Yazarlar

Published on Şubat 20th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Anne Sütü – Entegre Tesisleri • S.Şahin

Kapitalizm; yalnızca emeğin sömürülmesi üzerine inşa edilmemiş, emeğin niteliğini değiştirmiş, onu kendisine bağımlı kılmış, bu ilişkisini hoyrat bir biçimde, kadın bedenini pazarlayarak, sürekli, yeniden de biçimlendirmiştir. Bu sadece kadın emeğinin değil, doğanın da hükmeden bir akıl tarafından dönüştürülmesiyle belirlenmiş bir biçimleniştir. Kuşkusuz kadın bedeninin sömürüsü, kapitalist ilişki ağı içerisinde, salt emek sömürüsünden fazlasını içerir.

“Entegre Tesisleri”

Süt Endüstrisi de ”Hayvan Hakları” açısından masum gibi gözükse de perde arkasında durum farklıdır.

Entegre Tesisleri sahipleri;  teknolojik  üstünlüklere sahip donanımıyla hijyenik bir ortamda doğal ve sağlıklı üretim gerçekleştirdiklerini  iddia ederlerken, katma değerli üretimle, üreticinin refahını daha da arttırmayı hedeflediklerini de savunmaktadırlar, oysa Entegre Tesisi dediğimiz “fabrika”larda işkence gören ineklerin daha fazla süt elde etmek adına yaşam hakları ellerinden alınmaktadır.

Her şeyden önce,  ineğin süt verebilmesi için bir yavru dünyaya getirmesi şarttır. Doğumun ardından süt vermeye başlayan inek, yavrusundan mümkün olduğunca erken ayrılarak sağma makinelerine bağlanır ve aslında yavruya ait sütü insanların tüketimine sunulur. Süt verme kapasitesi azaldığında ise ortalama yılda 1 kez suni yollarla tekrar gebe bırakılır. Bu yorucu döngü sonunda 20-25 yıllık ömrünü, 4-5 yılda tamamlayarak kesime gönderilir. Yavru ve anne bu dönemde ayrılmanın verdiği travmatik süreci yaşar.

Ortalama 5 yıl yaşayan ve sonrasında mezbahanelere kesilmek üzere gönderilen ineklerin ömürlerinden yaklaşık 15 yıl çalınmasının nedeni ise Entegre Tesislerindeki maksimum sömürü, yani kapitalist düzende “maksimum düzeyde faydalanmak” diye de adlandırılabilir.

Doğal ortamlarda bir inek günde ortalama 4-5 kg süt verirken, bu durum Entegre Tesislerinde günde 18 kg süte kadar çıkmaktadır.

Mandıralarda dünyaya gelen bebekler doğduktan hemen sonra ineklerden alınırlar, inekler ise günde birkaç defa sağım makinelerine bağlanır. Endüstri; genetik manipülasyon, güçlü hormonlar ve yoğun sağım kullanarak inekleri normalde üreteceklerinden 10 kat daha fazla süt üretmeye zorlar. Yeni doğan bebekler annelerinin sütünü içemesin diye burun halkası takılır. Bu halka, özel pense yardımıyla bebeğin burun deliklerini ayıran kıkırdak dokuyu delerek uygulanır.

Anne Sütü”

Unicef’in verilerine göre Türkiye’de  ilk altı ayda sadece anne sütüyle beslenen çocukların oranı yalnızca % 1.3.

Mama şirketleri, anne sütü ile rekabet ediyor ve kendi ürünlerini pazarlayabilmek için doktorlarla, özel hastanelerle, devlet kurumlarıyla ve hatta uluslararası sağlık örgütleriyle bağlantılı şekilde çalışabiliyor. Pekçok ülkede anne sütü neredeyse “demode” olma noktasına gelmiş durumda. Dünya Sağlık Örgütü yakın zamanda duruma el atıp bebeklere 6 ay sadece anne sütü verilmesini ve emzirmeye en az bir yaşına kadar devam edilmesini tavsiye eden kararlar yayınlasa da,  ancak görünen o ki şirketlerin bu çok kârlı sektörden vazgeçmeye niyetleri yok.

Güzellik/cinsellikle ilgili sektörler kadınlar üstünde ayrı bir baskı kuruyor. Göğüslerin sarkması, kadının daha az talep edileceği korkusunu yaratıyor; çünkü bugün hemen her toplumda çocuksuz, zayıf kadın bedeni son derece erotize edilmiş durumda.

“Yeni Sömürü Alanı”

İlk olarak Amerika’da, sosyal medya üzerinden ek gelir sağlayabilmek amacı ile sütlerini satmak isteyen dar gelirli anneler, sütü fazla bir kaç annenin sütlerini satması ve bu sütlerin yoğun talep görmesi üzerine, “Only The Breast” isimli bir anne portalı ile, anne sütü satın almak isteyenleri (yukarıda saydığım nedenlerden dolayı) ve sütlerini satmak isteyen anneleri bir araya getirerek anne sütü arz ve talebini bir pazara dönüştürdü.

Talepler genelde, sütü az anneler başta olmak üzere, bebeğini kendi memesinden emzirmek istemeyen anneler,  kanser hastaları, formda kalmak isteyen yetişkinler ve spor yapan bireylerden geliyor.

Only The Breast portalının yanı sıra bir çok yeni internet sitesi de (Breast feeding Moms, the penny hoarder, moneymagpie) anne sütü satın alanları ve anne sütü satın almak isteyenleri bir araya getirmeye başladı bile.

Henüz yeni bir pazar olduğu için hali-hazırda pazar hacmi tam olarak ölçülebilir düzeyde değil, fakat bu pazarın da önümüzdeki süreçte inek sütü örneğindeki gibi olmayacağının hiç bir garantisi yok doğumun ardından süt vermeye başlayan anne, Anne Sütü Entegre Tesislerinde, yavrusundan mümkün olduğunca erken ayrılarak, sağma makinalarına bağlanan annenin -bebeğine ait- sütü, sermayenin hizmetine sunulacak. Endüstri; genetik manipülasyon, güçlü hormonlar ve yoğun sağım kullanarak anneleri normalde üreteceklerinden 10 kat daha fazla süt üretmeye zorlayacak ve bu yoğun sömürünün sonucunda kadının ömrü ne kadar kısalacak bunu da Tıp Doktorları  hesaplayacak. Yeni doğan bebekler annelerinin sütünü içemesin diye burun halkası takılmaz belki ama, meme uçlarina halka takılıp takılmayacağı ise henüz belirsiz-.

Sermaye, bir yandan barbar savaşlar, bölgesel işgallerle yeni sömürgeler yaratıp, doğayı  talan ederek canlıların uzun sürede yaşamını imkansız hale getirirken,diğer yandan insan bedenini, özellikle kadın bedenini parselleyip satıyor. Tek başarı ölçüsü ne kadar daha fazla kar yapıldığının hesabı olan bu sistemin içinde en masum bildiğimiz anne sütü üzerinden kadın bedeninde yeni sömürü alanı açılmasına müsaade etmemeliyiz.

İnsan ve insan olmayan türlerin çektiği acıların birbirine benzediğini görmezsek eğer, doğa ve insan sömürüsü üzerine kurulu bu sisteme dur deme gücümüz de olmayacaktır. İnsanın tekrar doğasına uygun, doğa ile beraber-yeni bir dünya yaratma çabamız artık zaruriyettir.

 

S.Şahin / feslegen kokar elleri

 

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑