Yazarlar

Published on Haziran 8th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

AFD’nin engellenemeyen yükselişi – Cemal Bozoğlu

29 ve 30 Haziran’da AFD Almanya kongresinin yapılacağı Augsburg şehri şu anda harıl harıl 10 binlerin katılacağı tahmin edilen etkinliklere hazırlanıyor…

Avrupa‘da yaşanan terör olayları ve ilticacı göçü, toplumun derinliklerinde var olan ırkçı eğilimleri açığa çıkardı. Fransa‘da müslüman göçmenleri hedef alan Jean Marie Le Pen‘in kızı Marine Le Pen önderliğindeki Milli Cephe (FN), Avusturya’da Jörg Heider’den sonra Norbert Hofer’in devam ettirdiği Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ), Hollanda‘da Geert Wilders önderliğindeki Özgürlük Partisi (Partij voor de Vrijheid) Almanya’dan Almanya için Alternatif (AFD) partisi eklenerek kare tamamlandı. Bu gelişmeleri sosyolojik açıdan araştıran bir yığın kaynak var. Avrupa’da ırkçılığın baharı ve ırkçılaşan demokratik konservatifler konusunu başka bir yazıda işlemeyi düşünüyorum. Bu yazıda AFD ve Bavyera bölümüyle sınırlı kalacağım.

 

Neden Bavyera?

AFD partisi Bavyera eyaletinin üçüncü büyük şehri olan Augsburg‘da son Almanya genel seçim sonuçlarına göre yüzde 13,3 oranında oy aldı. Bu sonuç batı Almanya’da nüfusu 250 binin üzerindeki şehirlerde AFD’nin aldığı en yüksek miktar. Bavyera eyaletinin birçok bölgesinde bu duruma benzer gelişmeler yaşanıyor. Seçim ön araştırmaları 14 Ekim 2018 eyalet seçimlerinde AFD’yi yüzde 13 oranlarında tahmin ediyor. Seçim sonuçları böyle olursa eğer, AFD’nin batı Almanya eyaletlerinde aldığı en yüksek oy oranı olacak.

Bu durum Almanya‘da seçim sonuçlarının tarihsel gelişimine bakıldığında olağanüstü bir gelişme. Girdiği ilk seçimde yüzde 5’lik barajı aşarak, iki basamaklı sonuç elde etmek sık sık görülen bir durum değil.

Fridrich Ebert Vakfı’nın Bavyera eyaletinde yaptırdığı toplumsal gruba yönelik düşmanlık “Gruppenbezogener Menschenfeindlichkeit” konulu bilimsel araştırma ürkütücü sonuçlara ulaştı ve seçim sonucu hakkında ipuçları da burada saklı. 2 bin 611 denek üzerinde yapılan araştırmada Bavyera halkında, belirli topluluklara karşı düşmanlığın çok yüksek olduğu tespit edildi. İlk sırayı 5 puan üzerinden 3.0 ile müslümanlar almakta, ikinci sırada 2,6 ile uzun vadeli işsizler, üçüncü sırayı ise 2,5 puanla ilticacılar alıyor.

Yani ortalama halkın yüzde 63‘ü müslümanlara, yüzde 55‘i işsizlere ve yüzde 50’si ise mültecilere karşı önyargılı, hatta düşmanlık boyutunda düşüncelere sahip. Bu eğilimler son yıllarda ortaya çıkmadı, aksine son 50 yıldır CSU tarafından ekildi, yeşertildi ve canlı tutuldu. Bu durum CSU‘nun neden Almanya siyasetinin en sağ ve radikal ucu olmaya özen gösterdiğini açıklıyor. Bu durum karşılıklı etkileşim ekseninde yürüyor. Toplumda ırkçılık canlı tutuluyor ve hatta yeniden üretiliyor ve sonuçta sadece meyvaları yemek gerekiyor.

CSU‘nun seçim kampanyasının önemli bir bölümünü göçmen karşıtlığı üzerine kurması, böyle bir stratejinin ürünü. Angela Merkel’in son yıllarda siyasetinin rotasını ortaya yöneltmesi ve liberal seçmene yönelik politikaları (sosyal demokratlar ile kurduğu hükümetin de sonucu olarak) sağ kanatta kırılmaya yol açtı. Bu seçimlerde CSU seçmeninin küçümsenemeyecek bir kesimi sahtesini değil, gerçek ırkçıları seçmeye karar verdi.

 

Yaratılan canavar sahibini yiyor

Bu tavır değişimi nur topu gibi yüzde 13’lük ırkçı faşizan bir partiyi ortaya çıkarttı. Şu anda yaratılan canavar sahibini yiyor. Almanya genel seçimlerinde yüzde 10’ların üzerinde oy kaybına uğrayan CSU, artık tek başına iktidarı rüyasında görecek galiba. CSU şimdi ektiği ve yeşerttiği ırkçılığın meyvalarını AFD’nin yemesinin hırçınlığı ile radikal çıkışlar yapıyor. Giden oyları geri getirmek amacına yönelik bu strateji tutar mı? Tam tersi sonuçların ortaya çıkmasına yol açabilecek bu tehlikeli tercih ateşle oynamak gibi birşey. Daha çok hıristiyanlaşmak, daha çok Almanlaşmak ve diğerlerini kendisi gibi olmaya zorlamak olarak açıklanabilecek bu strateji, ırkçılığın değirmenine su taşımak sonucunu doğurabilir ve gelecekte daha güçlü ırkçı bir rüzgarın ortaya çıkmasına yol açabilir.

Ne demişler, rüzgar eken fırtına biçer. Bu nedenle ırkçılığın beslendiği bataklığı kurutmak en doğru yöntem. Bu da dayanışmayı, kardeşliği ve farklılıklara rağmen birarada yaşamayı öğrenmekten geçer.

29 ve 30 Haziran’da AFD Almanya kongresinin yapılacağı Augsburg şehri şu anda harıl harıl 10 binlerin katılacağı tahmin edilen etkinliklere hazırlanıyor. “Kardeşliğin ve barışın şehri Augsburg’da ırkçılığa yer yok” demek için hepinizi davet ediyorum…

 

 

Tags:


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑