerliyor. Aynı soydan-klandan olanlar evlenemiyor. Erkekler evlendikleri zaman eşlerinin soy adını alıyor ve çocuklar da annelerininkini. Evlilik sonrası erkek eşinin evine taşıyor. Bir süre kızın anne ve babası gözetiminde yaşıyorlar. Damat, bu süre zarfında eşine uygun olduğunu ailesine göstermekle sorumlu.

Evin en küçük kızı hariç diğerleri evlendikten bir süre sonra evden ayrılıp kendi ailelerini kurabiliyor. Sadece evin en küçük kızı evlense de evde kalmakla yükümlü. Çünkü en küçük kız (Khasi dilinde “Du” olarak adlandırılıyor) ailesine bakmakla sorumlu. Annesi ve babası hatta varsa büyük anne-babasına ölünceye kadar bakmakla sorumlu, ayrıca kardeşlerinin yardıma ihtiyacı olduğu her zaman yardıma koşmakla sorumlu.

Evin en küçük kızının kapısı her zaman misafirlere açık olmalıdır, ocak her zaman yemek yapmaya hazır olmalıdır. Kardeşlerinin çocukları onun da çocukları gibidir. Gerekirse bir ömür boyu o çocukların sorumluluğunu da yüklenmelidir. Evet biraz küçük kardeşe yükleniliyor gibi görünüyor ama elbette herkes elinden geldiğince aile içinde paylaşımla sorumlulukları azaltmaya çalışıyor.

Ayrıca bu cefakâr kız kardeşe mirasın en büyük payı veriliyor. Geçmişte miras sadece evin en küçük kızına kalırken günümüzün değişen koşullarıyla miras politikası biraz değiştirilmiş durumda. Artık erkek çocuklarına da pay veriliyor. Kız çocuklarının payı genel olarak daha büyük oluyor ama ne olursa olsun en büyük pay yine evin küçük kızına gidiyor. Böylelikle yıllarını ailesine adamış kadın aile adaletinden faydalanmış oluyor.

Anaerkil olmak erkeği ezmek anlamına gelmiyor. Kadınlar toplum içinde saygı gördükleri gibi saygı da gösteriyorlar. Cinsiyetler arasında bir ayrım yok!

Kadın, “kadın” olmanın anlamını biliyor ve sorumluluğunu taşıyor. Toplum, en çok bireylerin birbirine karşı sorumluluğuyla ayakta ve güçlü kalabiliyor. Çünkü toplum, zengininden fakirine büyük bir aile olmanın farkındalığında ve sorumluluğunda. Gerçekten kadınların özgür olduğu bir toplumda insanların nasıl çok daha mutlu ve rahat bir hayat yaşadığına Meghalaya’da şahit olabiliyorsunuz.

Dönüp ataerkil düzene baktığımızda, bir cinsin diğerini ciddi bir şekilde ezdiğini görebiliyoruz. Erkek, sınıfsal bir üstünlükle karşımıza çıkıyor ve kendini eşit bir noktaya koymaktansa yukarılarda bir noktaya koymayı yeğliyor. Oysa anaerkil düzende “ana” toplum içerisinde eşitlikçi bir düzen kurmaya çalışıyor. Hayatı yöneten değil daha çok “organize eden kişilik” olarak karşımıza çıkıyor.

Evde alınması gereken kararlar kadın ve erkek olarak beraber alınıyor. Diğer yandan kadın, misafir ağırlarken ya da dışarı çıkarken kocasından izin almıyor, özgür iradeli ama bir o kadar da sorumluluk sahibi kadınları var. Anaerkillik bir cinsin diğer bir cinsi ezdiği toplum anlamına gelmiyor. Yeni nesle ana sevgiyi öğretiyor, sevmeyi, iyi bir insan olmayı, “ne yaptım”ı, “ne yapıyorum”u sorgulatıyor. Aileyi ayakta tutmayı, çalışkan olmayı ama her zaman eğlenmek gerektiğini de öğretiyor.

Kadınlar hayatın her alanında aktifler. Köylerde ok yapıyorlar, nehir kenarlarında çamaşır yıkıyorlar, ticaret yapıyorlar, çocuk bakıyorlar… Erkekler de onlarla beraber hayatın içindeler; metal işliyorlar, çamaşır yıkıyorlar, tarlalarda çalışıyorlar, çocuk bakıyorlar. Kadın ve erkeğin farklı olduğunu biliyorlar ve gözetiyorlar ama bu farklılık onlar için bir eşitsizlik yaratmıyor. Köylerde (şehirlerde de) sırtında bebek olan hem kadın hem erkek görebilirsiniz. Dükkanlarda çalışan kadınlar, evde yemek yapan erkekler, tüccar hanım ablalar, zengin ağa ablalar, el ele âşıklar ve daha birçoğunu bu bambaşka diyar Meghalaya’da görmek mümkün.

Şehirli kızlar biralarını alıp dağ tepelerine özgürce içmeye eğlenmeye gidebiliyor, köylü kızlar köyün meydanında volta atabiliyor. Erkekler ise kendi eğlencelerinde, kendi dünyalarındalar. Köylerde okçuluk, gencinden yaşlısına yaygın bir erkek eğlencesi. Ama “sen kadınsın ok atamazsın” diye bir kural yok ya da “sen erkeksin ev işi yapamazsın dışarıda çalışmak zorundasın” diye bir kaide de yok.

Herkes birbirine ve yapılan işe saygılı, cinsiyet ayrımı yapılmıyor. Erkeklerin “kadınlar bizi eziyor” diye bir söylemi yok, çünkü bir zararını görmüyorlar. Tam tersine diğer bölgelere göre “erkeklik”lerini de çok daha özgür yaşıyorlar. Kadınlar ve erkekler her yaştan arkadaşlık ilişkileri kurabiliyorlar. Çok rahat sohbet edebiliyorlar ve araya cinsiyet duvarları örmüyorlar. Aşk evlilikleri Hindistan’ın diğer bölgelerine oranla çok daha yüksek. Aileler özellikle evlilik öncesi gençlerin birbirini tanımasını istiyor ve destekliyor. Erken yaşta evlilik yok denecek kadar az düzeyde.

Temel güdülerimiz olan beslenme, barınma, güvenlik ve çoğalma konularında ise, kadın sadece kendi için değil ailesi için de düşünüyor. Ana kadın her gün akşam evdeki yemeği herkese yetecek kadar veriyor. Kimsenin aç kalmaması için çaba sarf ediyor. Eşine, çocuklarına, evin yardımcılarına, kedilere ve köpeklere evde bulunan her birey için bir beslenme organizasyonu ve sorumluluğu var. Bu erkek yemek yapmıyor ya da mutfakta çalışmıyor anlamına gelmiyor. “Besleme” bence, bir annelik iç güdüsüdür ve kadın olmanın bir parçasıdır. Avrupa’da modern feminizmin yarattığı yeni neslin feminizm adı altında yemek yapmayı öğrenmemesi ve çocuklarını besleme sorumluluğunu üstlenmemesini şahsımca yanlış buluyorum. Özgürlük bizlere herhangi bir tek alanda verilen ya da birtakım sıfatlar elde ederek kazanabileceğimiz bir şey değil. Kadın olarak erkeklerle benzeşmek ya da aynılaşmak zorunda değiliz.

Ana kadın hep çalışıyor, elindeki gücü kendini iktidarlaştırmak için değil aileyi geliştirmek için kullanıyor.

Meghalaya’da kadın ve doğa ilişkisi hâlâ çok güçlü! Meghalaya Hindistan’ın en temiz bölgelerinin başında geliyor. Mawlynnong (Doğu Khasi Tepeleri bölgesinde) Hindistan’ın en temiz köyü olarak kayıtlara geçmiş. Ama tüm köyler gerçekten çok temiz ve doğaya çok saygılı bir yaklaşım var. Plastikten uzak durulmaya çalışılıyor ve geri dönüşümlü malzemeler tercih ediliyor. Tarımın çoğu organik yapılıyor. Ağaç dikmek onursal bir davranış.

Doğa anaya olan yaklaşım, Meghalaya toplumunu benim nezdimde daha ileriye taşıyor. Birçok köyde ağaç köklerinin karşı kıyıya atlatılarak yapılan doğal-yaşayan köprüleri var. Khasi kabilesi, çok uzun zaman önce Kauçuk ağacını fark edip nehirlerin geçit vermeyen noktalarında karşıdan karşıya geçmek için bu güçlü kökleri kullanmaya başlamış. Günümüzde hâlâ yapılmaya devam ediliyor. Beton ve demire göre çok daha sağlam, uzun ömürlü ve tabii ki sağlıklı olduğunu düşündüğüm ve mimar olarak her geçişimde beni bir kez daha hayran bırakan bu köprüler Meghalaya’da birer yaşayan ve güçlenmeye devam eden yapıtlar olarak yerini koruyor.

Khasiler klanlar halinde yaşayan bir topluluk. En önemli kavram aile! Aile, onların kültürünün ana yapı taşı. Öyle ki öldükten sonra Tanrının yarattığı başka bir dünyada tüm aileyle (klanla) bir araya gelinip yaşanılacağına inanılır. Her klanın kendine özel kimi kuralları olabiliyor. Ayrıca her klanın sorumlu din görevlileri, yöneticileri, şifacıları ve cenazeden sorumlu kimseleri var.

Şifacı kadın, aynı zamanda köyün din sorumlusu ve bilge kadını. Anadan en büyük kız çocuğa devredilen bir gelenek. Anaerkil düzende kadın figürünün yanında önemli figür “koca” değil erkek kardeştir. “Dayı” anaerkil toplumlarda güç sahibi erkektir. Törenlerde sembolize edilen kral, kraliçenin eşi değil erkek kardeşidir. Aile içi önemli kararlarda dayının söz hakkı vardır. Köylerde yönetim işi genel olarak erkek tarafından sürdürülürken (yeniden dayı figürü), geleneksel yönetim ve kararlar daha çok kadın tarafından sürdürülür. Khasi toplumunda politika daha çok erkeklere bırakılmıştır ama kadın siyasetten uzak değildir.

Khasilerin büyük kısmı günümüzde Hristiyan. Misyonerler 100 yıldır Kuzey Doğu Hindistan’da çalışmalar yapıyorlar. Hristiyanlaştırma politikasının iyi ve kötü yanlarından bahsetmek faydalı olabilir. İyi yanı, bölgede eğitim düzeyi ve entelektüel seviye çok yüksek. Okulu olmayan yüzlerce köyde Hristiyan okulları mevcut. Ve bu okullara Hristiyan olmayan çocuklar da gidebiliyor. İngiltere’nin sömürgeci sistemini desteklemiyorlar ama mesela İngilizlerin bölgede yaptıkları yolları ve şehir plancılığını beğeniyorlar.

Diğer yanda sayısı ve desteği azalan, sorgulanan bir Khasi dini (Ka Niam Khasi) var. Çok yalın yerel bir din. İnsanlar bu dinlerini korumaya ve yaşatmaya çalışıyorlar. Tek tanrılı bir din. Baskıcı bir yapısı yok, her şey yine iyi bir insan olmakla ilgili. Eğer güç ve iktidar peşinde koşar da yılan için kurbanlar sunmaya başlarsan kötü yolu seçmiş oluyorsun. Ama bu yolu seçersen de hiç bir zaman huzura kavuşamıyorsun.

Dans, dini ve kültürel olarak Khasiler için çok önemli. Bahar mevsiminde her hafta Pazar günü başka bir köyde dans gösterileri yapılıyor. Kadınlar ve erkeklerin beraber dans ettiği bu dansta erkekler çemberin dışında korumakla görevli kadınlar ise çemberin içinde yaşatmakla görevli. Herkes beraber bir bütünü oluşturuyor.

Diğer tüm dinlere çok saygılılar. Tanrı “bir” diyorlar. Öyle olunca değişik dinler arasında Khasilerde bir ayrım yok. Onlar için öncelik Khasi olmaları. Ama Khasiler dinlerini kaybedince kültürlerini de kaybedeceklerinin farkında. O yüzden tutunmaya çalışıyorlar. Khasi toplumu okumuş bilgi düzeyi yüksek bir toplum, dışarıdaki dünyadan ve kaybolma tehlikesinden haberdarlar.

Aile bilinci yüksek, aynı aile içinde farklı dinden kimselere rastlamanız mümkün. Ayrıca Khasilerde dışarıdan farklı etnik gruplarla evlenmek normal. Ama son yıllarda özellikle Khasi kızlarının mal varlıkları için evlenenlerin çoğalması veya Khasi kadınının yabancı erkeğin gölgesinde kalması onu takip etmek zorunda kalması gibi sorunlar nedeniyle bu duruma aileler daha çok özen göstermeye başlamışlar.

Yeni yüzyıl ile yeryüzünde her şey çok hızlı bir değişime girdi. Modern dünyanın hemen hemen girmediği hiç bir yer kalmadı. Çok hızlı bir bozulma ve değişim söz konusu. Meghalaya’da eski nesil yeni çağ ile eski çağ arasına köprüler kurup kaybolmamayı sağlamaya çalışıyorlar. Modernizmin getirdiği değişimin farkındalar ve doğru bir entegrasyon sağlamaya çalışıyorlar. Ne kendilerini geri çekiyorlar ne de asimile oluyorlar. Çünkü onlar tarihten ve dünya tarihinden olanları ve olacakları görüp okuyabiliyorlar. Çünkü kadın, ailesini ve geniş anlamıyla klanını ve klanının sürdürülebilirliğini düşünmek zorunda.

Meghalaya, her yönüyle Ana kara Hindistan ve dünyadan ayrılan başka bir diyar. Kitaplardan okuduğumuz ve bize hep “tarih içinde kayboldu” denilen Ana soylu düzeni yaşar iken görmemi sağladı. Başka bir dünya mümkün, gözlerimle gördüm. Cinsiyet ayrımı olmayan, kadınların ve erkeklerin kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabildiği, hayatın sorumluluğunun beraber paylaşıldığı, bir cinsin diğer cinsi ezmediği bir toplum mümkün.

Şimdi dönüp binlerce kilometre ötedeki ülkeme baktığımda kadın cinayetleri, tecavüzler, çocuk yaşta zorla evlendirmeler ve bunaltıcı bir toplumsal erkek zihniyeti görüyorum ve üzülüyorum. Ana kadın benimle beraber üzülüyor, “Biz burada hayatın keyfini çıkartıyoruz ama dünyanın ezilen kadınları için bir yanımız hep ağlıyor” diyor. Sarılıyorum Ana kadın’a, Khasi toplumunun bir kız çocuğu gibi sarılıyor bana, daha güvende hissediyorum.

Kadınların özgür yaşayacağı bir Türkiye ve dünya toplumu dileklerimle…

Meghalaya Khasi Tepeleri‘nden selamlar ve sevgilerle…

Yazar: Destan Luise Kılıç

 

Kaynak: gaiadergi


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑