Yazarlar no image

Published on Şubat 21st, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Anadil, zihinsel gelişimin en etkili aracıdır – Ali Mahir Abdik

Bilimsel araştırmaların da doğruladığı üzere, henüz doğmamış bir bebeğin annesinin seslerini, konuşmalarını hissettiği bir gerçekliktir. Çocuğun bebeklikten başlayarak, tüm yaşamının evrelerinde kullandığı anadil ona bir yaşam stili de sunmaktadır. Tartışma sistematiğinden tutun, akıl yürütme, yorumlama, politik kavrayış yeteneğinin yaratılmasına dek asıl taşıyıcı etken anadildir.

Tarihin ve tüm yaşamsal hikayenin aktarılması, kültürel birikimin taşınması anadil sayesinde gerçekleşir. Burada ikinci ve üçüncü dillerin yüklendiği ödevleri inkar etmek elbette doğru bir yaklaşım değildir. Ne ki kendi anadili üzerinden kurgulanmamış hiçbir ikinci dil, bir anadil kadar etkili olamaz. Yabancı dilleri seslendiren de anadildir çünkü.

Bir çocuk 4 yaşına kadar kendi anadilinin seslerini, sesletim özelliklerini, 8 yaşına kadar yazım kurallarını, 12 yaşına geldiğinde de anadilinin kendisine yaşamboyu eşlik edebilecek düzeydeki kullanım becerilerini edinir. Artık bir tercümansız ölüme dek anadilini kullanabilecek noktayı yakalar. Kuşkusuz bir bilimsel araştırmaya, sanata, şiire, tiyatroya yetebilecek dili edinmek başka bir çabanın, bir emeğin ve yoğunlaşmanın sonucunda ancak elde edilebilir.

Anadilinden mahrum edilmiş bir çocuğun kendi tarih akışından, o güne dek biriktirilmiş ninnilerden, atasözlerinden, deyişlerden, destanlardan, fıkralardan koparılması sözkonusudur. Oysa bir çocuğu ayakta tutabilecek, onu şekillendirebilecek, kimlik sahibi yapabilecek kaynakları ancak insana dil sunabilmektedir. Bu yüzden anadil haklı olarak, bir insanlık hakkı sayılmaktadır.

Batıda anadili eğitimi, kazanılmış demokratik standartların çok altında bir muameleye tabi tutulmaktadır. Ne ki birçok ülkede, kendi anadili gereksinimlerini karşılamada bir kısım olanaklar elde edilebilmektedir. Sorunlu olsa da, Avrupaya göçmüş bir dizi halk için okullarda anadili eğitimine fırsat verilmektedir. Bir anadilin ikinci yabancı dil statüsünde, sınıf geçmeye etkili bir derse kavuşturulması mücadelemiz onyıllardır sürmektedir. Konunun kısır politikalarda kurban edildiği, seçim yatırımlarında bol bol harcandığı bilinmekle birlikte, tümden reddedilemediği, uyum sürecine eşlik etmekte de etkili yol olabileceği seslendirilebilmektedir. Hiç kuşku yok ki anadil deyince salt Türkçeyi anlayan, öteki dillere aynı şansı tanımayan bir sağırlık da yaşanabilmektedir.

Anadil ekseninden kurulmuş tüm cümlelerde bir haklılık olduğu kuşku götürmez. Ne ki Türkçe için harcanan bunca dilin, konu Kürtlere gelince, hemen susup lalolduğu da acı bir gerçeğimizdir. Bu yüzden Türkçe Anadil konsepti, bütün dıştalanmış dil ve kültürlerin temsil edilmesi hakkının ayrılmaz bir parçası olarak görülmelidir. Değilse, Türkçenin ırkçılık ve gericiliğin vaazi için kullanılması, anadilin bir insanlık hakkı olması gibi masum bir gerekçeye dayandırılarak sürdürülmesi, bizim demokratik anlayışımızla, kavrayışımızla asla örtüşmez.

Türk yetkililer Almanyada Türk Okulları, Üniversiteleri kurma önerisi bir hak arama, bir insanlık hakkını kullanmak gibi evrensel bir tutum almakla bağlı görünmüyor. Dahası kendi evinin önündeki, mahallesindeki Kürtlere bu hakkın zırnığını bile koklatmayanların ağzına evrensel hukuk kuralları, insan hak ve özgürlükleri hiç yakışmıyor.

Kürtler kendi anadillerinde eğitim görmeyi, bir kültürel kimlik meselesi olarak, bir demokratik özerklik sorunu olarak addediyorlar. Milyonlarca insanın bu gereksinimi hiçbir gerekçe ile savuşturulamaz. Sorun demokrasi boyutludur. Onlar nasıl yaşamak istiyorlarsa, öyle yaşamalıdırlar. Dayatmalardan vazgeçilmelidir. Kendi anadillerini bebeklikten, ölüme dek hayatın bütün alanlarında, sinema, tiyatro, üniversite, televizyon, sanat , edebiyat ve müziğini üretebileceği, bilimsel donanımlı bir eğitim ve öğretim sürecine taşıma yolları tıkatılmamalıdır.

Demokrat olmanın ölçütü tam da budur! Türkiye bu demokratik adımı ivedilikle atmalıdır. Ortadoğu coğrafyasının farklı kültürleri içinde birlikte yaşamanın en önemli aracı olan Kürtçe Anadilinin, halkın yaşamına açılması, kültürlerarası iletişimin, hoşgörü ve uyumun gerçekleşmesi, yeni bir barış ikliminin yaratılması bakımından Türkiyenin önünde yadsınamaz bir ödev olarak duruyor.

Tags: ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑