Kadın

Published on Temmuz 16th, 2017 | by Avrupa Forum 6

0

Aladağ davası yarın: Sorumlular ‘kasıtla öldürme’den yargılanmalı

Aladağ’da 10’u çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği yurt yargını davasının ikinci duruşması yarın görülecek. İddianamede tanık olarak dinlenen öğrenciler ve elektirik arızasından gelen görevli, olası ihmalin kasıt düzeyinde çocukların yaşamını tehlikeye attığını ortaya koyarken, delli toplama aşamasında olan yanan yurt ise acele ile yıkıldı. Hukukçular sanıkların ‘ihmal’ değil ‘kasıtlı öldürme’de yargılanmasını istiyor.

Adana’nın Aladağ ilçesinde bulunan Süleymancılar tarikatına ait Özel Aladağ Tahsil Çağındaki Talebelere Yardım Derneği Ortaöğretim Kız Öğrenci Yurdu’nda 29 Kasım 2016’da çıkan yangında 11’i çocuk 12 kişi hayatını kaybetmişti. ‘Mahrem’ denilerek kız çocuklarının bulunduğu bölümün yangın merdivenini kilitli olması nedeniyle çocuklar kurtulamamış ve adete katliama davetiye çıkarılmıştı. Tutuklu sayısının 6’ya indiği davada Milli Eğitim Müdürlüğü ve bakanlıktan kimse sanık olarak yer almıyor. Yangınla ilgili açılan davanın ikinci duruşması Kozan Adliyesi’nde görülecek. İddianamede yer alan çocuk ifadeleri ise katliama dönüşen yangının göz göre işlenen bir cinayet oludğunu ortaya koyuyor.

‘Yangın merdiveninin kapalı olduğunu herkes biliyordu’

Yangının yaşandığı geceye ilişkin beyanda bulunan öğrenciler; yangın merdiveni kapısının kilitli olduğunu bildikleri için kapıya yönelmediklerini, etraftaki insanların yardımıyla kurtulduklarını, merdivenlerin kapı kollarının olmadığını ve kapıların kilitli olduğunu, yangın merdiveninin kapısının kilitli olduğunu yurtta kalan herkesin bildiğini, bazı arkadaşlarının dumanın etkisiyle oldukları yere bayıldıklarını, çevreden itfaiyenin içerisindeki suyun bittiği ile ilgili sözler duyduklarını anlattı.

Mağdur Seda Topbaş ise, atlamadan önce “hocam yardım edin” diye bağırdığını, hatta arkadaşlarından birinin aşağıya atladığında idareci Mahmut Deniz’e “yangın merdiveni kapalı hocam” demesine rağmen Mahmut Deniz’in “yangın merdivenine koşun” diye bağırdığını, yangın merdivenine koşan arkadaşlarının yangında yaşamını yitirdiğini belirtti.

‘Yurt yönetimi sigorta arızası için uzman olmayan kişileri mi çağırdı’

İddianamede Toroslar Elektrik Dağıtım Şirketi çalışanlarının da ifadesi yer alıyor. Çalışanlar, ifadelerinde olay günü Aladağ ilçesine sayaç değişimi yapmak için gittiklerini ancak söz konusu yurtta herhangi bir işlem yapmadıklarını; yurdun kendi mıntıka alanları içerisinde olduğunu ve kendilerinden başka birilerinin burada işlem yapmasının imkanı olmadığını belirtti. Yurtta kalan çocukların ve elektrik şirketi çalışanlarının ifadeleri karşılaştırıldığında, “Yurt yönetimi yangından 3 hafta önce sigorta arızası için uzman olmayan kişileri mi çağırdı?” sorusu akıllara getiriyor.

‘Yangının sebebi gerekli periyodik bakımın yapılmaması’

Aladağ Cumhuriyet Savcısı nezaretinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporda da yangının yurt binasının zemin katında bulunan ve resepsiyon olarak kullanılan odanın duvarında yer alan sigorta kutusundaki elektrik akımından çıktığı belirlenmişti. Sigorta kutusunda çıkan yangının hemen altında bulunan kanepeye sıçramasıyla büyüdüğü ve daha sonra tüm binayı sardığı anlatılan bilirkişi raporunda, “Yangının çıkmasındaki en büyük sebep elektrik sisteminde gerekli periyodik bakımın yapılmaması” denilmişti. Yine bilirkişi raporunda, binada yangın algılama sisteminin bulunmadığı, yurtta söndürme cihazlarının olmadığı ve acil durum tatbikatı yapılmamasının öğrencilerin yangın merdivenine ulaşmalarını zorlaştırdığı belirtilmişti.

Binanın yıkılması ile deliller karartıldı

Yurt Müdürü Cuma Ali Genç ile Dernek Görevlileri İsmail Uğur, Mahir Kılıç, Mahmut Deniz, Mustafa Öztaş ve Ramazan Keleş yer alıyor. Henüz dava tamamlanmamış ve yeni deliller bulunması olasılığı bulunurken, yangının yaşandığı okulun yıkılması “Deliler mi karartılmak isteniyor” sorusunu akıllara getirdi.

Avukatları ise iddianameye itiraz ederek, “Savcının suç nitelendirmesi bizler açısından kabul edilemez niteliktedir. Mevzuata aykırı şekilde açılan ve işletilen yurtta yaşanan yangın, bir anda gelişen bir olaydan ibaret değildir; yurt yeterince denetlenmemiş, yapılan denetimler yasak savma kabilinden yapılmış, uygun olmayan koşulların varlığı tüm sorumlular tarafından görülmüş, alınması gereken en küçük önlem dahi alınmamış ve ölümler göz göre yaşanmıştır. Sanıkların ve henüz sanık olmayan sorumluların “olası kastla” insan öldürme ve yaralama suçlarından yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerekmektedir” diyor.

Cemaat mensupları aileleri tehdit etti

Dava ile ilgili ilk duruşma 30 Mayıs tarihinde görüldü. Duruşmada konuşan aileler de şikayetçi olduklarını söyledi, faciada Milli Eğitim Müdürlüğü’nün rolüne işaret etti. Aileler, “Devlet yurdu yıkılınca bizi Milli Eğitim bekletti. Biz onlara ev tutun dedik, yapamayız dediler. İlçe Milli Eğitim Müdürünün yönlendirmesi ile çocuklarımızı bu yurda gönderdik. Köye gelip bize ‘yurtta kontenjan var’ dedi. Milli Eğitim yetkilileri en az burada olan sanıklar kadar suçludur” ifadelerini kullandı. Aileler cemaate mensup kişilerin köylerine geldiğini ve kendilerini tehdit ederek şikayetlerinden vazgeçirmeye çalıştıklarını da söyledi.

Davanın ikinci duruşması yarın Kozan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Gazete Sujın

 

Tags: , , ,


About the Author



Bir Cevap Yazın

Back to Top ↑