Yazarlar

Published on Kasım 19th, 2017 | by Avrupa Forum 7

0

Barıştan ve kardeşlikten başka şansın yok – Ibrahim Aslan

Kendisine Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı diyen
vatandaş kardeşim. hadi gel seninle şöyle hallice bir
hasbihal edelim.

Yok, yok, öyle siyaset kokan,
anlaşılmaz olduğunu düşündüğün kelimlerden
kaçınalım.Şöyle senin de kolay anlayabileceğin,
sade, anlaşılır bir dil kullanalım.

Biliyorsun seni temsil ettiğini, senden aldığı
yetkiyi senin adına kullandığını ve senin
hizmetçin olduğunu söyleyen ve seni yöneten
iktidar sahipleri her fırsatta senin ‘eşit ve
özgür bir yurttaş’ olduğunu söylüyorlar.

Sen bu konuda ne düşünüyorsun bilmiyorum
ama bence özellikle eşitlik konusunda haksız
da sayılmazlar.Zira sen de biliyorsun ki,
yosullukta alabildiğine eşitsiniz.

Biliyorum, belki basına yansıyan yoksullukla
ilgili istatistiklerden haberiniz yok. Yaşam
şartlarınız ve bilgi birikiminiz nedeniyle
bu bilgilere ulaşma olanağınız da yok.Bu
nedenle yoksulluk sınırının altında yaşayan
30 milyon ‘eşit ve özgür TC vatandaşı’
olduğunu bilmiyorsunuz.Bunun rakamsal
olarak bilinmemesini de ayıplayacak
değilim.Ama gelin ortak bir noktada
buluşalım.30 milyon yurttaşı yoksulluk
sınırında yaşayan bir ülkenin yurttaşının
hiç olmazsa kendi yaşam şartlarından
yola çıkarak bu konuda en azından bir
takım hisleri olması gerektiğini düşünüyorum.
Yanılıyor muyum yoksa? Yanılıyorsam
lütfen söyleyin.Ama yanılmıyorsam ben
soruyorum.Neden itiraz etmiyorsunuz?

Politik söylemden kaçınıp sade dil
kullanalım demiştik.Böyle devam edelim.

Biliyorum enflasyon,deflasyon,cari açık
vs. gibi söylemler senin ilgi alanının dışında.
Bu ülkede kimin neyi, nasıl götürdüğünün
bilimsel terimlerle açıklanmasına pek aklın
ermiyor.Ama sayın vatandaş kardeş, birkaç
yıldır en azından iktidar denetiminde olmayan
basında, televizyon kanallarında en basit
kelimelerle anlatılan 17-25 Aralık olayını da
mı duymadın? O tarihlerde yapılan
opersyonlarda ortaya çıkarılan ve rakamsal
olarak milyarlarla ifade edilen hırsızlıkları
da mı duymadın? Bunu bile anlamadığını
iddia etmeyeceksin sanırım.Yok eğer
farkındaysan, niye susuyorsun kardeş? Sakın
bana bu vurgunun kendi yoksul cebinden
çıktığını bilmediğini söyleme.Çünkü
günümüzdeki iletişim ve haberleşme
olanaklarına bakarsak bu hiç de inandırıcı
olmuyor.

Hadi gel seninle şu konuda anlaşalım.
Birileri senin cebinden çıkan paralarla
maliyeti milyar liralarla ifade edilen saraylar
yapıp orada oturuyor ve bununla ülkenin
ve senin itibarını yükselttiğini söylüyor.
Buna inanıyor musun demeyeceğim.Zira
inanmasan itiraz sesini yükseltirdin.Ama
be kardeşim,cumhurbaşkanını milyarlık
sarayda oturtmakla itibarın yükselirken
yoksulluk sınırı altında yaşaman itibarını
nasıl etkiliyor bunu hiç düşündün mü?

Senin eşit ve özgür bir yurttaş olduğunu
bütün nutuklarında söyleyenler neden
her fırsatta senin cebinden çalmaya,
olmayan haklarını budamaya çalışıyorlar
hiç kendi kendine soruyor musun?

Ülke ekonomisiyle siyasetiyle yoksullar
için tam bir cehenneme, zenginler
için ise katmerli sömürüye ve zulme
karşı en küçük itirazın bile zorla
bastırıldığı bir cennete çevrilmişken,
parası senin yoksul cebinden gidecek
olan S-400 füzelerinin kimi koruyup
kimin cebini dolduracağını, kardeçe
barış içinde yaşamak varken birilerinin
sınır ötesinde Afrin’den, Rojava’dan,
daha doğrusu Kürtlerden ne istediğini,
oralarda çıkacak bir çatışmanın kime
faydası olacağını neden sormuyorsun?

Yoksul sayısı artarken buna paralel
olarak milyarder sayısının artmasının
senin boğazındaki ilmiğin biraz daha
sıkılaştırılmasının bir sonucu olduğunu
bilmiyor musun?

Kardeş hadi şöyle bir en kolayından düşünelim.
Her nutukta karşına çıkarılan, Çanakkale’de,
Kutül Ammare’de, kimler, niçin öldü?
Hadi Allah rızası için bana söyle, bu
‘zaferlerden’ sen hangi faydayı gördün?
Yoksa ‘vatan,millet’ söylevleriyle Cizre’de,
Sur’da, Nusaybin’de kirli savaşa evlatlarının
sürlüşünün hala senin yararına mı olduğunu
düşünüyorsun?

Yapma be kardeş!.Birilerinin daha yirmili yaşlardaki
oğulları milyarlarla ifade edilen servetler
edinip Singapur’da kumar masalarında
gününü gün ederken senin evlatlarının
tabutlarda cenazelerinin geliş nedeninin
kime yaradığını bilmediğini söyleme sakın.
Bu kadarını bana kabul ettiremezsin.Yok
eğer bu bedelin hala senin hayrına olduğunu
düşünüyorsan artık ne diyeyim.En iyisi
aklıma geleni söylemeyip kendime saklamak.

Neden her şeye boyun eğiyorsun vatandaş
kardeş? Neden soru sormuyorsun?

‘Yıldızı her geçen gün parlayan ülkemizin
yolunu kesmek istiyorlar’ diyenlere, 30
milyon yoksulu olan, her gün ortalama
10 insanını kirli savaşa kurban veren,
her gün kadınları öldürülen, çocuklarına
tecavüz edilen bir ülkenin yıldızının
nasıl parladığını neden sormuyorsun?

Herkesin insan olmaktan kaynaklı haklarını
kullanarak kardeşçe yaşadığı,her rengin
kendini özgürce ifade edebildiği barış
içinde bir ülkede yaşamayı istemek
yanlış bir şey mi sence kardeş? Yok eğer
yanlış değil diyorsan barışa ses vermekten
neden kaçınıyorsun?

Hani senden istikrar için oy istediler ve
sen de verdiydin 1 Kasım seçimlerinde ya.
Anladık da peki ama şimdi bu kaos içindeki
ülkenin haline bakarak neden bizi kanırdınız
demiyorsun? Yoksa bu olanlara razı mısın?

Biliyorum,korkuyorsun.İktidar seni korkutmak
ve soru sormanı önlemek için her yolu
deniyor.Senin inancını da bunun için
tepe tepe kullanıyor.

Ama korkunun ecele faydası yok kardeş.
Sen korktukça boynundaki ilmik biraz
daha sıkılıyor.İster anla ister anlama ama
barıştan ve kardeşlikten başka şansın
yok.

Bu nedenle artık kendini iyice bir sorgulamanın
tam zamanı.Yoksa her geçen gün aleyhine
işliyor ve ödenecek bedel ne kadar ağırlaşırsa
senin de sırtına binen yük o kadar ağırlaşıyor.
Bunun daha fazla geç kalmadan farkında
olsan iyi olacak.


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑