Türkiye

Published on Temmuz 15th, 2018 | by Avrupa Forum 8

0

15 Temmuz: Erdoğan ‘hayırlara vesile oldu’, Kılıçdaroğlu ‘Erdoğan darbesi’ dedi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin 2. yıl dönümünde Hürriyet’e yazdı. “15 Temmuz’da FETÖ’nün yapamadığını, beş gün sonra ilan edilen OHAL sayesinde bizzat Recep Tayyip Erdoğan yaptı” diyen Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, OHAL yoluyla hukukun üstünlüğü ve parlamenter demokrasiyi askıya aldı, tüm muhalif seslere karşı bir tasfiye hareketi başlattı. Diktatörlük rejimi 15 Temmuz’a dair kararlılıkla sorulan pek çok sorunun yanıt bulmasını, 15 Temmuz’un üzerindeki sis perdesinin aralanmasını şimdilik engelliyor” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun Hürriyet’te yer alan yazısı şöyle:

Bugün, parlamenter demokrasimizi yıkmaya yönelik 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ikinci yıldönümü. Bu girişim, halkımızın ve 15 Temmuz gecesi parlamentoyu açık tutarak darbecilere meydan okuyan parlamenterlerimizin direnişi sayesinde başarısız kılındı.

Modern demokrasiler, ‘direnme hakkı’nı yurttaşlarının meşru hakkı olarak nitelendirir. Bazı ülkeler tarafından anayasal bir hak olarak da güvenceye alınan ‘direnme hakkı’, demokrasi yoluyla ulaştığı iktidarı kendi çıkarları doğrultusunda bir baskı aracına dönüştürenlere karşı gösterilecek tepkilerin tümünü kapsar. Bu hak darbecilere karşı da kullanılabilir.

Dolayısıyla, terör örgütünün 15 Temmuz gecesi istediği hedefe ulaşamamış olması, dünya demokrasi tarihi açısından tarihseldir. Çünkü demokrasiyi ortadan kaldırmak isteyen FETÖ’nün girişimi, vatandaşlarımızın, mevcut parlamentoyla birlikte kullandığı direnme hakkı ve medyamızın da üstün yayın başarısıyla durdurulmuştur.

Bu vesileyle 250 şehidimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ancak yıl dönümü etkinliklerine ’15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma Haftası’ adı verilmiş olsa da kendisi için zafer kazandığı savunulan demokrasinin ortadan kaldırıldığını da vurgulamak istiyorum.

‘ERDOĞAN DEMOKRASİYİ ASKIYA ALDI’

16 Temmuz’da, yani darbenin bir gün sonrasında, Gazi TBMM’nin çatısından darbecilerin attığı bombaların dumanı tütmeye devam ediyorken, bizler yeni ve güçlü bir demokrasinin ilk adımlarını atmaya başlayabilirdik. Ancak bu olmadı… Aksine 15 Temmuz’da FETÖ’nün yapamadığını, beş gün sonra ilan edilen OHAL sayesinde bizzat Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Erdoğan, OHAL yoluyla hukukun üstünlüğü ve parlamenter demokrasiyi askıya aldı, tüm muhalif seslere karşı bir tasfiye hareketi başlattı.

SUÇUN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ YERİNİ TOPLU CZALANDIRMAYA BIRAKTI’

Yüz binlerce çalışan kamu görevinden ihraç edildi, siyasi suçlamalarla çok sayıda akademisyen, gazeteci ve milletvekili tutuklandı, medya susturuldu, yargıya eşit biçimde erişim hakkı ortadan kaldırıldı. Suçun şahsiliği ilkesi yerini toplu cezalandırmaya bıraktı. Anayasa Mahkemesi, KHK’lar hakkında kendisini yetkisiz ilan etti. BM Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin 13 maddesine çekince konuldu; bu çekince işkence ve kötü muamele yapacağımızın uluslararası kabulü oldu.

‘SARAY, TÜRKİYE DİKTATÖRLÜK REJİMİNE DÖNÜŞTÜRDÜ’

Biz bu nedenle iki farklı 15 Temmuz olduğunu savunuyoruz, ‘Halkın 15 Temmuz’u…’ ve ‘Sarayın 15 Temmuz’u…’ Halkımız, direnme hakkını kullanarak FETÖ’nün amacına ulaşmasını engelledi. Zulmün ve yağmanın sembolü olmuş saray ise 15 Temmuz bahanesiyle Türkiye’yi bir diktatörlük rejimine dönüştürdü.

‘SİYASİ AYAK ORTAYA ÇIKARILMADI’

Öte yandan, darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılmaması/çıkmaması üzerine kurulmuş hukuki bir süreç de yürütülüyor. Harp okulu öğrencilerine, erlere ağır hapis cezaları veriliyor, on binlerce tutuklu yıllardır haklarındaki iddianamelerin tamamlanmasını bekliyor… Örnekleri çoğaltabiliriz. Siyasi/ekonomik gücü olanlar ise iktidar mensuplarının da ifade etmekten çekinmedikleri ‘FETÖ Borsaları’ yoluyla soruşturmalardan kurtuldular, kurtuluyorlar. Kimileri akrabalık ilişkileri sayesinde FETÖ üyeliklerini temizlemeyi başarıyorlar.

‘NE İSTEDİNİZ DE VERMEDİK’

Oysa Erdoğan ve ekibi, siyasi hayatlarında ve rant ekonomisine dayalı zenginleşme süreçlerinde kendilerine rakip gördüklerine karşı FETÖ ile işbirliği yaptı, ‘Ne istediniz de vermedik’ sözü bu işbirliğini sembolize eden bir itiraf olarak tarihteki yerini aldı. Bu iki yapının arasındaki ayrılık ise ‘daha demokratik, özgür ve adil bir Türkiye’ konusundaki görüş farklılıkları nedeniyle başlamadı. Aksine demokrasinin, özgürlüğün ve adaletin geriletilmesi konusunda birbirleriyle yarışan bu iki yapının çıkarları çatışmaya başladı. 15 Temmuz’un gerçek tarihi, bu politik arkaplan olmadan yazılamaz.

‘DİKTATÖRLÜK REJİMİ SİS PERDESİNİN ARALANMASINI ENGELLİYOR’

Diktatörlük rejimi aynı zamanda 15 Temmuz’a dair kararlılıkla sorulan pek çok sorunun yanıt bulmasını, 15 Temmuz’un üzerindeki sis perdesinin aralanmasını şimdilik engelliyor. Şimdilik diyorum, çünkü doğru sorular er ya da geç doğru yanıtlarla buluşacaktır. Eğer Türkiye’nin geleceğinden darbeleri çıkarmak, demokrasimizi kökleştirmek, tek adam rejiminden kurtulmak, herkes için eksiksiz bir adalete ulaşmak istiyorsak, yapmamız gereken, doğru soruları sorma ve doğru yanıtları bulma kararlılığından vazgeçmemektir.

Örneğin,

  1. Adil Öksüz, 2008 yılından bu yana kim olduğu bilinmesine karşın neden takip edilmemiştir?

  2. Darbe girişiminden hemen önce aralarında Adil Öksüz ve Kemal Batmaz’ın da bulunduğu beş kişi, MİT tarafından izlenen bir evde bir araya gelmişlerdir. MİT, darbe kararının alındığı bu toplantıyı dinlemiş midir? Dinlemediyse bu görevi ihmal suçu değil midir?

  3. MİT; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı’na FETÖ/PDY örgütü faaliyetleri ile ilgili olarak darbe girişiminden önce en son hangi tarihte bilgi vermiştir?

  4. Bilinen ve beklenen darbe teşebbüsünün 15 Temmuz’da olacağı MİT’e saat 14.00 itibari ile iletilmesine rağmen neden Cumhurbaşkanı ve Başbakan anında bilgilendirilmemiştir?

gibi doğru yanıtlarını bekleyen yüzlerce soru bulunmaktadır. Bu nedenledir ki, 15 Temmuz gecesi tam olarak ne olduğunun ortaya çıkarılması, demokrasiye inanan herkesin tarihsel sorumluluğudur.

Biz, ‘öngörülen, önlenmeyen ve sonuçları kullanılan darbe’ye, ‘kontrollü darbe’ diyoruz. Bu bağlamda, 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen OHAL sürecinin ülkemizi getirdiği noktayı, bir ara dönem olarak görüyoruz. Dolayısıyla, 16 Nisan 2017 Referandumu ve 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri, tek adam rejiminin tesisi açısından Erdoğan ve arkadaşlarına başarı getirmiş gibi görünebilir. Ancak demokrasi için kararlılıkla mücadele verenler bilmektedir ki diktatörlükler baki değildir. Tarih, diktatörlere karşı girdikleri mücadelelerden zaferle çıkmış demokrasi kahramanlarını yazar.

Çok yakın bir zamanda Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de hedefi doğrultusunda cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandıracak; çağdaş parlamenter demokrasiyi birlikte kuracağız. Bunu başardığımızda 15 Temmuz’un üzerindeki sis perdesi de kalkacak. İşte o zaman her 15 Temmuz’da gerçek anlamda bir demokrasi zaferi kutlaması yapacağız.

’15 TEMMUZ MİLLETİMİZ VE GELECEĞIMIZ İÇİN HAYIRLARA VESİLE OLDU’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü nedeniyle Hürriyet gazetesi için bir yazı kaleme aldı. Erdoğan yazısında “15 Temmuz da, sonuçları itibarı ile ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile oldu” dedi.

Erdoğan’ın 15 Temmuz yazısı şöyle:

’15 Temmuz Milli İrade ve Demokrasi Zaferi’mizin ikinci yıldönümünü, ülkemizin dört bir yanında milletçe büyük bir gurur ve coşkuyla idrak ediyoruz. Bu vesileyle, kahramanlık ve mücadeleleriyle bir kez daha tarih yazan şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Vatanımızın bekası ve milletimizin bağımsızlığı uğruna o gece darbecilere meydan okuyan gazilerimize şükranlarımı sunuyorum.

Darbecilerin, sokağa çıkmayacağını, silah görünce sineceğini, pusacağını, hatta çil yavrusu gibi dağılacağını varsaydığı bu millet, o gece genci-yaşlısı, kadını-erkeğiyle tüm ülke çapında büyük bir direnişe imza attı. Sokakları, köprüleri, havaalanlarını ve kışla önlerini tutarak darbecilere meydanları dar etti. 27 Mayıs darbesi sonrasında başbakan ve bakanlarının, 12 Eylül sonrasında evlatlarının uyduruk bahanelerle darağacına gönderilmesini çaresizce, içi kan ağlayarak izleyen bu millet, 15 Temmuz gecesi iradesinin cuntacılar tarafından tekrar gasp edilmesine izin vermedi. FETÖ’cü hainlere direnen, kendisine doğrultulan silahlara aldırmayan aziz milletimiz, 15 Temmuz gecesinde sergilediği cesaretle, tarihte eşine az rastlanır büyük bir zafer elde etti. Türkiye, 15 Temmuz direnişiyle sadece darbeyi püskürtmedi, aynı zamanda tüm dünyada demokrasinin şeref ve haysiyetini de kurtardı.

Şehit yakınlarımızın ağzından dökülen “Evlatsız olunur, vatansız olunmaz” cümlesi, milletimizin metanetinin yanı sıra fedakârlığının da sembolüdür. FETÖ’nün ölüm kusan silahları karşısında milletimiz canı pahasına mücadele ederek iradesine sahip çıkmış, vatanına namahrem elinin değmesine müsaade etmemiştir. Bu millet, FETÖ aracılığıyla Türkiye’nin hizaya sokulmasına, terbiye edilmesine, müstemlekecilerin uydusu haline getirilmesine izin vermemiştir. Türk halkı, tıpkı Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi, birilerinin mandası olmayı reddetmiştir. 15 Temmuz, sadece FETÖ’cülere değil, aynı zamanda tüm darbecilere, darbe heveslilerine, terör örgütlerine ve onların arkasındaki güçlere verilen en net cevaptır.

Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, şer görünen kimi şeylerde bizim için hayır olabileceğine işaret ediyor. Bu ilahi hakikate, bu topraklarda bin yıla sari geçmişimizde yaşadığımız pek çok olayda da defalarca şahitlik ettik. Kısa vadede milletimizin zararına gibi görünen pek çok hadisenin, ilerleyen dönemlerde hayırlara vesile olduğunu gördük. Kimi yenilgilerin, daha sonra gelecek destansı zaferlerin müjdecisi olduğunu bizzat yaşayarak tecrübe ettik.’

‘TÜRKİYE’Yİ YENİ BİR YÖNETİM SİSTEMİNE KAVUŞTURDUK’

’15 Temmuz da, sonuçları itibarı ile ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için hayırlara vesile oldu. Darbecilerin, milletin direnişi karşısında ilk defa bozguna uğradığı bu zafer, ülkemizde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Milli iradeyi rehin almayı hedefleyen o meşum girişim, Türk demokrasisinin önünün açılmasına, daha da güçlenmesine vesile oldu. 29 gün süren demokrasi nöbetleriyle ülke sathında devam eden, 7 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nda ete kemiğe bürünen o diriliş sürecinin sonunda, 16 Nisan Halkoylaması ve 24 Haziran seçimleriyle Türkiye’yi yeni bir yönetim sistemine kavuşturduk.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 15 Temmuz benzeri vesayet girişimlerinin artık tamamen tarihe gömülmesinin de tescilidir. Allah’ın izniyle hiçbir gayrimeşru güç, milletin iradesine el uzatmaya bir daha cesaret edemeyecektir. Türkiye, yeni yönetim sistemi sayesinde, muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğuna artık daha süratli bir şekilde devam edecektir.

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün ikinci sene-i devriyesinde devlet olarak şehitlerimizin emaneti olan bu güzel vatanı yüceltmeye bir kez daha söz veriyoruz. Bu vesileyle, o gece tüm dünyaya yiğitlik ve kahramanlık dersi veren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize hayırlı, uzun ömürler diliyoruz.’

 

Kaynak: Artı Gerçek

Tags: , , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑