Yazarlar

Published on Kasım 8th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

Almanya’da AfD’nin önlenemeyen yükselişi geçici mi? – Perihan Baçaru

Almanya’da CDU/CSU ve SPD’ nin yenilgisi ile sonuçlanan, 24 Eylül 2017 genel seçimleriyle Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yüzde 12.6 oranında oy alarak federal meclise girmeyi başarması, toplumun bir kesimi için beklenen sonuç olsa da toplumun büyük bir kısmını hem şaşırttı hem de tedirgin etti.

Aşağı Saksonya’da  son  eyalet seçimlerinde  CDU’nunda önüne geçerek yüzde 27 oy alan AfD, Baden-Würtemberg, Reihland-Pfalz’ki seçimlerde de meclise girmiş, Thüringen’de ikinci parti olmuştu.

Ekim 2018 Bavyera’da yapılan seçimlerde ise yüzde 10.2 oy alan AfD, ardından Hessen’deki seçimlerde yüzde 12 oy alarak bu bölgelerde de parlamentoya girmeyi başardı.

 

Peki AfD’ nin yükselişinin nedenleri nedir, yükselişi geçici mi?

Buna yanıt verebilmek için biraz gerilere gitmek gerekiyor.

Agenda 2010 reformlarıyla birlikte emeğin vahşice sömürüsü taşeron firmalarla daha da katmerlendi. Almanya taşeron firmaları için cennet haline getirildi. İş güvencesinden yoksun, esnek çalışma sistemiyle emekçilerin çalışma hayatı ve yaşamı güvencesiz hale getirildi.  Reel ücretler aşağıya çekildi, emeklilik yaşı yükseltildi, yoksullar Harz IV yasalarına mahkum edildi… Emekçilerin aleyhine çıkarılan bu reformlar SPD ve Yeşiller koalisyonunda yapıldı. Yeşiller partisi geldiği noktada orta kesime hitap eden liberal bir parti haline geldi.

SPD’ nin koalisyon ortaklığı süreci içinde, işçilerin kazandıkları ekonomik, demokratik  hak ve özgürlüklerin  sürekli işverenler lehine geri alınması, gasp edilmesi bu reformların mimarı SPD’nin de çöküşünün başlangıcı oldu.

Almanya’nın ekonomisindeki büyümeye ve ihracatta birinci olmasına rağmen bu gelişmeler emekçilerin reel ücretlerine olumlu yansımadığı gibi, tam tersine Neo liberal politikaların derinleşmesiyle   yoksullaşmanın artmasına neden oldu.

Bir diğer nokta da; Rojava’da  İŞİD’in bitmeyen terör olayları, kadınların esir alınması, taciz, tecavüz, yaptıkları  vahşice katliamlar  bütün dünyada  insanların kanını dondurdu . Bölgede emperyalistlerin kirli oyunları, kaos ve savaşları derinleştirmesi Avrupa’ya doğru mülteci akımının patlak vermesine neden oldu. Bölgeden gelen göç dalgasıyla İŞİD gibi teröristlerinde mülteci olarak gelebileceği kaygıları arttı.

Bu durumu kullanarak AfD mülteci krizini seçim propagandasının merkezine oturttu.

Böylece çalışma ve yaşam koşullarının kötüleşmesi, taşeronlaşmayla reel ücretlerin düşmesi, güvencesiz ve esnek çalışma, geleceğe dair umutsuzluk, yoksullaşmaya karşı büyüyen korku ve öfkeyi AfD milliyetçi söylemleri öne çıkararak örgütledi.

Irkçı ve faşist bir parti olan AfD  sadece yoksulların oyunu almıyor eğitimde yaşanan bir dizi sorunların, başarısızlıkların nedeninin göçmenler olarak görenlerin, kültürlerinin tehlikede olduğunu düşünen orta kesiminde oyunu alıyor.

Özellikle göçmenler, mülteciler kültürümüze, eğitimimize   zarar veriyorlar, kadınlarımıza saldırıyorlar argümanları toplumda yavaş yavaş karşılık buluyor.

Ayrıca kitlelerin Merkel başkanlığındaki SPD ve CDU/CSU koalisyonunun   yıllardır ne vaat ederse etsin kitleler açısından olumlu  bir değişimin  olmadığını görmesi, Sol Parti’nin ise  Almanya’daki gidişattan rahatsız olanların  muhalefetini  örgütleyememesi,  somut alternatifler sunamamaları veya sorunların esas kaynaklandığı noktaları  yeteri kadar anlatamamaları,  gibi bir dizi sıralayacağımız eksikliklerden dolayı kitlelerin  AfD’ye yönelmesine neden olmuştur.

Örneğin,   ‘Almanya’nın yeniden ülkem olmasını istiyorum’ gibi popülist, milliyetçi söylemler kaygıları artan kitleler açısından düzen karşıtı söylem olarak algılanmasına ve çekici olmasına neden olmaktadır.

Irkçı ve milliyetçi söylemler ‘hiçsizleşen’ huzursuz ve mutsuz olan,  gelecek korkusu taşıyan kitlelere anlamlı gelmekte bu söylemlerde kendini bulmakta.

AfD aslında Pegida ile meşruluk kazanarak tabanda ilmek, ilmek örgütlendi ve gidişattan rahatsız olanların rüzgarını  arkasına aldı.

 

Peki kadınlar neden AfD’ ye oy veriyor?

AfD bilindiği gibi bir erk’ek partisi. Politikaları hem ırkçı hem de cinsiyetçi.

Fakat kadınlara geleneksel kadınlık ve annelik rollerinde başka bir misyon biçmeyen, kadınları siyasette sadece vitrin olarak kullanan bu partinin seçmenlerinin büyük çoğunluğunu erkekler oluşturuyor olsa da   kadınlar arasında da oyunu artırdığı bir gerçek.   Kadınların bu partiye oy vermesi tabii ki çok büyük bir çelişki .

Ancak, bu partinin ‘Yaşam için yürüyüş’ eylemleri, çocuk yardımının artırılması talepleri,  esnek ve düşük ücretli işlerde çalışan ve sürekli yoksullaşan ( çalışan her üç kadından ikisinin  yoksul olduğunu düşünecek olursak) kadınlar açısından son derece önemli talepler olarak görülüyor.

Gene örneğin,  Kadına yönelik her türlü şiddetin taciz, tecavüzün gittikçe arttığı bir ülke olan Almanya’da,    AfD’nin ‘Kadınlarımızı koruyalım’ hareketi,   sokaklarda cinsel şiddete, tecavüze maruz kalma   korkusu ve endişesi taşıyan kadınların, güven içinde yaşama istemleri,    yüzünü bu harekete dönmesine ve  bu partiye oy vermesine neden oluyor.

En son  Chemnitz’ deki olayları seçim malzemesi yaparak kadınların  korku ve endişelerini    örgütleyip kadınlar arasında oylarını biraz daha artırmasını bu neden üzerinden okumak gerekiyor.

Avrupa’da reel ücretlerin en düşük olduğu ülkelerden biri olan Almanya’da, sendikalar işçi sınıfına sınıf bilinci taşımaktan, işyerlerindeki kötü çalışma koşullarına,   taşeronlaşmanın yarattığı emeğin vahşice sömürüsüne karşı emekçileri örgütlemekte ve taleplerini alanlarda yükseltmekte zayıf. Diğer taraftan   Almanya’da yaşanan sorunlara dair sol, sosyalist parti ve gruplar sistemden ve gidişattan rahatsız olanların, mutsuz ve umutsuz olanların umudu olmaktan ve bu umudu  örgütlemekten uzak maalesef.

Eğer Alman ve göçmen emekçileri  birlikte her türden ırkçılığa karşı anti-faşist mücadeleyi yükseltemez, sistemin yarattığı sorunlara karşı  emek mücadelesini ortaklaştırıp birlikte örgütlenmeyi başaramazsa maalesef kitleler popülist sağ söylemlere kaymaya devam edecektir.

AfD’nin yükselişinin geçici olup, olmaması Almanya’da SPD ve Yeşillerin yüzünü sola dönmesinden, Sol Parti ve hareketlerin  güçlenmesinden,   burada yaşayan yerli, göçmen halkların, farklı kimliklerin yaşadığı farklı farklı sorunlarına doğru çözüm ve alternatif üretmelerinden geçer.

Özellikle kadınların ırkçılığa, her türden cinsiyetçi bakışa ve erkek egemen zihniyete karşı mücadeleyi kadın cephesinden büyüterek örgütlemesi de bu anlamda oldukça  önemli.

Her türden ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı anti -faşist mücadeleyi her alanda yükseltmeli.

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑