Almanya seçimlerinde Zeki Ateş'in MLPD'den adaylığı ne anlama geliyor? - Hakan Gürgen yazdı


Alevilik

Published on Eylül 17th, 2017 | by Avrupa Forum 1

0

Almanya seçimlerinde Zeki Ateş’in MLPD’den adaylığı ne anlama geliyor? – Hakan Gürgen yazdı

Almanya seçimlerinde Zeki Ateş’in MLPD’den adaylığı ne anlama geliyor?

Abgeornetenwatch.de adlı web sitesi Zeki Ateş’i tanıtırken: “1962 doğumlu, Grenach-Whylen’de ikamet eder, Endüstri işçisi, Lörrach-Müllheim’den aday” diye aktarıyor.

Biliniyor ki, Almanya’da seçimlerde oy kullancakların sayısı yaklaşık 61.5 milyon kişi olacaktır.

Lörrach-Müllheim’de ise seçmen sayısı 227. 798 kişiye ulaşmaktadır.

Bu seçim çevresine şu şehir ve Gemeindeler dahildir: Neuenburg am Rhein, Efringen-Kirchen, Steinen, Todtnau, Weil am Rhein, Grenzach-Wyhlen und Kleines Wiesental.

Seçim bölgesi” (Wahlkreis) 282 – Lörrach – Müllheim‘de doğrudan aday olanlar ve partileri ise şunlardır:

  • Zeki Ateş (Einzelbewerber)
  • Wolfgang Fuhl (AfD)
  • Dr. Christoph Hoffmann (FDP)
  • Jonas Hoffmann (SPD)
  • Sabine Schumacher (PIRATEN)
  • Armin Schuster (CDU)
  • David Trunz (DIE LINKE)
  • Gerhard Zickenheiner (GRÜNE)

Bundestagswahl 2013’da Seçim Bölgesi (Wahlkreis) 282 – Lörrach – Müllheim‘da oyların dağılımı şöyle olmuştu:

  • CDU: 49,4% (81.205 Stimmen)
  • SPD: 24,3% (39.902 Stimmen)
  • FDP: 2,3% (3.856 Stimmen)
  • DIE LINKE: 3,8% (6.305 Stimmen)
  • GRÜNE: 11,8% (19.468 Stimmen)
  • PIRATEN: 2,3% (3.747 Stimmen)
  • NPD: 1,1% (1.741 Stimmen)
  • AfD: 3,5% (5.819 Stimmen)

2013’te bu bölgede 229.316 seçmen yaşıyordu ve bunlardan 164.341 kişisi seçim sandığına gitmişlerdi. 2013 seçimlerindeki oy kullanma oranı 71,7% olmuştu.

Zeki Ateş’in adaylığı ne anlama geliyor?

Bileşenleri arasında ATİF, AGİF, ADHK, REBELL, YDG, MLPD ve YENİ KADIN’ın da yer aldığı MLPD / Enternasyonal Liste Almanya’da ortak bir seçim kampanyası sürdürmektedirler.

MLPD / Enternasyonal Liste aynı zamnda başka siyasi çevreler tarafından ve bağımsız kişi ve kuruluşlarca da destek görmektedir.

Bu ortamda, bu seçim döneminde, yaşanan “seçim akmosferi”nde alınan siayai pozisyonlara ve gösterilen ideolojik-siyasal duruşlara bir göz atalım…

Bilindiği üzere, Türkiye’de sağ partilere oy veren, örneğin MHP ve AKP’yi destekleyen vatandaşların Almanya’da sosyal demokrat (!) SPD, Yeşiller Bündnis 90 ve die LİNKE gibi partilere oy verdiği söylenir.

Bu çoğu kez tebessümlere yol açan bir durumdur.

Öyle ya, siyasi hattı “muhafazakar” ve “sağ” olanların, ülkede başka türlü oy kullanıp, ama ilerici ve sol partileri yurtdışında desteklemeleri, en azından garip ve “tuhaf” bir durumdur.

Buna karşılık: ülkede sosyalist, komünist ve devrimci sol güç ve partileri destekleyen kişilerin, bu bağlamda “düzen dışı” siyasal akımlara gönül vermiş kişilerin ise, Avrupa’da bu özgün durumda Almanya’da sosyal demokratlığından geriye pek bir şey kalmamış, “Düzen”in taa kendisi haline gelmiş: SPD ve ayrıca kendini “barış partisi” olarak (hala) tanımlasa da: Yugoslavya, Afganistan, Libya, Irak, Suriye savaşlarında “haydi cepheyeee” çağrısı ile kendi kurucu ilkelerine çooktaan ihanet etmiş, hızla “Neo Liberal bir hat”ta kaymış ve orada adeta bir yeni FDP haline gelmiş olan “Grüne Bündnis 90” partisine oy verilmesi “acaip” bulunmaz.

Oysa Avrupa’da ve bilhassa Almanya’da iltica ve göçlerle artık yerleşik hale gelmiş Türkiye’li, Kürdistan’lı komünist çeperin, artık kendi “kök”lerine ve temel değerlerine dönmesi ve “kendi partileri”ne sahip çıkması için zaman gelmiş, hatta çoktan geçmiştir.

Bu durumun ortaya çıkmış olması, bir ölçüde, “reel politika” “karşılığı olan siyaset” yapma bahanesi üzeinde yükselmiştir.

SPD ve Grüne “güç”türler, onları desteklemenin, hatta o partilerden aday olmanın “karşılığı” vardır, yani seçilebilirsin, böylelikle “müzmin muhalif” olmaktan kurtulabilirsin.

Ayrıca bu partiler (arada-sırada), Türkiyedeki haksız, adaletsiz işlerin bazılarına karşı çıkarlar, mesela AKP/Saray diktatörlüğünü yarım ağızla eleştirirler, bu da bizlere çok hoş gelir.

Ya da, SPD’nin içinde yer aldığı büyük koalisyon, Alevi varlığını Almanya’da resmen tanıyarak, Alevi halkımızın demokratik hakkını teslim eder, böylelikle bizlerin gönlünü fethederler.

Ya da, Cem Özdemir, HDP kongrelerine katılır ve HDP’ye desteğini açıkça ortaya koyar, içimize bir ferahlık gelir.

Bunların hepsi, doğrudur ve yerindedir ama, “ağaçları görüp ormanı görmemek” gibi, siaysal olaylara bütünlüklü bakmayı elden bırakmamak lazımdır.

Bir “proje partisi” olarak AKP’nin iktidara gelmesi değil “getirilmesi”, Almanya devleti dahil, ABD öncülüğünde, bir bütün olarak “NATO projesi”sidir, bir “Batı” proje”sidir.

SPD ve Yeşiller, bir tür “yetmez ama evet”çilikle, AKP iktidarının bokunda mavi boncuk bularak, onu şimdiye kadar sşayasal ve diplomatik olarak desteklediler.

Diğer uygulamalarını şimdilik dışarıda tutalım: mesela Merkel, her seçim öncesinde Erdoğan’la görüşmek için Türkiye’ye giderek, onu fiilen destekledi.

SPD ve Grüne, Suriye savaşı için alkışlarla, yürekten destek verdiler.

Hadi işin bu kısmı bizlerce, bir sebeple anlaşamamışsa, ancak biliniyor ki, görülüyor ki, gözden asla kaçırılamaz ki, “NATO koruyucu şemsiyesi” adı altında, AWACS’larla ile Alman Tornado’ları ile Suriye’de faşist islamcı çetelerin eline dolaylı ulaşan startejik “veri”ler derlediler.

Suriye’de ve Irak’ta islamcı cihadçı, “rejim karşıtı” bu katilleri, Alevi, Hristiyan ve Kürd halklarımızı katleden bu çeteleri el altından ve hatta bazen açıkça “muhalif” diye desteklediler.

Bu savaş suçlarına ortaklık bile, sözkonusu bu partilerden uzak durmamız için açık bir nedendir.

Bununyanı sıra: SPD ve Grüne’nin “Agenda 2010” ile yol açtıkları sosyal yıkım, zengini “uçuran” emekçileri ve halkı “yıkan“, modern neo-Liberal politikalara değinmeye sıra gelmeden bile, bu savaş kışkırtıcılığı, destekleyiciliği suçları, onlara “oy veren” ellerimizi sakınmamız için temel sebeplerdir.

SPD ve Grüne’nin “tavşana kaç, tazıya tut” diye uyguladıkları “Janus” politikalar, özetle Türkiye’ye, Orta-Doğu’ya yönelik “iki yüzlü” duruşları asla kabul edilemez, “af” edilemez.

Almanya seçimlerinde “sol” seçenekler desteklenmelidir.

Almanya seçimlerinde, sol seçenekler olarak LİNKE, DKP Alman Komünist partisi, MLPD seçimlere katılmaktadır.

Marksist-Leninist MLPD ve içinde, bünyesinde bir Komünist platform bulunan ama, ana hattı sosyal reformist olan LİNKE, değişik uluslardan göçmenleri içererek, içselleştirerek, onları bünyelerine, yönetim organlarına ve seçim aday listelerine alarak övgüye değer bir adım atmaktadırlar.

Değişik bölgelerde, Kürd, Türk ve diğer göçmen halklarımızdan da bir dizi adayların olduğunu gözeterek oylarımızı bu partilerden biri için kullanmamız doğaldır.

Bunlar “bizim” partilerimizdir.

MLPD / İnternational Liste adayı Zeki Ateş’i neden desteklemeliyiz?

Öncelikle Zeki Ateş “bizim insanımız”dır.

Kendisi bir “devrim hammalı”dır.

O, her mücadelemizde, her direnişimizde, her sokak hareketimizde yanı başımızda olan kişidir, öyle seçim/sandık kurulduğunda ortaya çıkan, sonrasında ortalıktan sessizce kaybolanlardan birisi değildir.

Zeki Ateş, Alevi ve Kürd kimliğini Komünist kimliği ile, – bu kimlikleri birbirleri ile tokuşturmadan, kavga ettirmeden – birleştirmiş, bu manada Alevi ve Kürd kitlesinin taleplerini sol ve devrimci mücadele hedefleri ile doğru birleştirmiş bir dostumuzdur.

Bu da yetmez: Zeki Ateş’in içinde yer aldığı MLPD/ İnternationalistische Liste, sağlıklı, devrimci bir program ve kelimenin tam anlamı ile “uluslararacı bir duruş”la seçimlere katılmaktadır.

Zeki Ateş’e ve tüm diğer bu benzeri özellikler taşıyan, Almanya’nın tüm diğer yörelerindeki LİNKE; DKP ve MLPD seçim listerindeki adaylara, ama bilhassa komünist göçmen adaylara: “sandığa gitmeden önceki bu son dönemeç”te güçlü destek vermemiz, onların seçim kampanyalarını fiilen desteklememiz gerekli ve zorunludur.

MLPD’yi destekleyen ATİF, AGİF, ADHK, REBELL, YDG, MLPD ve YENİ KADIN kurum ve kuruluşlar, kendi WEB sayfalarında ve dağıtılan bildirilerinde, konuya ilişkin duruşlarını kamuoyuna açıkladılar.

Aşağıda EK’te, bu desteğe bir örnek olarak, ATİF’in bildirisine yer veriyoruz.

Federal Almanya Genel Seçimleri 24 Eylül’de… Enternasyonalist Liste/MLPD’yi destekle, oy ver!.

Federal Almanya parlamento seçimleri 24 Eylül 2017 tarihinde yapılacaktır. Türkiyeli işçi ve emekçilerin en eski öz örgütlülüğü olan Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF), bu seçimlerde Enternasyonalist Platform bileşeni olarak Enternasyonalist Liste çalışmasını aktif bir şekilde yürütmektedir.

Federal Alman devleti dünya çapında ki işgal, talan ve sömürünün baş aktörlerindendir. Kosova, Afganistan, Mali, Ortadoğu ve Balkanlarda süren savaşların başlıca sorumlusu durumundadır. Bu durum Afrika açısından da tarihsel olarak böyledir. Bugün açısından değerlendirildiğinde Alman devleti Euro bölgesinin en fazla kazananı durumundadır ve başka hiçbir Avrupa ülkesi onun kadar ekonomik kazanım elde edememektedir. Dünya çapında süren haksız savaşlara karşı çıkmak, Alman devletinin emperyalist politikalarına karşı mücadele etmekten geçmektedir.

Alman devletinin ekonomik gelişim kaydetmesi işçi ve emekçilerin çıkarlarına hizmet etmemekte, aksine tekellerinin karlarını arttırmaktadır. İşçi ve emekçilerin ise hakları budanmakta, iş güvenceleri ortadan kaldırılmaktadır. Taşeron işçilik gelişmekte, esnek çalışma sistemi ile çalışma koşulları işçi ve emekçilerin alehine bir durum arz etmektedir. ATİF olarak bizler genelde her türden baskıya, sömürüye ve işgale karşı çıkarken, özelde ise Almanya’nın içe ve dışa yönelik emperyalist politikalarına karşı çıkıyoruz.

Türkiye’de faşist baskıların tırmandırılmasında Alman Devleti’nin dolaylı desteği sözkonusudur. Tüm katliam, baskı, tutklama ve işkencelere rağmen Almanya Türk devleti ile ilişkilerini devam ettirmekte, silah sanayisi alanında yatırım planlarını yapmaktadır. Türkiye’de uygulanan faşist baskılara karşı çıkmak aynı zamanda Alman Devletinin Türkiye ile olan ilişkilerine de karşı çıkmak demektir. Ekonomik, siyasal ve askeri ilişki sürdükçe Türkiye’de ki tüm katliam ve baskılardan Alman Devleti de sorumludur.

Oylar Enternasyonalist Liste/MLPD’ye…

Almanya’da faaliyet yürüten demokratik ve devrimci kurumların katılımıyla Enternayonalist Birlik platformu oluşturulmuştur. Platform 2 Ekim 2016’da Enternasyonalist Liste olarak seçimlere katılma kararı almıştır. Seçimler vasıtasıyla Alman Devleti’nin politikalarının değişeceği illüzyonuna kapılmadan kamuoyu çalışması yürüterek, emperyalist ve antidemokratik politikalarını teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu seçimde Enternasyonalist Liste/MLPD’ye verilecek her oy, bu sisteme karşı olan karşı çıkışınızı belirtecektir.

Münih TKP/ML Davası’dan Ceza Yasası’nın 129 b maddesine göre yargılanan 10 Devrimci’den Erhan Aktürk ve Deniz Pektaş Enternasyonalist Liste’den aday olarak gösterilmiştir. Almanya tarihinde ilk kez karşılaşılan bu durumda devrimci mücadelenin suç olmadığını ve meşru olduğunu belirtmek için oylarımızı Enternasyonalist Liste/MLPD’ye atalım!

Emek cephesine yapılan her türlü saldırılara karşı haklarımızı ancak mücadelelerimizle elde edebiliriz. Kullanılacak oyların Liste’ye verilmesi hak alma mücadelemizin yükselmesi açısından önemli bir adım olacaktır. Faşist yapılanmalara, ırkçı saldırılara karşı çıkmak, mültecilerin insani haklarına sahip çıkmak, öğrencilerin parasız eğitim hakkına sahip çıkmak, devrimci mücadeleye yönelik saldırılara karşı çıkmak ve 129 a/b yasası kapsamında uygulanan politikalara karşı durmak, kadınların eşit işe eşit ücret taleplerini savunmak için oylarımızı Enternasyonalist Liste/MLPD’ye atalım!

ATİF OLARAK TALEPLERİMİZ;

  • Taşeron firmalar dağıtılmalı, esnek üretime son verilmelidir! Tüm işçilerin hakları geri verilmelidir!

  • Yoksulluk yasası” olarak bilinen Hartz IV yasası derhal kaldırılmalıdır!
  • Almanya’ya varmış tüm mültecilere ikamet hakkı verilmelidir! Sınırdışılar iptal edilmelidir! Hiçbir insan illegal değişdir!

  • Almanya’da ikamet etmekte ve çalışmakta olan herkese aktif ve pasif seçme/seçilme hakkı tanınmalıdır!

  • Alman Ceza Yasası’nın 129 a ve b maddeleri derhal kaldırılmalıdır!

  • NPD, AfD gibi tüm faşist, ırkçı, cinsiyetçi parti, kurum ve kuruluşlar derhal yasaklanmalıdır!

  • Çalışan herkes için eşit işe, eşit ücret!

  • Alman devleti askeri birliklerini tüm ülkelerden geri çekmeli, tüm askeri yatırımlara derhal son vermelidir!

  • Eğitim meta değildir! Katagorili bir eğitim sistemi yerine demokratik ve parasız bir sistem uygulanmalıdır!

  • Çocuk yuvalarına getirilen ücretler derhal kaldırılmalıdır!

  • Başta ATİK tutsakları olmak üzere tüm politik tutsaklar derhal serbest bırakılmalı ve onlar üzerindeki baskılara son verilmelidir! Devrimci mücadele meşrudur!

  • Alman Devleti faşist Türk Devleti ile olan tüm askeri, ekonomik ve siyasi ilişkilerini askıya almalıdır!

 

 

 

Tags: , , , , , , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑