Halklar ve İnançlar

Published on Mayıs 30th, 2018 | by Avrupa Forum 2

0

FEDA: Çorum Katliamının sorumlusu devlettir

Çorum Katliamının 38. yıldönümü nedeniyle, Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından yapılan açıklamada “Kaliamların sorumlusu devlettir. Çorum’un hesabını soracağız” dendi.

AF (Paris)

Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından yapılan açıklama şöyle:

BASINA VE KAMUOYUNA

Çorum Katliamının Hesabı Sorulacaktır!      

12 Eylül 80 darbecilerine meşruiyet sağlamak amacıyla Maraş’ta, Malatya’da, Sivas’ta sahneye konulan Alevi katliamları serisinin devamı olan Çorum katliamının sorumlusu TC devletidir.

1970’ten 1980   12 Eylülüne kadarki süreç,  Türkiye’de  siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb . çalkantılarla dolu geçen bir süreç oldu. Türkiye tarihinin en kanlı askeri cuntası bu yılın 12 Eylülü’nde yapıldı. İşte böylesine kanlı alt üstlerin yaşandığı bir yılın en kanlı sahnesi ise Çorum’da hayata geçti.  Önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi Çorum’da da Sünni yurttaşlar, Alevi yurttaşlara karşı kışkırtılmaya çalışıldı. Provokasyon yaratmaya en elverişli enstrümanların başında gelen insanların dini duyguları, 12 Eylül’de darbe yapmayı planlayanların elinde, basit bir provokasyon aracı haline getirilip arkasına devleti aklama amaçlı  derinlerindeki güçlerin olanaklarını alan faşist ve dinci güruhlarca, Çorumda  kanlı bir katliama dönüştürüldü.

27 Mayıs 1980’de  MHP’li Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden karanlık güçlerin kışkırttığı MHP’li faşistlerin öncülüğünde bir grup, 28 Mayıs günü Çorum’un en işlek caddelerinde terör estirmeye başlar. Dükkanlar yağmalanır, Alevi esnaflar dövülür. Alevilerin yoğun olduğu Milönü mahallesine saldırı olur. Çorum’da katliamın startı verilmiştir ve bu saldırılar belli aralıklarla 5 Temmuz 1980’e kadar sürer. Alevilere yüzyıllar boyunca reva görülen katliamlar zincirinin son halkalarından olan Çorum katliamını anlatan insanları dinledikçe insanın tüyleri diken diken oluyor.

Biz Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) olarak katliamcıları ve destekçilerini bir kez daha lanetlerken, Alevi katliamcılarından hesap sorma görevinin omuzlarımızda olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz.

Her katliamdan sonra devlet sorumluları, hemen soruşturma başlatacaklarını, sorumlulardan hesap sorulacağını söylemişlerdir. Ancak biz Alevilere karşı gerçekleştirilen hiçbir katliamın gerçek sorumluları ortaya çıkarılıp yargılanmamıştır. Yargılanan birkaç piyon ise ilk fırsatta özel yasalar çıkarılarak af edilmiştir.

MHP’li eski bakan Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden ‘karanlık güçler’ (Aslında her zaman bilinen güçler)  28 Mayıs 1980 günü Çorum’un en işlek caddelerinde terör estirir. Cadde ve sokaklar ‘Kana kan, intikam’ sloganlarıyla faşist saldırganlarca işgal edilir. Solculara ve Alevilere ait işyerleri yağmalanır, tahrip edilir ve yakılır. Saldırıya uğrayanlar, güvenlik güçlerine başvurduklarında ‘Toplumsal olaydır, müdahale edemeyiz’ yanıtını alırlar.

Olayların tırmanması üzerine Vali Rafet Üçelli, sokağa çıkma yasağı koyar. Katliamcılardan korunmak için savunma amacıyla halkın oluşturduğu barikatların kaldırılmasını ister. Saldırıya uğrayan halk, sokağa çıkma yasağına uyarken; saldırganlar özgürce sokaklarda saldırılarını sürdürürler. Vali Üçelli, halkın kendini savunması için kurduğu bu barikatın kaldırılması için Jandarma Komutanı Yarbay Vural Güride’ye emir verir. Halk ise, can güvenlikleri için kurdukları barikatı kaldırmamakta direnir. Eğer halk barikatlar kurup kahramanca direnmeseydi; Çorum Katliamı’nın dünyanın en büyük katliamları arasına girmesi işten bile değildi.

1 Temmuz 1980 günü, ‘Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız’ sloganıyla ikinci katliam başlatılır. Terlemez Evler ile SSK Hastanesi civarında yerleştirilen uzun menzilli silahlarla solcu ve Alevi evlerine ateş açılır. Faşistlerin egemen olduğu semt ve mahallelerde silah sesleri, kenti çınlatmaktadır. Semtin tüm telefon şebekeleri kesilmiş, haber alınamamaktadır. Faşistler Çorum’a gelen yolları keser, araçları tahrip eder, esir aldıkları insanları işkenceyle öldürürler. Günün bilançosu 4 ölü 10 yaralı, 50 ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılmıştır. Bu gelişmeler üzerine vali sokağa çıkma yasağı ilan eder. Ama saldırganlar ellerini kollarını sallayarak rastgele sağı solu kurşun yağmuruna tutar, ev ve işyerlerini yakmaya devam eder.

4 Temmuz sabahı, vali bir gün önce koyduğu sokağa çıkma yasağını kaldırır. Faşistler ise hemen halkı tahrik etmek için kendi adamlarını değişik camilere dağıtır. Cuma namazının bitiminde içeri girerek, ‘Ey Müslümanlar, solcular-Aleviler Milönü’ndeki Alaaddin Camii’ye bomba attılar. Cami yanıyor, namaz kılan Müslümanları katlediyorlar’ diye bağırırlar. Tahrik sonucu cuma namazından çıkanlar eline ne geçirmişlerse topluca Milönü’ne koşarlar. Çorum’un değişik camilerinden binlerce tahrik edilmiş öfkeli insan Milönü’ne yığılmıştır.

Bundan 38 yıl önce gerçekleşen Çorum Katliamı, 57 yurttaşın hayatını kaybettiği, 200’ün üstünde yaralı; 300’e yakın ev ve işyerinin tahrip edilerek yakılması; binlerce ailenin göçüyle tarihin en karanlık sayfaları arasında yerini aldı. Katliamın belgeleri ‘kozmik odaların’ raflarından indirilerek hesaplaşılmayı bekliyor.

Katliamlar devlet politikası

Türkiye topraklarında yaşanan tüm katliamlar gibi Çorum Katliamı da bir devlet politikası olarak ortaya çıktı. Öncülü örnekleri Malatya’da, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta görülmüştür. Özellikle son 40 yıldır da Kürt illerinin her bir köşesinde saymakla bitmeyecek yoğunlukta yüzlerce katliama tanık olmaktayız.  Katliamcılar tarafından ‘Bin operasyon yaptık’ diye itiraflarda bulunulmuştur. Ve bugün de katliam politikaları devam etmektedir.

Diğer taraftan ise katliamcıların yargılanması, hesap sorulması ‘derin güçlerin’ marifetleriyle hep engellendi. Kimi katliamların sorumluları yakalanıyor gibi gösterilse de işin özüne dokunulmadı. Katliamcıların liderleri her iktidar döneminde işlerinin başında olmaya devam etti. Bu gerçek Çorum Katliamında da değişmedi. Bu katliamların hepsinin arkasında, ‘Özel Harp Dairesi’nin, JİTEM’in, Ergenekon’un’ kanlı parmak izi çıktı.  Yani işin özü TC devletinin izi çıktı.

FEDA olarak biliyoruz ki; Çorum Katliamı’nın hesabını sormak, bugün işlenen katliamlara sessiz kalmayarak, katliamcılara karşı sesimizi yükseltmekten geçiyor. Çorumun hesabını sormak bu katliama yol açan zihniyeti iktidardan indirmekle olanaklıdır. Öyleyse 24 Haziranda Çorumun da hesabını sormak için oyları HDP’ye verelim.

Unutmayalım ki bu topraklarda dün bize kanlı katliamları reva görenler bugün iktidarda olanlardır, onlar ile kol kola bu ülkeyi yönetenlerdir. Bugünün Alevisever  ( !) devlet yöneticileri, 1980 öncesinin dinci ve faşist çeteleriydi. Bunu asla unutmayalım, onlar kuzu postuna bürünmüş kurtlardır. Ve puslu havada avlanmayı çok severler. Bugünde bize zorunlu din dersleriyle, Milli Eğitimi kökten imam hatiplileştirerek, Alevi çocuklarını zorla kuran derslerine katarak, son darbeyi vurup asimile etmeye çalışıyorlar. Aleviliği tarihsel köklerinden kopararak, « İslamın enteresan bir yorumu vb. » tanımlamalarla özgünlüğünü silmeye çalışarak tüm toplumu Sünnileştirme hedefine yürüyorlar.

Çorum katliamından ders çıkarmak, dünün katliamcıları, bugünün iktidar yürütücüleri gerici faşist iktidar ittifakının gerçek yüzünü teşhir etmekten geçiyor. Çorumun hesabını sormak tekçi, ırkçı iktidarı al aşağı etmekten geçiyor. Artık Aleviler örgütsüz değildir.  Demokratik Alevi hareketi Alevilerin tüm haklarını savunmaktadır. Aleviler ülkede de yurt dışında da Alevi olarak yaşamak için mücadelelerini yükseltiyorlar. 24 Haziran seçimlerinde HDP’yi desteklememiz Çorum’un hesabını sormanın bir biçimi oluyor. o zaman FEDA olarak  bir kez daha diyoruz ki, Oylar Demirtaş’a, oylar HDP’ye

AVRUPA DEMOKRATİK ALEVİ FEDERASYONU (FEDA)

30 Mayıs 2018 Paris

Tags: , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑