Yazarlar

Published on Ocak 9th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Avrupa’daki muhaliflere suikast – Hüseyin Şenol

Sadece spor camiasında değil, her alanda haksızlığa karşı duruşun ve cesaretin simgesi olan Amedsporlu futbolcu Deniz Naki’ye yapılan silahlı saldırı büyük nefret uyandırdı ve tüm devrimci-demokrat, ilerici ve yurtsever çevrelerce lanetlendi. Saldırı geçtiğimiz gün (pazarı pazartesiye bağlayan gece) saat 23.15 sularında, Almanya’nın Aachen-Köln istikametindeki A4 otobanında, Deniz Naki arabasıyla seyir halindeyken meydana geldi.

Bu saldırı, bana göre “Avrupa’da suikastler dönemi yine başladı mı?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Olay sonrası açıklamada bulunan Naki, Türkiye’de birkaç yıldan bu yana yaşadığı hukuki sorunlara ve linç kampanyasına da dikkat çekerek, HDP Milletvekili Garo Paylan’ın kısa süre önce, bazı grupların Avrupa’da suikast eylem planı yaptığına dair açıklamalarını hatırlattı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Garo Paylan, geçtiğimiz günlerde, Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenlilere yönelik bir ‘suikast listesi’ hazırlandığına dair bir istihbarat aldığını açıklayarak, şunları söylemişti:

“Başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yaşayan Türkiyeli Alevi ve Ermeni toplumları temsilcileri ve AKP iktidarında ülkeyi terk etmek zorunda kalmış gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, kanaat önderlerine yönelik eylem hazırlığı içinde olan grupların, ses getirecek bir eylem için harekete geçtiği bilgisi tarafıma ulaştı.”

Yine Paylan, suikast yapılacak kişiler için “Özellikle sansasyon yaratacak isimler seçilecek” demişti.

Dünkü suikast girişiminde büyük ses getirecek bir ismin, futbolcu Deniz Naki’nin seçilmiş olması, sansasyonun büyük olması için de seçildiğini gösteriyor. 1989‘da Almanya’nın Düren şehrinde doğan Kürt asıllı ve Dersimli bir Alevi olan Naki, Almanya’nın milli formasını da giydi. Düren takımından sonra, FC St. Pauli, SC Paderborn 07 ve Türkiye’de önce Gençlerbirliği, sonrasında da Amedspor’da forma giydi. Deniz Naki, Amedspor’da da önemli başarılara imza attı. Muhalif çıkışları nedeniyle AKP iktidarının hedefine oturtulan Naki, “propaganda” yaptığı iddiasıyla 12 maç ceza aldı.

Sadece maç cezasıyla kalmayan iktidar ve yandaşları, Deniz Naki’ye sosyal medyada saldırıların yanı sıra ve sokakta da fiziki linç girişimlerinde bulunmuştu. Futbolcu hakkında, 2016 yılında 5 yıla kadar hapis cezası istenmişti. Yine, geçtiğimiz yılın ekim ayında Amedsporlu Deniz Naki, daha önce beraat ettiği propaganda davasında 1,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ceza 5 yıl süreyle ertelendi.

Ama nafile, hiçbir ceza ve linç girişimi, barış sevdalısı Deniz Naki’yi yolundan döndüremedi.

Zamanlama manidar

Bugün, 9 Ocak 2013 yılında bir suikastle katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in ölüm yıldönümüne denk ge(tiri)lmesi de akla “Suikastler dönemi başladı” tartışmalarını yoğunlaştıracak. Yine, geçtiğimiz günlerde Antalya’da buluşan Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, hemen geçtiğimiz gün Almanya’da yine buluşması ve tank fabrikalarının gündeme gelmesi, yeni pazarlıkların habercisi olarak da algılandı.

4 Kasım’da Antalya’da görüşmenin sürdüğü anda, içinde KCDK-E, AvEG-Kon, ATİK, HDK-A, Yeliller-Sol Gelecek, SYKP gibi 43 Kürdistanlı, Türkiyeli, Asuri-Süryani, Ermeni ve Alman kurumun oluşturduğu platform ile Almanya’nın Düsseldorf kentinde yapılmak istenen mitingi, muhaliflerin katıldığı yürüyüşü polis provoke etmiş, herşeye rağmen göstericiler, saldırının başlamasından itibaren, 8 saat boyunca alanı ve sıkıştırıldığı caddeleri terketmemişti.

Ben de, “Faşizme Geçit Yok!” şiarıyla yapılan mitingte bulunanlardandım ve polisin insanlık dışı provokasyonuna maruz kalan binlerden biriydim.

Tam da devrimci 3 Kürt kadının katledilişinin 5. yıldönümü nedeniyle 6 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirilen ve binlerin katıldığı anma gösterisinden bir gün önce, geçtiğimiz cuma günü, 5 Ocak’ta Fransa’ya gelen ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile görüşen Erdoğan, milyarlarca dolarlık ‘savunma anlaşması” için anlaşmalar imzaladı. Bu görüşme de, kamuoyunda “hayra alamet olmayan bir görüşme” yorumlarını da beraberinde getirdi.

Sorumlusu AKP’dir

Darbenin baş mimarı AKP ve onun başındaki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Temmuz 2016 Darbesi’yle, tüm kesimleri, asker, polis ve sivil güçleriyle zapturapt altına almaya çalışarak, her geçen gün daha da hırçınlaşmaktadır. Ne Türkiye’deki devrimci-demokrat muhalefeti, ne de yurt dışındaki Türkiyeli muhalifleri sindirememektedir. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da süren direnişe, Avrupa’daki devrimci-demokrat, ilerici, yurtsever kurum ve bireyler, Türkiye halklarıyla dayanışma mücadelesini daha da yükselttiler. Bu dayanışma mücadelesi, başarıyla sürmekte, Avrupa kamuoyunun da desteğini alarak büyümektedir. Bu mücadele, kamuoyunun da baskısıyla, Avrupalı devletleri AKP’ye ve başındaki Erdoğan’a karşı tavır almaya zorladı.

İşte, bu yurt dışındaki durdurulamayan muhalefeti de ezmek ve sindirmek için, binlerce muhbirin, imamın, konsolosun, memurun yanı sıra “Almanyalı Osmanlılar” (Osmanen Germania) adındaki çeteyi de kurdular. Çetenin bizzat Erdoğan’ın emriyle kurulduğu ve bakanları aracılığıyla yönetildiği, Alman basınında ortaya çıkarıldı.

Tüm bunlar da muhalefeti ezmeye yetmeyince, devlet bir çirkin yüzünü daha aktif hale getirmeye başladı. Suikastçi timleri oluşturuldu.

Suikastler yıllardır gündemde

Gara Paylan’dan önce de, Almanya’da da sık sık gündeme gelen suikast girişimlerinin, başta Kürt Özgürlük Hareketi temsilcileri olmak üzere, genel olarak Türkiyeli devrimci-demokrat muhaliflere yönelik yapılacağı ortaya çıkarılmıştı. Kongra-Gel Eşbaşkanı Remzi Kartal, KCDK-E Eşsözcüsü Yüksel Koç ve diğer çok sayıda Kürt siyasetçiye yönelik suikast girişimlerinin gerçekleştirileceği, bizzat ses kayıtlarıyla, el yazılarıyla yazdıkları yazımlarla ve krokilerle gün ışığına çıkarılmıştı. (Bu konuda önümüzdeki dönemde de belgeleriyle yazmaya devam edeceğim.)

Alman devletinin bizzat haberdar olduğu bu durum karşısındaki sessizliği de düşündürücü. “Daha neyi bekliyorsunuz?” demek ve sormak zorunda kaldığım Alman Devleti, çok sayıda ajan, muhbir ve suikastçının isimleri de belli olduğu halde, niye bir önlem almamaktadır?

Deniz Naki: “MİT yapmış olabilir”

Amedspor futbolcusu Deniz Naki, olayın gerçekleştiği yerde yaptığı açıklamada, „bu saldırıyı MİT’in yapmış olabileceğinden şüphelendiğini“ söyledi. Naki, Türkiye’de uzun zamandır yaşadığı hukuki sorunlara ve linç girişimlerine de dikkat çekerek, Garo Paylan’ın kısa süre önce, bazı grupların Avrupa’da suikast eylem planı yaptığına dair açıklamalarını hatırlattı.

9 Ocak 2013 yılında Paris’te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in suikast sonucu öldürülmelerini de hatırlatan Naki, „Belki de 5 yıl sonra bana suikast düzenlemek istediler. Yapamadılar, yapamayacaklar. Korkum yok, dik duruşluyuz biz” şeklinde konuştu.

Evet, geçtiğimiz gün gerçekleşen Deniz Naki’ye suikast girişimi, tüm detaylarıyla aydınlatılmalı, sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.

Bundan öte, tüm bu muhbir, ajan, grup, çete ve benzeri oluşum üyeleri ile bunları yönlendirenler tutuklanmalı, örgütlenmeleri yasaklanmalıdır.

 

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑