Alevilik

Published on Mart 20th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

8 Mart’ın ardından Alevi kadınlar neler yapmalı? – Gülfer Akkaya

Dünyada ve Türkiye’de coşku ile 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı. Kadınlar 8 Mart vesilesi ile dünya çapında ücretli ve görünmeyen kadın emeğini gündem yaptılar. Erkek şiddetini, kadın bedeni üzerindeki erkek ve devlet (kürtaj, çocuk doğurma-doğurmama, erkek merkezli cinsellik) politikalarına isyan ettiler.

Dünyanın her yerinde daha daha yükseltilen erkeklik politikalarına karşı erkekleri, iktidarları ve devletleri uyardılar, tehdit ettiler, eşitlik politikalarını uygulamaya çağırdılar.

Gerek erkek egemen sistem dediğimiz patriarkanın, gerek kapitalist sistemin özellikle neoliberal politikalar döneminde kadın emeğine karşı ortak yürüttükleri sömürü politikaları gün geçtikçe daha ağırlaşıyor, kadınların hayatlarını daha dayanılmaz hale getiriyor.

Kapitalizmin krizi kadınları iki şekilde etkilemekte. Biri; ücretli alanda kadınların emeğinin her zamankinden daha ucuzlaştırılıp, belli sektörlere sıkıştırması, güvenceli çalışmayı daha zorlaştırılması. Diğeri; ücretli alanda çalışan kadınları “kriz var, iş yok” diyerek eve göndermesi. Kriz zamanlarında kapitalizmin ilk olarak kadın işçileri işten çıkardığı herkesçe bilinen bir gerçek. Ve buna işçi erkeklerin gıkı’nın çıkmaması. Cinsiyetçi politikalarda işçi erkeklerin nasıl oluyorsa düşmanları olan kapitalizmle anlaşması. Bu önemli başlık başlı başına yeni bir yazı konusu. Yeri gelmişken kadınlara devrimcilik, mücadele dersi veren erkekler bunu da düşünsünler.

Tüm dünyada kadınlar bu vb cinsiyetçi politikalarla yüz yüzeler. Bu nedenle Avrupa ve Amerika kıtasında kadınlar geçen yıllarda olduğu gibi bu 8 Mart’a eviçindeki görünmeyen kadın emeği ve ücretli kadın emeği alanlarında ortak grev çağırısı yaptılar. Sırf İspanya’da 8 milyon kadın bu çağırıya evet dedi, 8 Mart’ta çalışmadı. Bu sayı geçen yıl 5 milyon idi.

İsviçreli kadınlar eşdeğer işe eşit ücret için bir yıl boyunca mücadele planı yaptılar. 8 Mart’a onlar da bu çağırı ile girdiler. 14 Haziran’da grev yapacaklar.

Dünya çapında kadınlar her geçen gün mücadelelerini yükseltiyor. Ve hatta kimi ülkelerde yer yer sertleştiriyorlar da. Çünkü yaşam haklarından, çalışma haklarına dek erkek, devlet ve kapitalizm tarafından adeta çevrelenmiş durumdalar ve nefes alamıyorlar.

Alevi kadınlar için de bu son yıl geçen yıllara göre çok daha olumlu ve bazı açılardan gündemlerini, kadın mücadele zeminlerini oluşturma yılı oldu.

İlk olarak Alevi kadınlar kadıncıl inançlarını biraz daha öğrenmekte-içselleştirmekte, ona daha çok sahip çıkmakta. Kadıncıl Alevilik inancının gösterdiği Yol’da Alevi evlerinde ve kurumlarında hiç de öyle bahsedildiği gibi eşitlik olmadığını daha çok fark etmekteler, dillendirmekteler.

Erkeklerin ve sayıları her geçen gün azalan bazı kadınların “Biz zaten eşitiz, bizde eşitlik var” diyerek kadın çalışmalarını gereksiz gösterip, engellemeye çalışmalarını artık görüyorlar. Kota, pozitif ayrımcılık gibi kadınların mücadelelerle kazandıkları hakları Alevi kurumlarının tüzüklerinde görmek istiyorlar. Eş ya da eşit başkanlık sistemi istiyorlar ve uyguluyorlar da. Kimi erkeklerin ve dedelerin engellemeye çalışmalarına rağmen Analar cem yürütmeye devam ediyor.

“Alevi erkekler kadın dövmez. Bizde dayak yok ki” erkeklik palavralarını karşılarına almaktan çekinmiyor artık Alevi kadınlar. Alevi kurumlarındaki kadınların, kadın birimlerinin acil başlıklarından biri erkek şiddeti. Alevi kadınlar erkeklerin tüm baskılarına, yönetimlerin tüm baskılarına rağmen erkek şiddetini dillendirmekten çekinmiyor, susmuyor, korkmuyor.

Bilakis bu değişim ve kadınların çabaları Alevi kurumlarındaki erkekleri ve erkek yönetimleri rahatsız ediyor. Kadınların çalışmalarını, programlarını bu rahatsızlık nedeni ile engellemeye, belirlemeye çalışmaktalar.

Alevi kadınlar daha çok yol almak, önlerindeki engelleri kaldırmak, gerçek anlamda kadın çalışmaları yapabilmek için tüm bu nedenlerden dolayı “kadın birimlerinin özerk çalışma hakkını” gündemlerine almalılar, kadın birimlerinin çalışmalarını yönetim kurullarının denetim ve belirlemesinden kurtarmayı hedeflemeliler.

Önümüzdeki 8 Mat’a dek, bir yıl boyunca Alevi kadınların örgütsel olarak önlerindeki en önemli hedef bu olmalı. Kadın birimlerinin özerk çalışması… Bu konuda konuşmalı, tartışmalı ve birimlerini özerkleştirmek için adım atmalılar. Yani kadın birimleri gündemlerini kendileri oluşturmalı, nasıl mücadele edeceklerini, bu mücadelede ne tür yöntem ve araçlar kullanacaklarını kendileri belirlemeli. Erkeklerin ve erkelerle doldurulmuş yönetimlerin kadınlara müdahalesi sonlandırılmalı.

Ayrıca Alevi kurumlarını ele geçirmiş, oraları gericileştirip muhafazakârlaşmış olağanüstü güçlü erkek egemenliği var. Bu durum her şeyde belirleyici. Örgütlenme biçiminden, dile, politika yapmaya, kültürel etkinliklere dek her alanda bununla karşılaşmak mümkün.

Alevi kurumlarında hakim olan bu erkek egemen tarz kadınların varlığını, görünürlüğünü, kimliğini ve o kurumlarda verdiği sonsuz emeği bastırmakta. Kadınları yok saymakta. Hatta değersizleştirmekte. Lafta “kadınların başımızın üstünde yeri var” güzellemeleriyle kimse kadınlara bir şey anlatmasın.

Kadınlar erkeklerin başının üstünü değil, yönetimleri, erkek şiddetinin son bulmasını, kadın emeğinin o kurumlarda bile görünmezleştirilmesinin son bulmasını, cinsiyetçi dilin, maço tavırların son bulmasını istiyor.

Alevi kurumlarında kadınlara tıpkı evde yapıldığı gibi baskılar, şiddet mevcut. Kadınlar hep geriye atılıyor. Salonlarda ilk erkeler konuşuyor, en önlerde erkekler oturuyor. Kadınlarsa erkeklerden sonra geliyor. Üstelik konuşan erkeklerin sayıları ve süreleri arasında kadınlarla devasa farklar var.

Yapılan tüm Alevi etkinliklerine bakın, kadınlar ya yok, ya sadece sunucu-moderatör (bilmek, fikir, hitap erkeklere ait bir şey, kadınların ancak bilen erkekleri övme hakkı olabildiğinden sunucu ya da moderatörler) ya da kadınlar konuşmacıysa bile sayılar misal; beş erkek, bir, bilemedin iki kadın şeklinde oluyor.

İşte bu duruma bizde kadın erkek eşit diyorlar. Buna inanmamızı bekliyorlar. Bundan alâ cinsiyetçilik mi var?

Alevi kadınlar bunlara artık inanmıyor, inanmadığı gibi erkek egemenliğine karşı mücadele ediyor. Bu yıl Alevi kadınlar açısından güzel bir yıl oldu. Ama bu mücadeleci kadın damarının daha güçlenmesi gerekiyor. Bunun için daha çok kadına ihtiyaç var.

Öyle görünüyor ki Alevi kadınlar bu yılı da hem eviçindeki hem Alevi kadın kurumlarındaki ve hem de bulundukları şehirde, ülkede, kıtadaki kadın mücadeleleri ile buluşarak, böylece daha güçlenerek geçirmeyi amaçlıyorlar. Kadınların Yol’u açık ola.

Kadıncıl aşk ile kadınların 8 Mart birlik, mücadele dayanışma günü bir kez daha kutlu olsun.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑