Kadın

Published on Mart 19th, 2019 | by Avrupa Forum 2

0

Augsburg’ta “Kadın Mücadelesi ve Türkiye’deki son siyasal gelişmeler” paneli

Augsburg Kadın Platformu, Yeni Kadın’ın düzenlediği, yazar Gülfer Akkaya’nın panelist olarak katıldığı 8 Mart Kadın Mücadelesi ve Türkiye’deki son siyasal gelişmeler konulu panele ilgi yoğundu.

AF (Augsburg)

Yazar Gülfer Akkaya’nın panelist olarak katıldığı, Augsburg Kadın Platformu, Yeni Kadın, 8 Mart Kadın Mücadelesi ve Türkiye’deki son siyasal gelişmeler konulu panel üzenledi.

Kadın Platformu adına açılış konuşmasını yapan Perihan Baçaru,  “Bütün dünyada, içinde yaşadığımız ülke olan Almanya’da ve Türkiye’de kadına yönelik saldırılar ve kadın düşmanı söylemler artarak devam etmektedir. Türkiye’de ise iktidara geldiği günden bu yana kadının bedenine, emeğine ve yaşamına saldıran, gerici ve muhafazakar bir rejimi ören AKP bunu da kadının nerde çalışacağına, nasıl yaşayacağına, kaç çocuk doğuracağına kadar karışarak, toplumsal yaşamı yukardan aşağı dizayn etmeye çalışarak yapmaktadır. Peki erk’ek iktidar neden bu kadar kadına acımasız ve her fırsatta kadına saldırıyor?” diye sordu.

Gülfer Akkaya, ‘’Bu yıl dünyanın bir çok ülkesine kadınlar 8 Mart’a kadın grevi ile girdiler. Çünkü kadınlar durursa hayat durur. Çocuklar doğmaz, evdeki işler yapılmaz, aile fertlerinin bakımı olmaz. Kadınlar görünmeyen emeğini görünür kılmak için greve gittiler’’ dedi.

Dünyada iki sistem olduğunu, birincisi kapitalist sistem, işçi sınıfı patrona çalışır değer üretir. Ücret alır ama çalışmasının bir kısmının karşılığında bir ücret alır. Diğer kısmı ise patrona artı-değer olarak kalır. Yani ücretli emeğin sömürüsüne dayanan bir sistem. Diğeri ise patriarkal sistem. Kadın ve erkeğin ayrı bir sınıf olduğu bir sistem. Erkek ezen, kadın ezilen sınıf. Yani ev içi emek sömürüsüne dayanan sistem. Erkek kadın emeğini sömürmekte. Erkeğe bunu sağlayan patriarkal sistemdir.

Erkek egemen sistemde kadınların üretim alanlarında kendini var edebilmesinin zorluklarını ve karşılaştıkları sorunları anlatan Gülfer AKkaya:

‘’Kadın çocuk doğurur. Marksistlerin yeniden üretim dediği insanı, yeni iş gücünü üretir. Bakım emeği denilen aile bireylerine, çocuklara, hasta, engelli, yaşlılara bakımı evde kadınlar yapar. Kadınlar hem kendi anne-babalarına hem eşlerinin anne ve babalarına da bakar. Ev içi bakım emeği de kadınların üzerinde, erkekler bakmaz. Ayrıca evdeki tüm işleri kadınlar yapar. Bu işler zaten kadın işi olarak adlandırılır, erkeklerle ilişkilendirilmez hiç. Biz kadınlar bu bakım işini, ev işini, çocuk doğurmayı bırakırsak hayat durur. Kadınlar bu haksız durumlara karşı çıktığında erkek şiddet uygular’’ diyerek şiddete ve nedenlerine dikkat çeken Akkya ‘Kadın ne yaparsa yapsın değersizleştiriliyor. Evde yemek yapar. Dışarda yapsa para alır. Çocuk bakar para almaz. Ama dışarda kreşte çocuk baksa para alır. Christine Delphy derki; patriarkal sistemde değersiz olan kadınların yaptığı işler değildir. O işleri yapan kadınlardır” sözlerine dikkat çekti. Patriarkal alandaki sömürünün devamı olarak kapitalist alanda kadınların emeği daha ucuz olur, kadınlar daha az ücret alır. Çünkü kapitalist ve patriarkal iki sitem arasında zaman zaman uzlaşma, zaman zaman karşıtlık olur. Özellikle Neo liberal politikaların hayata geçtiği dönemde her iki sistem arasında derin bir uzlaşma olduğunu aktardı Gülfer Akkaya.

Ücretli çalışan kadınların ücretlerine, banka kartlarının yüksek oranlarda erkelerin el koyduğunu, denetlediğini,  iş kurması için ailenin erkekleri desteklediğini,  kadınları çok daha az oranda desteklediğini aktaran Gülfer AKkaya, ait olduğunu, kadınların daha zor kredi aldığını, , kadınların iş yapabilmesi, kendi işini kurmasında daha çok zorlandığına değindi ‘’Sermayeyi de erkek iktidarını da koruyan aynı devlet. Eğitim, sosyal, hukuksal her alanda devlet erkekten yana, erkek egemen sistemden yana. Erkek egemen sisteme karşıyız. Onunla uzlaşı içinde olan kadın emeğini çeşitli yöntemlerle erkeklerden daha ağır koşullarda sömüren sermayeye de karşıyız. Ücretli alanda da kadın emeği daha fazla sömürüye maruz kalıyor. İki yüz yıldır kadınlar eşdeğer işe eşit ücret mücadelesi veriyor, dünya kadınları bu nedenle 8 Mart’a grev çağırısı ile girdiler’’ dedi.

Gülfer Akkaya Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunları aktarırken özetle, ‘’AKP ve Erdoğan kadının nafaka hakkını kısıtlamak için uğraşıyor. Nafaka ödemekten kaçan erkeklerin çoğunun zaten malı, mülkü, parayı başkasının üzerine yaparak malı buharlaştırıyor” dedi.

AKP’nin son zamanlarda İstanbul Sözleşmesi’ni de gündeme getirdiğini söyleyen Gülfer A. “İstanbul sözleşmesi erkek şiddetine karşı kadını ve çocukların güvence koruyan, şiddet yaşanmasını engellemeye çalışan koruyucu amaçlı bir uluslararası sözleşmedir. Kaldırılmak yerine sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesi acil görev olarak hükumetin önünde.  

8 Mart’ta on binlerce kadın feminist gece yürüyüşünde sokaktaydık. Her kimlikten kadın ideolojik ayrılıkları aşarak Taksim’e, İstiklal Caddesi’ne geldi. Polis yürümemize engel oldu. Gaz yedik. Polis kadınlara saldırdı. Yürüyüşümüz engellenmek ve biz dağıtılmak istendik. Bunu başaramadılar. Kadınlar çok renkli dövizler taşıdı. İşsizlikten, şiddete, emek sömürüsünden cinsel taleplere kadar her şey vardı. Erkek devlet iktidar o görüntüden rahatsız oldu. Kadınlar “ezanı ıslıkladı” yalanını ürettiler. Tutmadı. AKP kadınların özgürleşmesinden, politikleşmesinden korkuyor.  8 Mart akşamı kadınları camilere çağırdılar.

Ama kadınlar sokakları seçti.

Erkek devlete karşı, ev içindeki erkek iktidara, patriarkaya karşı mücadele kadın özgürleşmesinin kendisidir. Kadınlar feminist ideolojiyi kuşanmalılar. Kadınların kurtuluşu feminist devrimle olur.  

Genel olarak erkeklerin bir kısmı ve özellikle sosyalist erkeklerin bir kısmı feminist olduğu için kadınları küçümser, aşağılar devrimci görmez, hedef gösterir ve sosyalist mücadeleyi böldükleri karalamasını kasten üretirler. Oysa sınıfı feminist kadınlar değil, evde kadınları sömüren, ezen, şiddet uygulayan sosyalist erkekler böler. Yani onların sistemi olan patriarka böler. Feminist kadınların bir kısmı aynı zamanda sosyalist. Onlar da sosyalist devrim istiyor ve erkeklerden çok çalışıyorlar bunun için. Onlar da kapitalizmin yok edilmesini amaçlıyorlar. Ve biliyorlar ki kadınların kurtuluşu sosyalizmle olmuyor. Bunun için sosyalist kadınlar feminist oldular. Kapitalist sisteme karşı sosyalist, patriarkaya karşı feministiz.

Cinsiyetçi roller, iş bölümü yani ev içi sömürünün üretildiği her şey ortadan kaldırılmalı. Toplum değiştirmeli. Kadın ve erkek her açıdan eşitlenmeli. Feminist devrim bir toplumsal devrimdir. Kadınlık ve erkeklik rollerinin kaldırıldığı, erkelerin kadınları ezip sömürmesinin son bulduğu, kadın ve erkeklerin her açıdan eşitlendiği bir devrimdir. Feminist devrimde kadınlar iktidar istemez. Çünkü iktidar yoktur. Feministler iktidarı alıp erkeleri ezip sömürmeyecek. Bu bir toplumsal devrim olacak. Toplumun siyasi, kültürel, gündelik vb her açıdan değişip dönüşmesini hedefler. Feminist mücadele budur. Eşitlik için bir şey yapmak isteyen erkekler yanımızda yürümesin, toplantıda gelip akıl vermesinler. Ne mi yapacaklar? Erkekler kendilerini değiştirmeli, erkeklikten vazgeçmeliler’’ dedi.

Perihan Baçaru ise özetle,  ‘’Kadınlar çok yönlü ezilme biçimi ve emek sömürüsü yaşar. Her kadın farklı yaşar. Kadınların çok yönlü ezilmesine ve emek sömürüsü yaşamasına neden olan patriarkadır. Kadıların patriarkaya karşı mücadele yürütebilmesi için kadın cins bilincine gerek vardır. Bunun adı da feminizmdir. Erk’ek devlet feminizmi sürekli düşman ideoloji olarak gösteriyor. Kadınlar bile maalesef kadın hak ve özgürlükler mücadelesini savunuyorum ama feminist değilim diyerek bir takım kaygılar üzerinden siyaset yapıyor. Böylece kadın mücadelesine de ideolojisine de yabancılaşıyor, kendisine de yabancılaşıyor.” dedi ve özetle, ‘’Neden işçi sınıfının mücadelesi politik oluyor, sokaktaki direnişler , eylemler, grevler politik oluyor da kadınların direnişleri, grevleri mücadelesi politik olmuyor? Kadının maruz kaldığı şiddette emek sömürüsü de politiktir. Kadının buna karşı verdiği her türlü mücadelede politiktir. Tüm ezilenlerin nasıl içinde devrimci dinamik taşıyorsa, çok yönlü ezilen kadınlar içinde çok daha fazla devrimci dinamik taşıyor. Feminizm kadın cins bilincinin adıdır. Her an her yerde verilecek mücadelenin adıdır. AKP ve Erdoğan üç ideolojiyi düşman ideoloji olarak ilan etmiştir. Darwinizm, komünizm ve feminizm. Demek ki bizim bu üç ideolojiye sahip çıkmamız gerekiyor’’ diye ekledi. 

İlgi ve tartışmaların yoğun olduğu panelde Gülfer Akkaya ’’Hangi sınıftan, kimlikten olursa olsun bütün kadınlar farklı ezilme biçimlerini yaşasa da,  kadınlar ortak düşmana karşı birlikte mücadele etmeliler. Kadınların ortak düşmanı patriarkadır. Ancak birlikte güçlüyüz’’ dedi.

Tags: , , , ,


About the Author



Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top ↑